Kaydet
a- | +A

Toplum olarak geçmişte ve yakın tarihimizde yaşadığımız acıların ve sıkıntıların gelecekte de tekerrür etmemesi için hafıza kayıtlarından silinmemesi gerekmektedir. Çünkü geçmişini unutan toplumlar, kazanımlarını bir gün içinde kaybetmeye mahkûmdurlar.

2023 yılı hedeflerine doğru Türkiye’nin son 17 yılda katettiği mesafenin ve kazanımlarının değeri iyi anlaşılsın diye vereceğimiz örnekler için çok da fazla geriye gitmeye gerek yok. Sadece “X kuşağının” yaşadığı 1964-1979 yıllarını ve “Y kuşağının” yaşadığı 1980-1999 yıllarını hatırlamak ve hatırlatmak hafızaların güncellenmesi açısından yararlı olacağı kanaatindeyim. Çünkü bu örnekler... “Z neslinin” ; dedesi “X kuşağının” ve babası “Y kuşağının” hatalarını tekrarlamamasını sağlayacaktır.

Kısaca o döneme ait acıları ve sıkıntıları ana başlıklar altında özetin özeti şeklinde ifade edecek olursak; ekonomik krizlerin, anarşinin, faili meçhullerin, kurumsal tefecilerin, rantiyecilerin, vatandaşı hayatından bezdiren bürokratik işlemlerin, bir “cente” muhtaç olduğumuz günlerin, devalüasyonların, intiharların, açlığın, yokluğun-sefaletin ve darbelerin yaşandığı... Sadece, millî gelirin tamamını gasbetmiş bir avuç gayrimillî azınlığın yüzünün güldüğü kara bir dönem olarak tarihe geçmiş olması bize bazı şeylerin unutulmaması gerektiğini hatırlatması bakımından önemlidir.

Ancak insan unutkandır dedik ya. Dün bir zeytin tanesini iki lokmaya katık eden, bugün ise sofrasında hangi zeytin-peynir çeşitlerinden tüketsem diye karar veremeyen geçmişin kara günlerini görmüş, geçirmiş “X kuşağından” bazı nankörlerin memnuniyetsizliğini anlamak mümkün değil. Ortalama %100 enflasyona şahitlik etmiş bu kişilerin, bugün %2-3 enflasyon artışlarına tahammül edemeyişleri garipsenecek bir durum değil midir? Elbette gönül ister ki enflasyon %1 dahi artmasın. Ancak faiz oranları=enflasyon oranları gerçeğini; 2001 yılında bir gecelik faiz oranlarının repo piyasasında %7.500’e çıkmasına tanıklık etmiş bu zevatlar ne zaman öğrenecekler. Ne zaman, faiz oranlarının düşürülmesine kayıtsız kalan bürokratın görevden alınmasını sahiplenmemeyi anlayacaklar. Değil midir ki; tarihin tekerrür etmesinde bu nankörlerin payı olmasın.

Bu tahlilde unutkanlığın insana neler kazandıracağını veya neler kaybettireceğini çok iyi düşünerek yaşamak, bizi en azından başımıza gelebilecek sıkıntılardan koruyacaktır.

              Güngör Ulusoy/İzmir

ŞİİR

   Doyuramadık

Akıl oyunları

Köy çatışmaları

Ve insanlar, insanlar

Gelin ve görün

Göremediklerinizi

Duyun ve dinleyin

Söyleyemediklerinizi

Siz, siz yanıldınız

Kuşlar aynı ahenkle uçuşuyor

İnsanlar aynı kelimelerle konuşuyor

Ve karıncalar yine kışlara yemekler

Değişmiyor hiçbir şey

Durun insanlar, durun

Bak yanıldınız

Değişen şeyler gördüm

İnsanlığınıza kış gelmiş

               Burhan Vural

UNUTULMAZ DİYARLAR

ÖZBEKİSTAN: Düz ve kurak batı kesimi Özbekistan topraklarının büyük kısmını meydana getirir. Kuzeybatıda yer alan alüvyonlu Turan Ovası, güneyde Kızılkum Çölü ile birleşir. Batıda yer alan Üstyurt Yaylası hafif dalgalı düz bir yüzeye sâhiptir. Bölgenin en büyük özelliği alçak sıradağlar ve tuzlu bataklıklar, düdenler ve mağaralarla kaplı kapalı havzalardır. Ceyhun Deltası alüvyonlu topraklarla kaplıdır. Kızılkum Çölü'nün büyük bölümü ülke toprakları içinde kalır. Özbekistan’ın doğusu ise dağlıktır. Tanrı Dağları'nın batı kesimlerini meydana getiren dağ silsileleri bölgeyi engebelendirir. Bunlar Ugam, Pskem, Çatkal ve Kuramin sıradağlarıdır. Orta Asya’nın en büyük vâdisi olan Fergana bu bölgededir. En önemli gölü Aral Gölü'dür. Amuderya (Ceyhun) ve Siriderya (Seyhun) nehirleri dışında irili ufaklı 600 akarsu vardır.

ÖNE ÇIKANLAR