Kaydet
a- | +A

Çocuğa baskıyı abartmak: Bu yazım özellikle anne ve babalara hitabendir. Araştırmalara göre çocuk yetiştirmede en sık yapılan hatalardan birinin çocuğu başkalarıyla kıyaslamak olduğu söylenir. Anne ve babalar çocuklarında kusurlu buldukları yönleri düzeltmeye çalışıp bu şekilde zihinlerinde canlandırdıkları ideal çocuğa kavuşmayı amaçlıyorlar. Ancak bu yaklaşım, çocuğun da bizim de depresyona girmemizi sağlıyor. Hatta en büyük problem diyebiliriz ki çocuklarla kıyaslamanın beğenilmeme olarak algılanıp yetersizlik ve değersizlik gibi duygulara yol açması. Kendini değersiz hisseden çocuklar da hem kıyaslandıkları çocuklara karşı öfke duyuyor hem de çaba göstermekten kaçınıyorlar. Böylelikle akran zorbalıklarına yol açmış oluyoruz.

Korumacılığı abartmak: Helikopter ebeveynlik olarak da bilinen aşırı korumacı ebeveynlik, çocuğun kaygılı ve aileye bağımlı bir birey olmasına yol açıyor. Anne ve babası tarafından sürekli kontrol altında tutulan özgürlük alanı kısıtlanan çocuklar yeteneklerini geliştirmede problem yaşayabiliyor. Bir ebeveyn olarak çocuğumuzu tehlikelere karşı korumak istememiz çok doğal. Ancak bunu ölçülü bir şekilde yapmalı her zaman çocuğumuzun yanında olduğumuzu hissettirmeliyiz.

Çocuğumuzun her istediğini yapmak: Hiçbir çaba sarf etmeden her istediğini elde eden çocukların memnuniyet eşiğinin çok yükselmeye başladığını bilmeliyiz. Bu çocuklar mutsuz birer birey olarak yetişmektedir. Çocuğumuz yeri geldiğinde isteklerini ertelemeyi bilmeli ve hedefine ulaşabilmek için çabalamayı öğrenmelidir. Böylelikle elde ettiği ne olursa olsun daha kıymetli olacaktır.

Arkadaş gibi davranmak: Yıllar içinde ‘çocuğumla arkadaş olma’ yaklaşımı popülerlik kazansa da bunun doğru bir davranış olmadığını savunuyorum. Çünkü arkadaşlık kavramı içerisinde eşitliği barındırıyor. Oysaki anne ve baba, çocukla eşit değiller.

Tuğba Kaynak-Çocuk Gelişim Uzmanı

ŞİİR

Baş açık ayak yalın

Baş açık, ayak yalın, budur senin ilk hâlin;

Kaç yıl yaşarsan yaşa, sonun budur/ahvâlin;

Neyine güvenirsin? İşte bak pürmelâlin!..

Pasaportta yerlisin, turist sanma kendini;

Kabir var ya kabristan, bekler seni ve (…) bini!..

Baş açık, ayak yalın, ilk gününe dönersin;

Merkep, at, otomobil; uçaklara binersin,

Tabut var ya son binek, kabre onla inersin!..

Pasaportta yerlisin, turist sanma kendini;

Kabına sığmayan sen, süt dökmüşçe sinersin!..

Baş açık, ayak yalın, n'ola o gün ahvâlin?

Oğlun, kızın olsa da uzak durur ayalin;

Dilin ne söylemişse ne vermiş ise elin!..

Pasaportta yerlisin, turist sanma kendini;

Onlar hazır bekleşir, bunu böylece bilin!..

Baş açık, ayak yalın, amelin var yanında;

Münker ve Nekir gelir, hazır olur ânında;

Cennet yahut cehennem, vardır yolun sonunda!..

Pasaportta yerlisin, turist sanma kendini;

Mevâ kat kat döşenmiş, Cahîm kendi nârında!..

KAYIKÇ’Ali diyor ki, baş açık, ayak yalın…

…Kaç yıl yaşarsan yaşa, budur senin son hâlin…

…Neyine güvenirsin? İşte bak pürmelâlin!..

Pasaportta yerlisin, turist sanma kendini;

Kabir var ya kabristan, bekler seni ve (…) bini!..

Ali Kayıkçı/Âşık Derebahçeli-İlkadım/Samsun

TARİHTEN BİR YAPRAK

GALATA KÖPRÜSÜ: Abdülmecid Hanın yaptırdığı köprü 18 yıl kullanıldıktan sonra yerine Sultan Abdülaziz’in emriyle daha geniş, daha gösterişli bir köprü kuruldu. Eski köprü ise o sırada iyice harap duruma gelmiş olan Unkapanı köprüsünün yerine çekildi. Abdülaziz Han o zamana kadar kurulan üç tahta köprü yerine ilk madenî köprüyü 1875 yılında yabancı bir firmaya yaptırdı. Demirden 24 duba üzerine oturdu. 480 m uzunluğu 14 m genişliği vardı. Bu köprü, 1912 yılında Azapkapı-Unkapanı arasına götürülerek orada 1936 yılına kadar kullanıldı. Yerine, uzunluğu 462 m, genişliği 25 m olan 12 parça ve ortasında geniş iki geçidi olan köprü kuruldu. Başlangıçta Sultan Abdülmecid Hanın isminden dolayı Mecidiye adı ile anılan köprü daha sonra Galata ismini aldı. Galata Köprüsü, Boğaziçi Köprüsü yapılıncaya kadar Boğaz’ın sembolü durumundaydı.


Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...