Dün de anlatmaya çalışmıştım bu köşede. Günlük hayatta yaşadıklarımızın yoğun stresi altındaki zihnimizin, dinlenmeye olan ihtiyacı, hepimizin malumudur. Bazen tüm bunların üstüne bir de “insanlara laf anlatamıyorum. Beni anlamıyorlar” diye anlaşılmadığını düşünmenin, ruha yorgunluğu ekleniyor.
Beden yorgunluğu kolay geçiyor da lakin mental yorgunluk dinlenmekle geçmiyor!.. Aslında insanların gerçekten birbirlerini anlaması zordur. Her şeyi herkese anlatıp anlamalarını beklemek, ruha azaptan ve beyhude çabadan başka bir şey değildir.
İnsanların birbirlerini anlaması için biraz gayretle ve biraz da içtenlikle hemhâl olup gönüllere girmek ister… Ve yeter de üstelik!..
Öyle sanıyorum ki bu zamanda insanlar kolayı tercih ettiklerinden, zahmet çekmek istemiyorlar. Galiba birbirlerini anlamaktan yani empati duygusundan muaf olmak istiyorlar. Bazen anlaşılmamak kimi zaman da anlamamak kolaylarına geliyor.
Oysa yaptıklarının ve söylediklerinin insanlar tarafından anlaşılmasını istedikleri için, ressamlar, şairler, yazarlar, âlimler, padişahlar ve devlet adamları muhtemeldir ki hep bir gönül yorgunluğu yaşamışlar, beyhude olacağı için bu hâlden şikâyet de etmemişlerdir.
Cahit Zarifoğlu'nun dediği gibi:
"Gönül yorgunluğu diye bir şey var... Öyle ayaklarını uzatıp dinlenince geçmiyor... Anlatmaya bile mecali kalmıyor insanın..."
Anlaşılmadığını düşünen sizler, size bahaneler üretseler de aldırmayın. Anlaşılmamak bazen kahredici olabilir ama sizi anladıklarındaki sevinciniz kadar çok olamaz. Bu söylediklerimizi de ancak zorluklara dirayetli, sert esen rüzgârlarda yıkılmayan ağaç misali karakteri güçlü insanlar anlar.
Unutmayın ki bu dünyada yaşarken değil, değeri öldükten çok sonra anlaşılan, nice insanlar yaşadı. Üzülmeyin; sizi de er ya da geç anlayanlar olacaktır. Anlaşılmasanız da gam değil, anlamayanlara üzülmeye değmez...
Ender Kandeniz (Madenci)
ŞİİR
Sevgi ve muhâbbet
Muhâbbet; duyguların dünyada en temizi
Yaratan emrediyor, güzeli sevmemizi.
Yaratılan her şeyi, her canlıyı, her türü
Sevmek gerek dünyayı Yaratan’dan ötürü.
Hakk'ın razı olduğu bütün her şey güzeldir
"Hubb-i fillah" buyrulmuş, muhlislere özeldir.
Allah için sevmemek, buğzetmek "buğd-ı fillah"
En kıymetli ibadet, buyurmuş yüce Allah.
Cemm-i zıddeyn muhaldir, tut kalbini temiz, pak
Saf olan muhabbeti seviyor Cenab-ı Hak.
Doğru ve güzelliğin nefsimle ateşkesi,
Gözyaşı ve hasretin ruhumla bileşkesi.
Muhâbbet temel taşı himmet ve bereketin,
Muhâbbet sütkardeşi insanlığa hizmetin.
Muhâbbet can çıkmadan teslim olup ölmektir,
Muhâbbet ne denirse hemen peki demektir.
Muhâbbet anlatılmaz duyguların sesidir,
Muhâbbet her iyinin, güzelin annesidir.
Sevgiliden her gelen sıkıntı, dert ve belâ,
Tam ise muhabbetin katlanırsın pekâlâ.
Başarının sırrı ki; sevgi ve muhabbettir,
Bir de bunlarla birlik özde iyi niyettir.
Sevgi; itaat demek sevenin sevdiğine,
Asla gevşeklik olmaz, sevenler bilir yine.
Düşmanı idare et; tatlı dil, güler yüzle
Dosta söyle doğruyu, ama sırrını gizle.
Söyle yüzüne karşı, seviyorsan birini,
Elbette bilmek gerek, dostların değerini.
Allah için sevmeli, Allah için kızmalı,
Allah için söyleyip Allah için yazmalı.
Allah için olursa, sevişmeler gönülden,
Değerini sor öğren, güle âşık bülbülden.
Menfaatsiz olursa sevgi elbet aşk olur,
O zaman her bir mekân, saray olur, köşk olur.
Sevgi demek sen demek, önce sen sonra da sen,
Benlik olmaz sevgide, nefsini sevmektir ben.
Seveceksen birini karşılık ummak olmaz,
İhlâsla olan sevgi, asla sararıp solmaz.
Sevmezse seni seven, sevemezsin ne etsen,
Sevgi biter şaşarsın, ne etsen, nere gitsen.
Seveceğin kimseyi iyi seçmeli önce,
Ona göre sevmeli, asıl iş budur bence.
Yol vardır gönüllerde, kalp kalbe karşı derler,
O yoldan kavuşanlar, gönülden sevişirler.
Velhâsıl sevgi şu ki; sözün bittiği yerdir,
Ona paha biçilmez, o öyle bir değerdir.
Kimi seveceğine ey Meftun; dikkat et de,
“Kişi sevdiği ile beraber” ahirette...
Kadir Çetin (Meftun)
KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST
(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)
Din büyüklerimiz buyurdu ki: “Geçen gün biri geldi 'Efendim, sizi çok seviyorum' dedi. Ona dedim ki: Hiçbir zaman su aşağıdan yukarıya akmaz. Su, daima yukarıdan aşağıya akar. Yani, eğer ben seni sevmesem, sen beni zaten sevemezsin. Nereden biliyorsun? Bir gün Hazret-i Ali efendimize gelmiş birisi; 'Efendim, filan yerde bir adam var, size âşık' demiş. O mübarek de 'Nereden biliyorsun?' demiş, 'Vallahi sizin için yanıp tutuşuyor, ölüyor!' Demiş ki: 'hepsini yalan söylüyor' Niye? 'Ben onu sevmiyorum ki, o beni nasıl sevsin? Eğer ben onu sevseydim, o da beni severdi' buyurmuş... Dolayısıyla, baba evladını sevecek, koca hanımını sevecek, anne kızını sevecek, oğlunu sevecek ki; onlar da onu sevsinler. Biz ne hikmetse, hep sevgiyi karşımızdakinden bekliyoruz, başkasından bekliyoruz.”

