Kaydet
a- | +A

Derler ki: "Dedeler torunlarını çok sever...

'Hiç de bile' diyorum ben buna… Herkes kendi çocuğunu çok sever… İnanmıyor musunuz? Ben kendimden örnek vereyim size…"

Böyle başladı arkadaşım, dede torun sevgisiyle ilgili ezber bozan konuşmasına…

Gerçekten de konuştukça insan hayrette kalıyordu. Dedi ki:

Benim dedemin on iki çocuğu vardı. Evet yanlış anlamadınız tam on iki, yani bir düzine çocuk… Bu çocukların en küçüğü, yani on ikinci çocuğu ise benimle aynı yaştaydı…

Ben de dedemin en büyük oğlunun ikinci çocuğuydum. Ben dedemin torunu oluyordum ama dedemin en küçük çocuğu ile de aynı sene doğmuştum.

Aynı yaşta olsam da o benim amcamdı. Ve dedem bu küçük amcamı benden çok daha fazla severdi. Şimdi anladın mı?

Peki buradan nasıl bir sonuç çıkaracağız? Dedeler torunlarını daha çok sever sözü senin dedenin seni sevmesi veya sevmemesiyle mi orantılı?

Hayır, dedeler torunlarını niçin seviyor biliyor musun?

Benim dedem gibi torunu yaşında çocukları olmadığı zaman içindeki çocuk sevgisini torunlarıyla gideriyor. E koca koca olmuş kendi çocukları sevilmeyince çocuklarının çocuklarında arıyor sevgisini…

Ama benim dedem maşallah on iki çocuk sahibi olunca torunu yaşında da çocuğu olduğu için sevgisini torunlarıyla gidermek zorunda değil. Öyle olunca da torun sevgisi bambaşka imiş gibi sözlere gerek kalmıyor.

Sonuç kimse kimsenin çocuğunu kendi çocuğundan fazla sevemez. Sevemiyor. Sevilen şey kendi seveceği çocuğu olmadığı için çocuğuna en akın olan kendi çocuğunun çocuğudur.

Siz bu görüşe katılır mısınız katılmaz mısınız bilemem ama İsmail isimli arkadaşın çok iddialı bir şekilde kesin olarak söylediği tez bu. Benim dedemle sevgimi soracak olursanız orasını hiç karıştırmayın derim. Çünkü ben dedemin evlendikten sonra üzerine kuma getirdiği hanımından olan torunlarına göre üvey gibi kalıyordum. Yani babaannem dedemin yanında yaşamıyordu. Dedem ikinci hanımıyla birlikte yaşıyordu. Dolayısıyla bu hanımının çocuklarından olan torunları dedemin evinde çok daha rahat ikin ben dedemin yanında el gibi kalıyordum...

        Selim Dilan

ŞİİR

              Ey oğul

Ey oğul sen dinle öğüdüm sana

Hak yolunun birer eri olasın

Yüzünü sırtını çevirme bana

Zulümden zalimden beri olasın

Göster heybetini yüzünü asma

Sen baş tacı eyle nimete basma

Mazlumlardan yana sakın ha susma

Yiğit bir cengâver diri olasın

İlim meclisinde ebedinle sus

İzzet şeref namus ne güzel bir süs

Edep bilmeyene 'zehir'ini kus

Âlimlerden bir adım geri olasın

Bir mazlum gördün mü çatma kaşını

Gülümsesin çehren kaldır başını

Hep paylaş onlarla suyun aşını

Halka yardımında seri olasın

Birkaç kuruşa sen satma dostunu

Mazluma garibe giydir postunu

Meydanda düşmanla paylaş kozunu

Hak indinde mümtaz biri olasın

Davanda haklıysan hakkından cayma

Sakın hak yiyeni adamdan sayma

Sır sahibi isen etrafa yayma

Sözünde dur ki pak duru olasın

          Âdem Kılıç "Serhendî"

TARİHΠESERLERİMİZ

ÇORUM SAAT KULESİ: 1894'te İkinci Abdülhamid Han'ın Beşiktaş Muhafızı, Yedisekiz Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Saat Kulesi 27,5 m yüksekliğindedir. Tabanı sekiz köşeli olup, 5,3 m çapındadır. Her köşesi 2,1 metredir. Kulenin gövde çapı 3,9 m olup, 24 köşegenlidir.

Kuleye döner merdivenle çıkılır. 81 basamağı vardır. Saatin rakamları dairesi çapı 1,5 metre olup, yelkovan uzunluğu 85 cm, akrep uzunluğu 70 santimetredir. Geniş ve çok derin bir temel üzerine oturtulduğu söylenmektedir. 68 cm genişliğinde, 1.70 m yüksekliğindeki kapısının üzerinde 60x95 cm ebadındaki kitabesi vardır.