Kaydet
a- | +A

Bu yeni aile yapılanmasının ikincisi, meskenler ailede, sabahleyin herkesin evden çıktığı ve herkesin sadece akşama geldiği bir otel odasına dönüşmüştür.

Öyle ki bu yeni yapılanmada yeni doğan bebek bile ailede kimseyi evde tutmayı başaramamıştır. Kreş denilen uygulamalar ile çocuklara dahi paralı anne tutulur olmuştur.

Böylece ikinci aşama, ikinci neslin üçüncü nesilden kopartılması aşaması olmuştur.

Yani böylece ikinci nesil de üçüncü nesille ilgilenemez hâle gelmiştir. Diğer bir tanımlama ile annenin kayınvalide ile bağını kesen bu yeni aile yapılanması şimdi de annenin çocuğuna annelik yapmasını da bir şekilde ortadan kaldırmıştır.

Ailede herkes dışarıda olduğu –olması gerektiği (!)- için akşamları da evde, aile bireylerini hazır bekleyen arsız misafirler bir tık ötede veya on sene öncesinde televizyon kumandasının ucunda oturduğu için şimdi herkes kendi telefonunun ekranında yok olduğu için artık aile içi görüşmeler de yok olma noktasına gelmiştir.

Bir diğer bir gerçek de adına dostluk denilmese de aile bireylerinin birbirinden çok aile dışı kimselerle görüşüp konuşup hatta hayatı paylaştığı aşamaya gelinmiştir.

Hatta o kadar ki bir karı-kocanın birbirini görmesi, birbiriyle oturması, arkadaşlık yapması; mesaideki arkadaşların birbirini görmesi konuşması arkadaşlık yapmasından daha az süre tutmaya başlamıştır.

Bu sistem, insanların yeme içme giyim kuşam gibi ihtiyaçlarını karşılamada da yeni bir anlayışı beraberinde getirmiştir.

Hepsi “moda”, “yenilik” sağlık”, “hijyen” vb. adlı atraksiyonlarla yön, renk ve tarz değiştirebilen ama hepsi dışarıdan ihtiyaç temin eden, etmek durumunda kalan bireyler hâline gelmiştir.

Evde kimse yaşamadığı için evde yemek de yapılamaz olmuş, akşama eve gelen aile bireyleri canı ne isterse pideci kebapçı lahmacundu ve ithal ürün dağıtan Fast Food zincirlerinden söylenmeye başlanmıştır. Üstelik bu canı ne isterse onu yediğini zannettiği beslenme türü taş çatlasın ızgara-fırın-hamur üçlüsünden oluşan ve aslında nice lezzetten mahrum bir kısır döngü ve dengesiz beslenmeyi içermektedir. O yüzden bugünün çocukları tarhana çorbasından, kelem sarmasından, gül reçelinden vb. habersiz büyümektedir.

             Taha Uğur Türkmen-Ankara

ŞİİR

                   Pastoral

Gökyüzünde bulutlar, dağlarda da yeşillik

Geceleri yıldızlar ve ay denen bir çentik

Gülüşüyor tüm kuşlar, ağaçlarda yapraklar

Kendi kendine oldu, diyor bütün ahmaklar

Genişleyen deryalar, ufuktaki dikişi

Patlatmıyor nedense, hayran kalır her kişi

Sonu gelmez yıldızlar, güneş gibi parlarlar

Örümcekler nakışla, ağlarını bağlarlar

Balıklar âleminde, âlemlerden habersiz

Yüzüşürler neşeyle, yeter onlara deniz

İlimciler düşünür, doğa olaylarını

Mest edici doğa, hep sınar akıllarını

Renklerde sıra, bilmem ki nereden başlasam

Ondan önce sağıra, sesleri açıklasam

İsterse siyah gece, isterse gök kuşağı

Akıl yer ile göğün, ahenginin âşığı

Suyla toprak hayat da, neden hepsi sanki süs

Manzaralara körsen, kendi sığ aklına küs

Güneşle birleşince, ormanda yeşil boya

Terapi olur ruha, baktıkça doya doya

Ah şu göl ve dereler, süzülen şelaleler

Kıpkırmızı güller ve tebessümlü laleler

Selam veriyor sanki doğa kulak verene

İlham arayan bakar, yayla bayır çimene

İlhamını her zaman, arayamadan bulur

Doğanın ahenginde, ince ruhlar kaybolur...

                            Mehmet Yusuf İmeci

DOĞAL KAYNAKLARIMIZ

MADEN REZERVLERİMİZ: Türkiye son yıllarda petrol aramalarına da başlamıştır. Doğalgaz ve petrol kaynakları bulma ümidimiz her daim vardır. Bununla birlikte ülkemizdeki diğer maden rezervlerimiz de doğal kaynak olarak gerçekten yüz güldürücüdür. İşte bunlardan bazıları:

Çinko: 2,3 milyon ton. Kurşun: 860 bin ton. Demir: 113 milyon ton. Krom: 26 milyon ton. Bor: 3 milyar ton. Alüminyum için Boksit: 87 milyon ton. Bakır: 1,5 milyon ton. Trona: 836 milyon ton. Mermer: Potansiyel 5,1 milyar metreküp. Bentonit: 250 milyon ton. Manyezit: 111 milyon ton...

ÖNE ÇIKANLAR