Kaydet
a- | +A

Hayatım boyunca rüyamda gördüğüm tek kitap Cemil Meriç'in "Bu Ülke"siydi. Uzun yıllar önce görmüştüm. Üstelik kitabın varlığından haberdar değildim. Belki bir yerlerde gözüme iliştiği için rüyama girdi, belki de hiç görmediğim hâlde; orası muamma...

Cemil Meriç, adını duyduğum fakat eserlerini, yazılarını, düşüncelerini bilmediğim birisiydi.

Rüyadan sonra kitabı aldım ve okudum. Dili, üslubu, fikirleri bende büyük tesir uyandırdı. Doğu'dan Batı'ya düşünce serüvenini incelemiş, nakış nakış işlemişti eserlerinde. Edebiyat dünyasına dair yorumları, karşılaştırma ve kıyas ile yaptığı çıkarımlar, kanaatler bende hayranlık uyandırdı.

Benim gözümde düşüncenin tecessüm etmiş hâliydi Cemil Meriç. Kelimeleri ve fikirleri ile insanın ruhuna ışık tutan bir aydın(lık)dı. Kendi deyimiyle; "Kimim ben? Hayatını Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir isçisi..."

Düşünce dünyasının güneşine tuttuğu mercek, irfan ve kültürümüzde soğuk ve karanlık yerleri ısıttı ve ışıttı. 

"Bu Ülke" adlı eseri düşünce dünyasına açılan bir kapıydı. Cemil Meriç elime anahtarı bıraktı. Sonra kapıyı araladım ve içeri girdim. Onun kitaplarla olan yolculuğuna eşlik ettim. Bahsettiği düşünürlerle ve fikirleriyle beni tanıştıran Cemil Meriç oldu. "Bu Ülke" adlı kitabını okurken kalem elimden hiç düşmedi, altını çizmediğim satır neredeyse kalmadı. Okumaya olan ilgim arttı. Dünyaya baktığım pencere genişledi. Bakış açım değişti. Cemil Meriç'in eserlerinde altını çizdiğim, insanı düşünmeye iten ve hafızalardan çıkmayacak bazı yazılarını paylaşmak istiyorum.

“Düşünmek, insan üzerinde düşünmek, mutlaka yasak bölgelerden birkaçına dalıp çıkmakla olur. Zaten demokrasi ve liberalizm yasak bölgeleri kaldırmak manasına gelir...”

“Münakaşada zafer, mağlup olanındır, yenilmek zenginleşmektir... Münakaşa hakikati birlikte aramaktır… Hakikat binbir cepheli, binbir görünüşlü. Karşınızdaki, göremediğinizi gösterecek size. Sizden farklı düşündüğü ölçüde yenilikçi ve öğreticidir...

Cemiyetle beraber hakikatler de gelişir. Tek tehlike bunu kavrayamamak, kızıl şal görmüş İspanyol boğası gibi her düşünceye ve her düşünene saldırmak; bu canım memleket bu yüzden cüzzamlılar ülkesidir.”

          Tunahan Dağaşan

ŞİİR

           AYASOFYA

Mahzun mahzun süzülen ulu çınar

Kaldır başını olma sakın ağyar

Ardında Türk'ün şanlı tarihi var

Sultan Fatih'in namazgâhısın sen

Alnından silinmez tarihî mühür

Ecdadın destanı seninle yürür

Kim bilir belki de yakındır şükür

Fatih'in müstecap duasısın sen

Alnın kapalı secdeye nicedir

Yüreğinde bekleyen sevda tekbir

Gönüllere semadan bir yel estir

Fatih'in Türk'e emanetisin sen

Ey müjdelenen şehrin müjdesi

Asırların sonsuz ve kutlu sesi

Söndürme gönlündeki o ateşi

Yeniden beklenen özümüzsün sen...

                     Yusuf Sinan

UNUTULMAZ İSİMLER

NASRETTİN HOCA: Anadolu’da yetişen, nükteleriyle meşhur veli bir şahsiyetimizdir... Hayatı hakkındaki rivayetlere göre, 1208 senesinde Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı Hortu köyünde doğmuş, 1284 yılında 22 Haziran’da (bugün) Akşehir’de vefat etmiştir. Türbesi, Akşehir’dedir...

Küçük yaşta ilim öğrenmeye başlayan Nasrettin Hoca, ilköğrenimine doğduğu köyde imam olan babası Abdullah Efendi'de başladı. Tahsilinin sonunda babasının yerine köyünde imamlık yaptı. Ayrıca kadı yardımcılığı ve medrese hocalığı da yapan Nasrettin Hoca, Muhammed Hayranî’den tasavvuf ilmini tahsil etti. Celâlettin-i Rûmî hazretlerinin babası Bahaeddin Veled’in talebelerinden olan Ahmet Fakih adlı bir âlimden ders aldığı da rivayet edilmektedir...

Yapılan ilmî çalışmalar; Hoca’nın efsane kişi değil, 13. asırda Anadolu Selçukluları zamanında yaşamış salih bir mümin olduğunu ortaya çıkarmıştır...