Kaydet
a- | +A

Kum akışı da bittiğinde daha soru gelmeden bir ağızdan bağrıştılar öğrenciler:

-Daha dolmadı hocam…

-Neden?

-Su dökerseniz bu kavanoz su da alır…

“Aferin” dedi profesör… Ve kenarda duran sürahiden mevcut kavanozun üzerine su boşaltmaya başladı. Hakikaten kavanoz bir miktar da su almıştı.

Ağzına kadar, taş, çakıl, kum ve suyla dolan kavanozdan elini çeken profesör deneyini tamamlamıştı.

Bir elini cebine atarak, bilgiç ve babacan bir tavırla öğrencilerine döndü:

-Şimdi söyleyin bakalım çocuklar… Sizce bu deneyin amacı nedir? Ne olmalıdır? Nasıl değerlendirilmelidir?

Öğrencilerden birkaçı parmak kaldırdı. Hoca bir tanesine söz verdi. Öğrenci fikrini açıkladı:

-Hocam bu deney, çok güzel bir görsellikle zamanı faydalı ve verimli kullanma konusunda bir hatırlatma olmuştur.

Bir başka öğrenci:

-Hocam bu deney bize gösterdi ki, zamanı ne kadar dolu zannedersek zannedelim, mutlaka değerlendireceğimiz bir zaman daha bulabiliriz fikrini ispatlamaktadır.

Hoca birkaç öğrencinin benzer düşüncelerini dinledikten sonra öğretmek istediği tezi açıklamış:

-Hayır arkadaşlar… Bu deneyin esas anlatmak istediği şudur. Hayata başladığınızda öncelikle büyük taşları yerine yerleştirmelisiniz. Sonra ufakları sonra daha ufakları… Anca o zaman hepsine hayatınızda gereği kadar yer vermiş olursunuz. Aksi takdirde büyük taşları sonraya bırakırsanız, yerleştirmeniz bu derece kolay olmaz…

Arka sıralardan bir öğrenci söz istedi:

-Hocam bu deneyi hayatımızdaki örneklerle realize edebilir misiniz?

Profesör gülümsedi:

-Elbette evladım. Hayatınızdaki büyük taşlar anneniz babanız, evlendiğinizde eşiniz, doğan çocuklarınız, sevdikleriniz, arkadaşlarınızdır… Sonra eğitim, sonra ideal, sonra ortaya koyduğunuz geleceğe ait eserler…

Ders bitip de sınıftan ayrılırken bir öneride daha bulundu profesör:

Bugün sakin kaldığınız bir anda kendinize ait büyük taşlarınızı sıralayın. Bakalım büyük taşınız ne kadar var?

          Taha Uğur-Ankara

ŞİİR

     Saçmalama

Bugün beni övüyorsun

Yarın hemen yeriyorsun

Beni neden geriyorsun

Yeter artık saçmalama

Duyguları hırpalama

Kalbe zehir pompalama

Daha fazla zırvalama

Yeter artık saçmalama

Sapla saman karıştırma

Beyne şüphe bulaştırma

Beni fazla uğraştırma

Yeter artık saçmalama

El sözüne bakmasana

Resimleri yırtmasana

Mektupları yakmasana

Yeter artık saçmalama

Saçma şeyler yazmasana

Sözlerime kızmasana

Aşka mezar kazmasana

Yeter artık saçmalama

     Nöbetçi Şair/Şahin Ertürk

PRATİK BİLGİLER

Hamur, dinlendirilirken üzerine rutubetli bir bez örtülür...

Ispanak, buzdolabında da olsa, pişirildiği gün yenmelidir...

Yeşil veya kuru yemeklerin suyu atılmayıp bir çorbaya katılırsa, vitaminleri ziyan edilmemiş olur... 

Limon; kesik limonun kurumaması için, çay tabağına biraz sirke konur ve limonun kesik yeri sirke içine kapatılır...

Makarna: Haşlanmakta olan makarnaların birbirine yapışıp hamur olmamaları için, kaynama suyuna birkaç damla zeytinyağı konulmalıdır...

Makas bileme: Evde devamlı kullanılan makaslar körleşince, onları bilemek için orta irilikte bir zımpara kâğıdı ince kurdeleler hâlinde bu makasla kesilince, makasın eski keskinliğine kavuştuğu görülür...

Patates: Patates haşlanırken, suyuna konulan bir kaşık sirke, hem lezzetini arttıracaktır, hem de rengini güzelleştirecektir. Patates, piştiği gün yenmelidir...

ATASÖZÜ

Her şeyin yenisi, dostun eskisi makbuldür...