Erken çocuklukta özel eğitim

A -
A +

Bir çocuğun ilk yılları, gelişimin en hızlı, en duyarlı dönemidir. Bu yıllarda özel eğitime ihtiyaç duyan çocukların erken fark edilmesi ve doğru desteklenmesi, ilerideki hayatlarının yönünü değiştirebilir. Çünkü “erken müdahale” yalnızca çocuğun öğrenme becerilerini değil; sosyal ilişkilerini, iletişimini ve öz güvenini de güçlendirir.

 

Özel eğitim denildiğinde akla çoğu zaman okul çağındaki destekler geliyor. Oysa işin özü çok daha erken başlıyor. 0-6 yaş döneminde yapılan gözlem ve değerlendirmeler sayesinde; dil gelişiminde gerilik, motor becerilerde yavaşlık ya da sosyal iletişim güçlükleri erkenden fark edilebilir. Bu noktada ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Çocuğun oyun oynama biçimi, göz teması kurması, seslere verdiği tepkiler gibi küçük görünen ayrıntılar, uzmanlar için çok değerli ipuçlarıdır.

 

Erken çocuklukta özel eğitim, çocuğun güçlü yanlarını öne çıkarırken gelişim alanlarını destekleyen bir yol haritasıdır. Oyun temelli etkinlikler, duygusal uyaranlar, bireysel eğitim planları… Hepsi çocuğun kendi hızında ama doğru adımlarla ilerlemesi için kullanılır. En önemlisi de bu sürecin yalnızca çocukla değil aileyle birlikte yürütülmesidir. Çünkü aile desteği olmadan özel eğitimin kalıcı bir etki vermesi çok zordur.

 

Toplum olarak şunu bilmeliyiz:

 

Farklı gelişim gösteren çocuklar, geleceğin eksik bireyleri değil, doğru eğitimle potansiyelini açığa çıkaracak değerlerdir. Onlara erken dönemde sunulan özel eğitim, yalnızca bireysel değil toplumsal bir kazançtır. Kısaca, erken çocuklukta özel eğitim, bir çocuğun geleceğine yön veren anahtardır. O anahtarı zamanında kullanabilmek ise hepimizin ortak sorumluluğudur.

 

     Mehmet Alver-Fatsa

 

 

 

 

 

ŞİİR

 

 

     Alakası yok

 

 

Bu benim bahtsızlık seviyesidir,

 

Konunun seninle alakası yok.

 

Garibe Rabbinin hediyesidir.

 

Konunun seninle alakası yok.

 

 

 

Beşik yuvarlanıp merdivenlerden,

 

Kemreye saplanmış tam orta yerden,

 

Peder tokatlamış görünce birden,

 

Konunun seninle alakası yok.

 

 

 

Birader eşikten atlasın demiş,

 

Kapıya kıstırıp hem paniklemiş,

 

Kurtulsun diyerek bir de su dökmüş,

 

Konunun seninle alakası yok.

 

 

 

Otlağa çıkarken piknik derdiyle,

 

Peşime takılmış köpek kediyle,

 

Dereye uçmuşum onun ardıyla,

 

Konunun seninle alakası yok.

 

 

 

Yazı gelmiş, yazıyoruz ahvali,

 

Tura gelse yüklenirdik emvali,

 

Lakin böyle kurmamıştık hayali,

 

Konunun seninle alakası yok.

 

 

 

Demem o ki yazı benim tahtada.

 

Bir şey gelir gün değilse haftada,

 

Böyle sürer Gıyabî'nin bahtı da,

 

Konunun seninle alakası yok.

 

 

 

Mustafa Özkahraman

 

 

 

 

 

 

KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST

(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür

 

 

 

 

Din büyüklerimiz buyuruyor ki: “Herkesin, sabahları ayet-el Kürsî ve Bismillâhillezi’yi okuması lâzımdır. Yazıp üzerinde taşıması iyi olur. Allaha kim güvenirse, sığınırsa Allahü teâlâ onu korur. Peygamber efendimizin (aleyhisselâm) yolunu bütün dünyaya Eshab-ı kiram yaydı. Onlar Peygamber Efendimizin cemaatidir. Ehl-i sünnet vel cemaat demek, Peygamber Efendimizin ve Eshab-ı kiramın yolu demektir. Eshab-ı kiramın bildirdiği yol, Peygamber Efendimizin yoludur. Müslümanlığın kaidelerini kim tatbik ederse rahat eder, kim tatbik etmezse zarar eder. Bir müminin yüzüne Allah rızası için bakanın günahları, yaprakların döküldüğü gibi dökülür.”

 

 

 

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.