Kaydet
a- | +A

Yazılarında kendisine hep ‘orta yaşlı öğretmen’ derdi. Ta ki bir gün yalnız kalıp kendi kendine “orta yaşı geçmişim” galiba diyene kadar. Evet hayat durmuyordu. Sürekli akıp geçiyordu. Şöyle bir eski günleri hatırladı. O zamanlar okulun en genç öğretmeniydi. Sene başlarında öğretmen fazlalığı olduğunda en gençleri başka okullara gönderiyorlardı. O dönemde okulun en genç öğretmeni olduğu için sene başlarında hep başka okullara gönderilme korkusu yaşardı. Şimdiye tekrar döndü. Evet artık orta yaşın ilerisine doğru gidiyordu.

Hep şunu tekrar ederdi: İnsanın iki doğum günü vardır. 1-Doğduğu gün, 2-Niçin doğduğunu anladığı gün. Ve asıl kutlanması gereken doğum günü "niçin doğduğunu anladığı gün olmalıdır” derdi.

İşte şimdi o günleri yaşıyordu. Her yaşın farklı psikolojik hâlleri vardır. Kendisi orta yaşın biraz daha ilerisine geçtiği için daha bir hassaslaşmıştı.

Orta yaşın ilerisine geçen öğretmen, Tin suresindeki bu âyetleri anlamaya başladığından beri her şeye hüzünleniyor, duygulanıyordu. Yanından geçtiği eski evlerin ilk hâlini düşünüyor ve aradan geçen uzun yıllar o güzelim evleri yıkık hâle getirmiş olduğuna hüzünleniyordu. Sonra birden kendisini toparladı: “Bunlar benim yeni keşfettiğim şeyler değil ki. Zaten güzel dinimiz bunları bildiriyor. Oturup ağlamanın, sızlamanın faydası yok ki. (Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır) buyuruluyordu Kur’ân-ı kerimde.

O hâlde dertlenmenin bir anlamı yok. Rabbimiz zaten her şeyi açıklamış. Sen kendini bunları yeni keşfetmiş gibi görme. Sana düşen “salih ameller işleyip” “devamlı mükafata” ulaşmaktır. Çünkü o devamlı mükafat yerinde, cennette hüzünlenmek, eskimek olmayacaktır. Ve tekrar o âyetleri okuyup tilavet ederek rahatladı: “Yüceler yücesi Allah söyledi ve elbette doğru söyledi.”

Abdulvasih Duran

ŞİİR

Alperen

Doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde

Gülnar'da, Eğil'de, Afrin'de hem de İdlib'de

Sıra sıra Toros Dağları eteklerinde

At sırtında bir Alperen geçti.

Tarihçi, âlim, gazeteci hem de yazar

Andırın Altınboğa'da kazılır bir mezar.

Bedenini yavaşça koyun incitmeyin zinhar,

Bizim köyden bir Alperen geçti.

Yağmur yağdı toprak suya kandı,

Nasibi olanlar sohbetinizden feyz alırdı.

Gönülden damlayan sözlerin ne de güzeldi.

İlim meclisinden bir Alperen geçti.

Sensiz bu diyarlarda yaşanmaz oldu

Boğazıma bir şey düğümlendi durdu.

Seher vakti bülbüller bir başka ötüşürdü

Bu fâni dünyadan bir Alperen geçti...

Betül Kara

KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST

(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)

Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Allahü teâlâ insanları iki şey için yarattı. Birisi öğrenmek, diğeri öğretmektir. Düşünün ki Eshâb-ı kiram, yurtlarını, ailelerini, mallarını terk ettiler, bir daha geri dönmediler, oralarda vefat ettiler. Niçin? İlâ-yi kelimetullahı yaymak, bir iki kişi daha kurtulsun diye, Rabbimizin dinini öğretmek için böyle yaptılar. Allah'tan korkmak lazımdır. Biraz da içimizde hizmet ruhu olmalıdır. Bu da olmazsa ne bahane edilecek? Gaflet iyi değildir. Ama gafletten uyandıracaklar. Peygamberimiz (aleyhissalatü vesselam) buyuruyor ki: (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.) Hepimiz ölünce uyanacağız. Ama o zaman çok geç kalınmış olabilir. Fırsat ganimettir, vakit nakittir. Elimiz kolumuz tutmaktadır, bu günler bir saadettir. Zerre kadar şikâyet edecek hâlimiz yoktur."

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.