Kaydet
a- | +A

ATASÖZÜ

 

Bir korkak bir orduyu bozar!..

 

 

 

 

Üniversite son sınıftaydılar. Hepsi okulun en seçkin öğrencisiydi. Bugün dersi uygulamalı yapacaklardı. Önceden ona göre hazırlıklıydılar... Kolçaklarına kurulmuş az sonra başlayacak eğlenceli deneye kilitlenmişlerdi. Yaşlı profesör her zamanki gibi aheste adımlarla kürsüye geçti. Önceden hazırlanmış malzemelerini kontrol etti. Büyükçe bir kavanozun içerisine ritmik hareketlerle yumurta iriliğindeki değişik boy ve ebattaki taşları doldurmaya başladı.

Öğrencilerden çıt çıkmıyordu. Hepsi hocanın ne yapmak istediğini anlamaya, püf noktasını kaçırmamaya çalışıyordu... Kavanozu ağız hizasına kadar taş dolduran profesör, alnına biriken bir iki damla teri sildi. Belini doğrultup kürsüden aşağı indi. Sınıfa döndü:

-Bu kavanoz ağzına kadar doldu mu arkadaşlar, dedi. Sınıfta baştan sona doğru adım atarken öğrenciler biraz duraksadıktan sonra cevap verdiler:

-Evet hocam.

-Doldu tabii ki hocam.

Hoca herkesin cevabını “evet” olana kadar sınıfta bir aşağı bir yukarı gezindi. Sonra kürsüye çıkarken cevabı yorumladı:

-Bakalım dolmuş mu sahiden…

Aşağı eğildi, bir başka kaptan çakıl taşları çıkardı bir miktar. Onları avuç avuç kavanoza boşaltmaya, sonra da kavanozu eliyle dışarıdan sarsmaya başladı. Enteresan bir şekilde çakıl taşları yumurta büyüklüğündeki taşların arasından aşağı doğru düşüyorlardı.

Bir müddet sonra bu işlem de tamamlandı. Öğrenciler hayret ederek dudak büküyorlardı. Hoca sordu:

-Bu kez doldu mu?

Zeki öğrenciler bu kez iki kısma ayrıldı. Bir kısmı dolmuş olmalı düşüncesiyle cevapladı:

-Evet hocam bu kez doldu.

Bir kısmı, hocanın belki daha bildiği vardır düşüncesiyle ama tedirgin cevapladı:

-Daha dolmadı hocam…

Hoca gülümsedi ve bir başka kaptan bu kez avuç avuç ince kum alarak kavanozun üzerine akıtmaya başladı.

Kum taneleri akıyordu bu kez kavanozun içine… Öğrenciler hayranlıkla ve gülümseyerek izliyordu yaşlı profesörün zekâ fışkıran uygulamasını…

             Taha Uğur-Ankara

 

 

 

ŞİİR

 

           Tam İlmihal

 

Alırım ilmimi Tam İlmihâl'den

Onu bilmeyenler ne bilsin hâlden

Herkes konuşuyor hep aynı dilden

Onu bilmeyenler ne bilsin hâlden

 

Bütün ilim irfan hepsi ondadır

Onu bilmeyenin ilmi noksandır

İstersen başını göklere kaldır

Onu bilmeyenler ne bilsin hâlden

 

Binlerce âlimden nakiller onda

Senetli takrizli vesika onda

Okumayan pişman olur sonunda

Onu bilmeyenler ne bilsin hâlden

 

İnim inim incelemiş Hak sözü

İçindedir şeriatın tam özü

Ne yapsın ki körün görmezse gözü

Onu bilmeyenler ne bilsin hâlden

 

En ince bilgiler ona nakşolmuş

Kim ne aramışsa hep onda bulmuş

Kelam fıkıh tefsir içine konmuş

Onu bilmeyenler ne bilsin hâlden

 

Allah razı olsun onu yazandan

Dünyayı kurtarmış yanlış yollardan

Oku Hasipoğlu onu pek candan

Onu bilmeyenler ne bilsin hâlden

 

                 Cumali Çevik-Niğde

 

 

 

 

UNUTULMAZ İSİMLER

 

ABDÜLHÂLIK-I GONCDÜVÂNÎ “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Vilâyet yolunun rehberlerindendir. İslâm âlimlerinin büyüklerindendir. Buhârâ'da Goncdüvân köyünde tevellüd ve 575 [m. 1180]de orada vefât etti. Yirmiiki yaşında iken Buhârâ'da Yûsüf-i Hemedânî hazretlerinin sohbetinde kemâle geldi. İmâm-ı Mâlik soyundandır. Babası Abdülcemîl, Malatyalı idi. Hızır aleyhisselâmdan ders aldı. Tesavvufta meşhur olan (Onbir temel kelime) Abdülhâlık Goncdüvânînin sözlerindendir. (Vasiyetnâme) kitâbında diyor ki: "Sana vasiyet eylerim ey oğul ki, her hâlinde ilim ve edeb ve takvâ üzere ol! İslâm âlimlerinin kitaplarını oku! Fıkıh ve hadîs öğren! Câhil tarîkatcılardan sakın! Şöhret yapma! Şöhrette âfet vardır. Çok simâ’ eyleme! Çok simâ’, kalbde nifak yapar, kalbi öldürür. Simâ’ı inkâr da etme ki, büyüklerin çoğu simâ’ yapmışlardır.

Arslandan kaçar gibi, câhillerden kaç! Bidat sâhibi, sapıklar ile ve dünyâya düşkün olanlar ile arkadaşlık etme! Helâlden ye! Çok gülme! Kahkaha ile gülmek, gönlü öldürür. Herkese, şefkat ve merhamet et! Kimseyi hakîr görme! Kimse ile münâkaşa, mücâdele etme! Kimseden bir şey isteme! Tesavvuf büyüklerine dil uzatma! Onları inkâr eden felâkete düşer. Mayan fıkıh ve evin mescid olsun!" [S. Ebediyye]

ÖNE ÇIKANLAR