Hayatımızın belirli dönemlerinde kararlar vermek zorunda kalırız. Büyük tereddütler yaşar, hata yapmaktan korkarız. Ama kararsızlık en kötü karardan bile daha zarar verebilir. O halde;
1-Karar vermenin gerçek gücünü unutmayın. Aslında hayatınızı değiştirmeye, o yeni kararı verdiğinizde başlıyorsunuz. Unutmayın ki bir kararın gerçek olup olmadığı yeni eylemlere geçmenizle ölçülebilir.
2- Herhangi bir şeyi başarmanın en zor adımı; gerçek bir karar vermektir, bunu unutmayın.
Kararlarınızı zekice verin ama geç karar vermeyin. İstatistiklerin gösterdiğine göre en başarılı insanlar kararlarını çabuk verebilmektedirler. Çünkü değer sistemleri kafalarında nettir ve hayatlarında ne istediklerini bilirler.
3- Sık sık kararlar verin. Ne kadar çok karar verirseniz karar vermede o kadar başarılı olursunuz. Kaslar çalışa çalışa güçlenir, karar verme hisleriniz de öyle. O gücünüzün bağlarını hemen şu anda çözüp ertelemekte olduğunuz bazı kararları verin. Bunun hayatınızda oluşturacağı heyecana ve enerjiye inanmayacaksınız.
4-Kararlarınızdan ders alın. Ne yaparsanız yapın, bazen kötü kararlar da vereceksiniz. Böyle bir durumda dövünmeye başlamak yerine bir şeyler öğrenin. Bunun iyi yanı neresi? Bundan ne öğrenebilirim, diye kendinize sorun. Bu başarısızlık size belki de kılık değiştirmiş bir armağandır.
5-Kararlarınıza bağlı kalın ama yaklaşımlarınızda esnek olun. İnsanlar bazen hayatlarında ne istediklerine karar verirken o anda bildikleri yolların en iyisini de birlikte seçerler, bir harita oluştururlar. Ama alternatif yollara açık olmazlar. Yaklaşımınızda katılaşmayın. Bir esneklik sanatı geliştirin.
6-Karar vermekten zevk alın. Bir anda vereceğiniz bir kararın, hayatınızı ebediyen değiştirebileceğini bilin. Hep bekleyip durduğunuz bazı şeyler gelip yerine oturuverir.
Nurettin Bozan – Eskişehir
ŞİİR
Bizim çocuklar
Bütün ülke arkasında duruyor,
Dünyayı sarıyor, bizim çocuklar.
Her birisi havan gibi vuruyor,
Fileyi yarıyor bizim çocuklar.
Gözlerinde umutlar var, yıllanmış
Ruhlarına ay-yıldızım işlenmiş,
Final maçı konuşmaya başlanmış.
Hayaller kuruyor, bizim çocuklar.
Haydi bu coşkuyla, hep bir ağızdan,
Türkün ataları, Altay, Oğuz’dan,
Evvel Allah yıkılmayız bu yüzden,
Dualar bekliyor, bizim çocuklar.
İki sıfır unutup önümüze bakalım
Ne umduk da ne bulduk yorum yapalım
Tokat yemek iyidir diyoruz bazen
Toparlanacaktır bizim çocuklar...
Hele bir susun bir konuşmayın,
Karın ağrınızdan öfke kusmayın,
Üstelik rakipten iyi oynadık
Yenilse de yenecek bizim çocuklar
Mustafa Özkahraman.
TARİHTEN BİR YAPRAK
KÂNÛNÎ SULTAN SÜLEYMAN HAN: Osmanlı Devleti’nin onuncu sultanı ve İslâm halifelerinin yetmiş beşincisi. Babası Yavuz Sultan Selim Han, annesi Âişe Hafsa Sultan olup, 27 Nisan 1495’te Trabzon’da doğdu. On beş yaşına kadar Trabzon’da kalarak, Yavuz Selim’in görev verdiği devrin âlimlerinden ders aldı. 6 Ağustos 1509’da dedesi İkinci Bâyezîd Han (1481-1512) tarafından Kırım Yarımadasındaki Kefe Sancağı Beyliğine gönderildi. Yavuz Sultan Selim Han, 1512’de Osmanlı tahtına geçince Kırım’dan İstanbul’a çağrıldı. 1513’te Saruhan (Manisa) Sancak Beyliği verildi. Yavuz Sultan Selim Hanın 1514 İran ve 1516 Mısır seferlerinde Rumeli’nin muhafazasıyla görevlendirilerek, Edirne’de oturdu. Yavuz
Sultan Selim Hanın vefatında, Manisa’da bulunan Şehzâde Süleyman, Veziriazam Pîrî Mehmed Paşa aracılığıyla İstanbul’a dâvet edilip 30 Eylül 1520’de tahta çıkarak, onuncu Osmanlı Sultanı ve yetmiş beşinci İslâm Halifesi oldu.

