Askerî tarih sadece stratejik dehaları ve göğüs göğüse çarpışmaları yazmaz; insanı hayrete düşüren bazı tuhaf hadiseleri de kaydeder. Bunun en çarpıcı örneği, Osmanlı ile Avusturya arasında 1788 yılında yaşanan Şebeş Savaşı'dır (Karansebeş Muharebesi). Bu savaş, Osmanlı’nın tek bir kurşun bile sıkmadan, tabiri caizse oturduğu yerden kazandığı en tuhaf zafer olarak tarihe geçmiştir.
O dönemde Avusturya ordusu, farklı dilleri konuşan ve farklı kültürlerden gelen kozmopolit bir lejyoner yapısına sahipti. Savaşın arifesinde cephe gerisinde alkol alıp sarhoş olan askerler arasında küçük bir tartışma çıktı. Gecenin karanlığı ve dil bariyeri bu tartışmayı kısa sürede devasa bir histeri krizine dönüştürdü.
Birbirini anlamayan sarhoş askerler, karanlıkta karşılarındakilerini Osmanlı akıncısı zannederek silaha sarıldı. Kulaktan kulağa yayılan "Osmanlı baskın yaptı!" fısıltısı orduyu paniğe sürükledi. Süvariler piyadelere saldırdı, topçular kendi mevzilerini bombaladı. Avusturya ordusu, meydanda kelimenin tam anlamıyla kendi kendini biçti ve yaklaşık 10 bin askerini kaybetti.
Ertesi gün Osmanlı kuvvetleri savaş meydanına vardığında, karşılarında çarpışacak bir düşman yerine trajik bir enkaz buldu. Türk askerine sadece bu zahmetsiz zafer kaldı...
Şebeş, askerî tarihin en büyük ibret vesikalarından biridir. Bir orduyu ayakta tutan şeyin sadece silah gücü değil; disiplin, ortak bir dil ve komuta zinciri olduğunu gösteren bu olay, tarihin tozlu raflarında trajikomik bir ders olarak durmaya devam ediyor.
Uğur Utkan-Araştırmacı Tarih Öğretmeni
ŞİİR
Sevmek
Tövbe bile nasip olmaz ulema-i sû olanlar
Feyz alamaz bî-edep olanlar.
Marifetlere kavuşur boş gelip dolu gidenler
Söz dinler Hakka hakiki kul olanlar.
Tam tabi olunca sonsuz necat ve kurtuluş umulur.
Zira muhabbete müdahane sığmaz buyurulur.
Hubb-i fillah buğz-i fillah olunca hakiki kul olunur.
İblis-i lainin yolundan gidenler tart olunur.
Hem Eshabı seveceksin hem de Ebu Cehil’i,
Bir kalpte iki sevgi olmaz ey gönül ehli,
Dostlarını dost, düşmanlarını düşman bil ki,
Nazar gâh-ı ilahidir zira evliyanın kalbi.
Mücrimim affına sığınır bu aciz kul.
Ne olur sevdiklerinin hatırına medet kıl.
Sırrına erince silinir kalpten pas ve kir,
Haktan icap gelmezse yana kül oluruz biz.
Betül Kara
BİTKİLERİN DİLİNDEN
ÜZERLİK OTU (Peganum harmala) denilir uluslararası dilde... Halk tababetinde eskiden sinir sistemi ve ruh hâlinin rahatlaması gerginliğin giderilmesi, anksiyete ve uykusuzluk gibi durumlarda akla gelirdi. Serotonin düzeyini yükselterek bu rahatlamaya olumlu etki yapardı.
Yine solunum yollarının açılmasını sağlar burun tıkanıklığını gidermede beraberinde grip nezle gibi rahatsızlıkları kolay atlatmada, balgam söktürücü ve nefes açıcı özelliğinden de faydalanırdı. Bunun yanında ağrı kesici ve anti-inflamatuar özelliği sayesinde baş ağrısı başta olmak üzere eklem ağrılarında kas ağrılarında faydalanılırdı. Sindirim sistemini de rahatlatıcı özelliği vardı. Bağırsak parazitlerine karşı akla gelirdi. Âdet düzenleyici özelliği de vardı, kan şekerini düzenleyici özelliği de bazı cilt sorunlarının düzelmesinde de değerlendirilirdi hemoroit olanlar için de... Bazı Anadolu geleneklerinde nazardan korunmak için de kullanılırdı. Tohumları veya kurutulmuş kısımları tütsü olarak değerlendirilir nazara iyi geldiğine inanılırdı. Evlerin kapılarına asıldığı da olurdu...
Sağlığınız için doktorunuza danışınız.

