Kaydet
a- | +A

Doğu Ekspresi ile Kars'tan dönüş yolculuğumu anlattığım yazımın üçüncü bölümüne devam ediyorum... Tren yolculuğunda sabah dinlenmiş olarak uyandık. Trenin şartlarını düşünürsek çok güzel bir uykuydu. Gözümüzü açtığımızda gün aydınlanmıştı. Biz uyurken Şarkışla üzerinden Kayseri’ye ulaşan Doğu Ekspresi buradan kuzeye kıvrılmıştı ve şimdi Kırıkkale’ye yaklaşıyordu. Buralarda da alabildiğince bozkırdı manzaramız. Bozkır da sabah gerçekten görülesi bir şeydi. Karanlık toprak bir buğu ile uyanıyordu gün vurdukça üzerine. Ucu bucağı olmayan Anadolu toprağı geriniyordu. Uzaklardan günün ucu görünmüş ve yolculuğumuz artık sonuna yaklaşıyordu. Dün sabahtan beri kaldığımız bu mütevazı kompartıman evimiz gibi olmuştu kısa sürede. Biraz buruktu içimiz. Veda vakti gelmek üzereydi… Meğer insan her yere ne kadar da çabuk uyum sağlıyordu… Ve şimdi üç gün de olsa bu birlikteliğin sona erecek olması insanın içine hüzün damlaları akıtıyordu…

Kırıkkale’ye geldiğimizde bu hüzün yağan yağmurla hüzün damlaları olarak vurdu trenimizin pencerelerine… Evet yağmur yağıyordu. İnenler çoğunluktaydı artık trenden. Bir iki saat sonra vadiler arasından geçe geçe Ankara Garı’na ulaştık. Yağmur iyice şiddetlenmişti. 24 saat olarak planlanan yolculuk 27 saat sürmüştü. Kars’tan buraya 1933 kilometrelik bir yol gelmiştik. Onca ıssız manzaradan ve kendi başına kalmışlıktan sonra Ankara’nın kalabalığı bir tuhaf geldi. Üzerimizde Anadolu’nun, yolların, ırmakların, vadilerin ve dağların ağırlığı vardı. Gar’dan çıkmış yağmurda ıslana ıslana kaldırımda yürürken o sabah Kars’tan çıkan trenin; bambaşka yolcular, hayaller ve hâtıralarla tıka basa dolu Erzurum’a yaklaşmakta olduğunu düşündük...

Ne güzel bir yolculuktu… Kompartımanın ay-yıldızlı penceresine, Koskoca bir ülke sığmıştı. Derken şiir yetişiyordu o dakika imdada:

“Otuzumdan sonra gördüm Anadolu’yu,

Eski bir trenin penceresinden

Yoksul, uzak, karlı ve illâ ki

Aylı, yıldızlı!..”

                      Volkan Topalak

ŞİİR

       Yolun açık olsun

Askerim Mehmet’im şanlı ordum

Her zaman ordumun yanında oldum

Kendimi orduma duada buldum

Yolun açık olsun yürü Mehmet’im.

Yürü Mehmet’im barışa doğru

Mutluluk huzur için yarışa doğru

Hedefe son sürat varışa doğru

Yolun açık olsun yürü Mehmet’im.

Yürü Allah için sapma yolundan

Düşmanı ez de gel tut at kolundan.

Dualar var sizlere Anadolu’dan

Yolun açık olsun yürü Mehmet’im.

Barış pınarı harekâtı zaferle bitsin

Terör sürüleri defolup gitsin

Rütben belli ya gazi ya da Şehitsin.

Yolun açık olsun yürü Mehmet’im.

Gittiğin yere hep adalet götür

Masum insanlara merhamet götür

Düşmanın üzerine kıyamet götür

Yolun açık olsun yürü Mehmet’im.

Süleyman Usta’yım ordum canımdır

Canımdır kanımdır can damarımdır

Göz bebeğim gövdem bütün varımdır.

Yolun açık olsun yürü Mehmet’im

    Süleyman Usta-Espiye Giresun

SAĞLIK OLSUN

GELECEĞİN AYAKKABILARI: Ayakkabıların tabanlarını elektriksel akımı engellemeyecek şekilde giymek lazım. Deri, kösele tabanları bulunan iskarpin dediğimiz ayakkabılar bu konuda oldukça sağlıklıdır. Ayakkabılar hazırlanırken ortopedik ayakkabı konusuna önem verildiği gibi geleceğin ayakkabılarında da tabanlarının topraklama, nötrleme özelliği var mı yok mu buna önem verilecek… Bugün bazı spor ayakkabıları da dâhil olmak üzere ayakkabı hazırlanırken elektriksel akımı geçirip geçirmediği henüz hesap edilmese de geleceğin ayakkabılarında ayakların toprakla temas etmesine veya topraklama hattı gibi bir bağlantı kurulmasına da dikkat edilecek… Ya da kösele denilen tarz rağbet görecek… Çünkü sağlıklı hayat bunu gerektiriyor…