Kaydet
a- | +A

Her zorluktan geçilmesinin arkasında bir mükafat olmalı elbet. Akıntıya karşı kürek çekmek. Somon balıklarına işte bu yüzden hayret etmişimdir hep. Yavrulamak için nehrin akıntısına ters yönde kilometrelerce yüzüyorlar. Bu inanılmaz fedakârlıklarının mükafatı ise sadece nesillerinin devamını sağlamak…

Her günün bir önceki günü arattığı, bencil insanların doymak bilmez hırslarının zirvede yaşandığı günümüzde, zamanın hız erozyonu hepimizi ruhen yıpratıyor.

Kaybolup giden maddi ve manevi değerlerimizi korumak için, dünyanın bu kirli akıntısında her şeye rağmen tersine yüzme fedakârlıklarımızın da bir mükafatı yok mudur?

Bizi biz yapan merhamet, ahde vefa, empati, dürüstlük, güven, adalet, emanete sahip çıkma, menfaatsiz yardımlaşma, inançtaki samimiyet, karşılıksız sevgi, kadirşinaslık gibi özelliklerimiz paha biçilemez zenginliğimizdi... Ve bu güzelim değerlerimiz şiarımızdı. Şimdi bunları tamamen kaybedersek sizce de bir cezası yok mudur?

İnsan ilişkilerinin özünde tek bir kaide vardı, o da “aldatmamak ve aldanmamaktı” Bu kaybolunca ailede, ticarette her yerde güven kayboldu. Maalesef ki şüphe hayatımıza öyle bir girdi ki neredeyse herkesten her şeyden kuşkulanır olduk. Çok hızlı bir bozulmayla önce sevdiklerimize sonra da insanlara olan güvenimizi kaybettik. Zaten şimdi milletçe bu kaybın sonuçlarını yaşıyoruz.

Bir insan için en utanılacak sıfat kendisine “güvenilmez” denilecek olmasıydı. Bu yüzden evlerimizin sokak kapılarında asma kilit bile yoktu... Verilen sözler senetti. Sözüne güvenmek, şimdiki gibi lafta kalan boş vaat değildi. Güvenirliği test etmek ihtiyacı olmadığı gibi kimseden şüphe etmek gibi bir derdimiz de yoktu...

“Hiç kimseye güvenmiyorum” sözü artık size de ağır gelmiyor mu?

Birbirimize geçmişimizdeki gibi güvenmek için ne bekliyoruz? Sadece şu üç şeyi hayatımıza prensip edinsek, çözüm için yetmez mi?

Yalan söylememek, sözünde durmak, emanete hıyanet etmemek! Bunu başarmak belki çok zor olabilir. Ama inanın imkânsız değildir... Sizce de “çok mu zor?” Lütfen bir düşünün!

Nam-ı diğer Madenci

ŞİİR

Cellat

Ben sensiz yalnızlığa ve karanlığa mahkûm.

Arıyorum dört duvarda ve

Bulmacalarda çaresiz.

Duvarlar boş bulmada kareler doluyor.

Sen yoksun.

Ben biçare tekerlekli sandalyemde

Ruhum ellerinde ölümde.

Ölememek...

Ölümün güzel geldiği anlarda

Gözlerime gözlerin geldi,

Kaldım öylece Araf’ta

Gidemedim o güzel gözler hatırına

Bir umut dedim,

Karanlıkta ışık gözlerin ruhuma

Gelmedin

Celladım oldu neşemin gülüşümde

Ebedî...

Lütfü Yarar

BİTKİLERİN DİLİNDEN

Semizotu: Omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Antienflamatuar özelliği vardır. Yüksek lif vardır. Sindirime destek olur. Bağışıklığı güçlendirir. Demir, kalsiyum ve antioksidanları vücuda enerji verir. Vücudun cilt sağlığını korur. Hafif ve ferahlatıcı tada sahiptir. Gerek salatalara gerek yoğurtlu yemeklere yakışan bir sebzedir. Kalp ve damar sağlığını destekler. Kolesterolü ve trigliserit düşürmeye yardımcı olur. Damar tıkanıklığını önlemeye destek olur.

Antioksidan sebze olarak serbest radikallere karşı mücadele eder. Bol lif içeriği sayesinde kabızlığa iyi gelir. Sindirimi düzenler, kemik sağlığına katkı yapar.

Bolca bulunan kalsiyum, magnezyum ve K vitamini osteoporoz riskine karşı vücuda iyi bir besin olur. Demir bulunduğu için kansızlığa da iyi gelir. Göz sağlığını korur. Cildi yeniler güzelleştirir... Sağlığınız için doktorunuza danışın.

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...