Kalbimin saraylara sultan olma vakti geldi. Hissi kabl-el vuku dedikleri olsa gerek hissiyatımın mahiyeti! Hakikatin göğsünde açar en kıymetli güller, saklanır durur yalnızca hak edene… Dönmez rüzgâr çıkmazsa aşk pervaneleri! Anlamayana anlatmayız bundan gayri! Meylimiz yoktur harama, harama ilişene… Güllerin yüzümüze güldüğü yerde bekler dururuz yol gösterecek kutlu mihmandarımızı! Kutlu emanetlere sahip çıkar, aşk gibi taşırız gönlümüzün kıyısında… Geçeriz tüm beşerden, beşerî aşklardan. Kucaklarız ilahi sevgiliyi… Dedim ya kalbimizin saraylara sultan olma vakti geldi. Zira bunca bekleyiş, bunca sabır, saltanat için değil, kalbimizdeki emanetlerin kıymetindendi. Bilmese de niceleri inanç dolu sineler nice hazinelerden çok daha değer ederdi. Bu yüzden nice hayal, gül bahçeleriyle bezendi.
Biz o kutlu neslin, aciz fertleri, bir gül kokusunun sahibinin izinde koştuk dizlerimizde yaralarla, altından ama kilitli bir sandukaya… Kutsal emanetlerin atası hırka-yı saadete doğru koştukça koştuk. Kalbimizle gördük nice hakikati zira göz nice güzelliği görmekten acizdi bu yüzden kalbimiz fısıldadı hakikati! Kâbe’nin kapısının anahtarı araladı ansızın gönül kapılarımızı! Gözlerimizdeki yaşlar, Hazreti Fatıma’nın yamalı hırkasına doğru döküldü.
Asırları aşan bir ayak izi vardı ki tüm emanetlerin ötesinde Peygamber Efendimizin izinde olmanın en canlı kanıtıydı. Miracın izi, kalbime mühürleniyordu. Gül kokuyordu bastığı toprak, bastığı toprak şerefleniyordu. Nasip olur muydu vuslat bir gün, en sevgiliye? Ey sevgili, varsak ravda-i mutahharana kabul eder misin bizi, bu aciz ve günahkâr hâlimize rağmen, “ümmetim” der misin yüzümüze? Hüznümüz biter o vakit, kalbimiz güllerin mihmandarına kavuşur. O kutlu mihmandarlık kalbimin semalarında huzurla buluşur.
Kübra Can Karaca- (Topkapı Sarayı-Kutsal Emanetler Ziyaretinden)
ŞİİR
Niyaz
Şu azgın nefsimi öldür ya Rabbi,
Yüzümü ahirete döndür ya Rabbi,
El açıp her sabah yalvarıyorum,
Öfke ateşimi söndür ya Rabbi,
İmanla, gülerek al şu canımı.
Kibirden, riyadan arındır beni,
Müstakim üzere bulundur beni,
Dilimi rızana döndür ya Rabbi
Rızana kavuştur, sevindir beni,
Düşersem dost gönder tutsun elimi,
Sana döndür lisanımı dilimi
Aşkın şerbetine kandır ya Rabbi...
Sevginle eritip yak kurtar beni
Habibine bende eyle bedeni,
Sorgu sual kolay olsun hatrına,
Cennet-i âlâda güldür ya Rabbi.
Hakan Özcan
KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST
(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)
Din büyüklerimiz buyurdu ki: “Hiçbir şey konuşulmasa dahi, birlikte bulunmanın kaç yüz bin faydası vardır. Çünkü iki Müslüman bir araya gelse, birinin kalbinden diğerinin kalbine, bileşik kaplar usulü feyiz akar. Yani hangisinin derecesi yüksekse diğerlerine Allah sevgisi, Peygamber sevgisi akar. Bunu durdurmak imkânsızdır. Çünkü bu, irade dışındadır. Yani bir müminin, Müslümanların yanına gidip de ben onlardan istifade edemedim demesi mümkün değildir, yanlış olur. Bileşik kaplarda sıvının gidip geldiği gibi denge bulup, seviyeler eşit oluncaya kadar bu akım devam eder.”

