Kaydet
a- | +A

Hiçbir kucak olamaz anne kucağı gibi… Hiçbir kimse öpemez anne dudağı gibi… Ya ananın ak sütü, ya ananın ak sütü…

Bu konu bağışıklık sisteminin temeli… Çocuk anne sütüyle büyümez ise eğer, beden gelecekte her türlü hastalığı davet eder…

Anne kucağına hasret büyüdüğünde çocuk, o anneye saygı sevgiyi onda unut… Annesinin elinden damağına gelen tat… Annenin pişirdiği çorbadan alınan lezzet… Kreşte büyüyen çocukta tabii ki olmaz evet…

Birçok anne soruyor, ağlıyor dert yanıyor:

“Oğlumu kreşe gönderiyorum, çalışmak zorundayım… Ama anlam veremiyorum oğlum çok hırçın, çok sinirli... Bilmem ki ben ne yapayım? Acaba benden nefret ederek mi büyüyor? Acaba onu bırakıp gittikçe o benim kendisini sevmediğimi mi düşünüyor?”

Diyor ki bir başka anneye çocuk… Hayatta her şey karşılıklı yavrucuk… Nefret etmeye içim yine de el vermiyor… Ama sen beni nasıl elimden tutup kreşe götürmüş isen, ben de büyüyünce seni elinden tutup huzurevine götüreceğim bilmiş ol…

Bir zaman sonra sanki annesi misin kimsin? Çocuk sen geldiğinde hiç heyecan duymuyorsa… O zaman anla ki sen artık onun için pek önemli değilsin… Çünkü sen de onu terk edip bırakıp gidiyorsun, bakıcı da aynını yapıyor biliyor musun?

O çocuk iki arada şefkatsiz büyümekte… O çocuk büyür iken beraberinde, binlerce problemi büyütmekte…

Bu öyle bir çaresizlik, öyle bir mecburiyet ki… Biz yine de çaresizlik içindeki sizleri… Moral motivasyon ile etmek zorundayız teselli…

Eyvallah hiçbir bakıcı veya öğretmen, annenin yerini tutamaz tutamayacaktır… Ancak ya ana da baba da çalışmak zorundaysa… Çocuk şimdi size kırılıp öfkelense de büyüyünce bu gerçeği birazcık anlayacaktır… İleride kendisi için fedakârlık yaptığınızı anlayacaktır. O zaman nefret etmeyecek, sevmediğinizi düşünmeyecek, daha anlayışlı davranacaktır…

“Keşke anne keşke… Çalışmak yerine… Sadece bana annelik yapmış olsaydın… İnan çok daha huzurlu olurduk, bunu bir anlasaydın” diyecek…

Annelik dünyanın en kutsal mesleğidir… Esasında devlet “annelik” yapan kadına devlet maaş vermelidir… Annenin büyüttüğü çocuklar çok farklı olur… Anne şefkatiyle büyüyen çocuk huzurlu mutlu olur…

                Uz Psikolog Erdinç Üstündağ

ŞİİR

            Uyu da büyü

Anneden başladı bu nenni bizde

Uyu yavrum uyu uyu da büyü

Salladılar sonra beşikte dizde

Uyu çocuk uyu uyu da büyü

Kapıdan çıkınca sokağı gördük

Çelik çomak, topaç, çemberi sürdük

Bir tek o zamanlar biraz özgürdük

Oyna çocuk oyna oyna da büyü

Okula başladık fidan gibiydik

Sahip çıkan yoktu sanki sebildik

Kalıba koydular hemen eğildik

Eğil çocuk eğil eğil de büyü

Ne tekim silahı gördük sonunda

Güzel günler(!) geçti zindanlarında

Karış barış yaptık avlu yolunda

Sarıl çocuk sarıl sarıl da büyü

Bir hortum çıktı ki fırtına bora

Kasa nerede istikamet ora

İt iti misali kim hesap sora

Otur çocuk otur otur da büyü

Nasihattir sana söyledim sözü

Uyuttular bizi açmadık gözü

Üstüne rehavet çökse de bazı

Uyuma sen oğlum uyanık büyü

               Osman Ercan İcazî

FAYDALI BİLGİLER

İSTİKBÂL-İ KIBLE (Kıbleye dönmek)

Namazı Kâbe’ye karşı kılmaktır. Mekke-i Mükerreme şehrinde bulunan Kâbe binasının istikametine (Kıble) denir. Kıble önce (Kudüs) idi. Hicretten on yedi ay sonra şaban ayının ortasında salı günü, Kâbe’ye dönülmesi emrolundu. Kıble, Kâbe’nin binası değil, arsasıdır. Yani, yerden Arş'a kadar, o boşluk kıbledir. Bunun için deniz ve kuyu diplerinde, yüksek dağlarda ve uçaklarda, bu cihete doğru namaz kılınır.

Göz sinirlerinin çapraz istikâmeti arasındaki açıklık Kâbe’ye rastlarsa, namaz sahih olur. Fakat: 1- Hastalık sebebi, 2- Malın çalınmak tehlikesi, 3- Yırtıcı hayvan tehlikesi, 4- Düşman görme tehlikesi, 5- Hayvanından inince, tekrar yardımsız binemeyecekse, iki namazı [öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı, Mâlikî veya Şafii mezhebini taklit ederek] cem ederek de kılamazsa, namazını gücü yettiği tarafa doğru yönelerek kılar. [Namaz Kitabı]

ÖNE ÇIKANLAR