Kaydet
a- | +A

Bir bayrama daha kavuştuk. Allah hepimizi daha nice bayramlara eriştirsin.

Kültür bir milletin bir ülkenin ortak hayat tarzıdır. Kültürün en önemli unsurları da gelenek, görenek ve inançlardır. Milletlerin sahip oldukları gelenek, görenek ve inançların hayatımıza yansıyan en önemli yüzü ise bayramlardır. Dinî bayramların en güzel yönlerinden biri de toplum yapımızda birleştirici, canlandırıcı, eğitici ve mutluluk verici olmalarıdır. Her ne kadar insanları eskisi gibi bir araya getirip dayanışmayı, kaynaşmayı güçlendirip kutlanmasa da geleneklerin devamını sağlamakta, inançları tazelemekte, değer yargılarının güçlenmesine ve törelerin kökleşmesine yardımcı olmaktadır.

Bayram sevinç, huzur, barış, kaynaşma ve dargınların barıştığı müstesna günlerdir. Bayram Allah'a olan bağlılığın Peygamber Efendimizi ve bütün Müslümanları sevmenin günüdür.

Bayram sevmenin, sevilmenin verdiği huzurun ve güzelliğin doruğa ulaştığı gündür.

Bayram kavuşmanın, özlemenin beklemenin sabretmenin sevince dönüştüğü gündür.

Bayram dargınların barıştığı, kırgınlıkların bittiği gündür.

Bayram duyguların, sevinçlerin sevmenin, sevilmenin hazzına ve doyumsuz güzelliğine erişildiği gündür.

Bayram büyükleri sevmenin, küçükleri saymanın ve onları sevindirmenin günüdür. Bayram sıkıntıların üzüntülerin, çilelerin sevince mutluluğa çevrildiği gündür. Yoksulların, öksüzlerin, çaresizlerin, yetimlerin doyurulduğu kollandığı gündür. Bayram en yakınlarımızı ziyaret ederek onlarla hasret gidermenin, onlarla kucaklaşmanın hasretin, özlemin sevince çevrildiği gündür.

Bayram her şeyden önce kavuşma hasretinden bıkmış, kırık gönüllerin tamir edildiği hayal kırıklığına uğrayan yaşlılarımızın gönüllerinin alındığı gündür. Bayram susamış gönüllere sevgi ırmağının akıtıldığı gündür. Bayram hasret gözyaşlarının sevinç gözyaşlarına dönüştüğü gündür... Bu duygularla bayramınız mübarek olsun.

Emekli Sağlıkçı-Aslan Torun

ŞİİR

"Gönlümün B/Aşk Kenti"-İstanbul

İstanbul; sen gönlümde közlediğim şehirsin

O maviyle yeşilin beni sarsın İstanbul

İstanbul; bir içim su, özlediğim nehirsin

….. Düştü yola şu gönlüm sana varsın İstanbul

….. O maviyle yeşilin beni sarsın İstanbul.

İstanbul; “Yedi tepe”, yediveren gül gibi

İstanbul; Rabbimizden bizlere ödül gibi

İstanbul seninleyim; bakma bana el gibi

….. Hayâlini kurduğum cana hârsın İstanbul

….. Rüyasına durduğum bana yârsın İstanbul.

Hoş gerdanlık köprüler Boğaz'ında duruyor

Senin için kim bilir kimler hayal kuruyor

İstanbul... Ah İstanbul… Beni candan vuruyor

….. Ölümüm dosttan olsun, varsın, vursun İstanbul

….. Ben yolunda öleyim hayat dursun İstanbul.

“O ne güzel askerdir, o ne güzel kumandan

Elbet “Konstantiniyye” fetih olacak!..” bundan

Bu “kutlu söz” uğruna burada “Eyüp Sultan”

….. Sen sönmeyen bir ışık, ruha nursun İstanbul

….. Feth olmayı bekleyen kutlu sursun İstanbul.

Başlamış "Fethi Mübin"; yer yerinden sökülmüş

Çalmış mehter marşları, yağlı toplar dökülmüş

Müjdeye kavuşulmuş, zor bilekler bükülmüş

….. Ecdadıma şeref-şan, namus, arsın İstanbul

….. Asırlarca bekledin; "Fatih” sarsın İstanbul.

“Üçler, Yediler, Kırklar!” izin verdi Yaratan

Gemiler dağlar aşıp yollar buldu karadan,

Surda gedik açıldı geçti ecdat oradan

….. Tutsak idin ezelden, artık hürsün İstanbul

….. Hiç bitmesin bu rüya daim sürsün İstanbul.

Yeniçeri hücumda veriyor kanlı zahmet

“Fatih” dua ediyor; “Yetiş ya fakih Ahmet!”

“Akşemseddin” secdede, yağıyor o an rahmet

….. Çalsın zafer marşları, mehter vursun İstanbul

….. Geliyor genç Padişah, düğün kursun İstanbul.

Baktım ki; “Ulubatlım”, surlara sancak asar

Baktım Şanlı “Fatih’im”, tarihe mühür basar,

Baktım, mağlup düşenler, ki hâlâ zehir kusar

….. Mutlu güne eriştin gönle dar’sın İstanbul.

….. Hayal değil, gerçeksin çünkü varsın İstanbul.

Ayasofya mabedim seni kalpte gizledim

Başkasına yâr idin, ben kendime sözledim

Tekrar aç mâbedini yüz sürmeyi özledim

….. Bu işin hesabını ecdat sorsun İstanbul

….. Sen gönülde bir ateş, yanan kor’sun İstanbul.

Bir ayağın Avrupa, diğeriyse Asya’da

Bir kolun Afrika’da, diğeri Kafkasya’da

Yok dünyada bir eşin, Amerika, Rusya’da

….. Sinan gelsin yeniden taş taş örsün İstanbul

….. Dünyanın gözü nurdan şehir görsün İstanbul.

Nice âlim, evliya; sır olmuşlar gövdende

Nice gönül sultanı kor olmuşlar gül tende

Vurgunum asıl bundan, bu ateş sönmez bende

….. Güneşim sende batmış, sen ne dersin İstanbul?

….. Kararmış gönüllere ışık versin İstanbul

Ey İstanbul; derler ki, altından kumun, taşın

Nice çağlar eskittin bilmem ki kaçtır yaşın

"Ey gönlümün Aşk Kenti!" Öne düşmesin başın

….. Meftun'um bedenini yere sersin İstanbul

….. Sana olan hasretim sona ersin İstanbul

Kadir Çetin (Meftun)

SAĞLIK OLSUN

Osteopati nedir ve hangi durumlarda uygulanır? Osteopati, vücuttaki yapısal dengesizlikleri düzeltmeyi, hareket kısıtlılıklarını gidermeyi ve genel sağlığı iyileştirmeyi amaçlayan kapsamlı bir tedavi yöntemidir. Ellerle yapılan manuel terapi ve dokunsal terapi ile vücudu uyumlu bir yapıya kavuşturmayı hedefler. Bu tedavi yaklaşımı, vücuttaki kemikler, kaslar, bağlar ve organlar arasındaki ilişkiyi vurgular. Bu tedavi yönteminde uzmanlar, vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmalarını desteklemeye odaklanır. Bedenin dengesini sağlamak için yapılan manuel terapi, dolaşımın artmasına, dokuların beslenmesine ve vücudun iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olabilir. Osteopati, özellikle sırt ağrıları, boyun ağrıları, eklem problemleri, kas gerginlikleri ve spor yaralanmaları gibi durumlarda etkili olabilir. Bu tedavi, ağrıları azaltmaya, dolaşımı düzenlemeye ve vücuttaki esnekliği artırmaya yardımcı olabilir. [www.turkiyehastanesi.com]

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...