Kaydet
a- | +A

Hatalı kabahatli kusurlu biz olsak bile, kibrimizden gururumuzdan inadımızdan vb. bile bile karşımızdakine bağırıp çağırmamayı, el kol hareketi yapmamayı şanımıza yakışmıyor sanıyoruz... Görenler ne der sonra değil mi?
Ne der mesela:

− Adama bak, ne kadar estetik bir hareket yaptı, süper yahu!

− Üff, adamın bademcikleri ne kadar kırmızıymış!

− Böylesini ilk defa görüyorum!

− Hele attığı kafa harika!

Derler mi sizce? Demezler ve yemezler. Ne olur sanki biraz daha insancıl, merhametli ve iyi niyetli olsak. Ne kaybederiz ki? Kim bu yüzden ne kaybetmiş? Göz kendini görmez, hep karşıdakini görür, bu yüzden hata hep karşıdadır. Eskiler kendindeki hatayı görmeyen hep başkalarında hata arayanlar için “Kendi gözündeki merteği görmez, elin gözündeki saman çöpünü görür” demişlerdir. Mertek yapılarda (özellikle çatılarda veya tavanlarda) taşıyıcı eleman olarak kullanılan, dört köşe veya yuvarlak, uzun ve kalınca ahşap (kereste) anlamına gelir.

Bu tipler kendinde hata görmez. Ancak kendini kandırır. Aslında çevresi kadar kendisi de farkındadır her şeyin. Sorsanız mazeret üretir her şeyi iyi niyetle yaptığını söyler çünkü böyle inanmıştır. Yanlış olduğunu anlaması uzun sürer ama bazen iş işten geçer. Aslında yanlış olduğunu anladığı an az olanlara doğru dönmüştür yüzünü.

Kıymetli olmak; az olmaktan, az olmak da gözün kendisini görmekten, hatayı daha fazla kendinde bulmaktan, karşı tarafa saygılı, sabırlı ve seviyeli davranmaktan geçiyor ise bütün bunları yılmadan, usanmadan, bu yoldan dönmeden yapıp az olup da kıymetlenenlerin zümresine dâhil olmaya değer değil mi?

Ayhan Özbek – Eğitimci -Yazar

ŞİİR

Beğenir mi?

Küçüklükten şımartıldı

Beğenir mi artık seni?

Horoz gibi kabartıldı

Beğenir mi artık seni?

Plazayla tanıştırdın?

Şöhretlerle konuşturdun,

Magazine alıştırdın

Beğenir mi artık seni?

Hiç iki üç dedirmedin

Bayat ekmek yedirmedin,

İkinci el giydirmedin

Beğenir mi artık seni?

Aklı kaldı tatillerde

Bol yıldızlı otellerde

Rüyasında Maldivler’de,

Beğenir mi artık seni?

Köye bir kez gelmedi ki,

Garip kimse görmedi ki,

Soğan ekmek yemedi ki,

Beğenir mi artık seni?

Nöbetçi der: Çalışmadı.

Zorluklara alışmadı,

Yokluk ile tanışmadı,

Beğenir mi artık seni.

Nöbetçi Şair (Şahin Ertürk)

TARİHTEN BİR YAPRAK

ZÜNNÛN-İ MISRÎ: Evliyanın büyüklerinden. Doğum tarihi belli değildir. 860 senesinde Mısır’da vefat etti. Deniz yolculuğu yaparken bindiği gemide bir tüccarın mücevher dolu bir kesesi kaybolmuştu. Gemidekiler “sen aldın” diyerek iftira edip, hakarete ve işkence yapmaya başladılar. Suçsuz olduğundan, dua ederek kurtulmak istedi. Allahü teâlâya dua edince, hemen suyun yüzüne, ağızlarında birer mücevher bulunan yüzlerce balık çıkmaya başladı. Onlardan birini alıp gemidekilere verdi. Bunu gören asıl hırsız keseyi getirip verince, Zünnûn-i Mısrî işkencelerden kurtuldu. Bu sebeple ismine, balık sahibi, balıkçı anlamında Zünnûn denildi. Mısır’da tasavvuf ilmini ilk defa o açıklamıştır. Yüksek din ilimlerinin sekizincisi olan tasavvuf (ahlak) ilmi, onun açıklamasından ve izahlarından sonra Mısır’da yayıldı ve nice kimsenin dünya ve ahiret saadetine kavuşmasına sebep oldu. Hocası, Maliki mezhebinin imamı, Mâlik bin Enes’tir. Fıkıh ilmini ondan öğrenmiştir.

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.