Kaydet
a- | +A

Bugün vardığım noktayı bu pencerenin ardındaki dinginlikle tarif edebilirim... İnsanların en mutlusu, insanlarla en az meşgul olandır.

50'sinden sonra şunu çok daha net anladım. İnsan, hayatındaki kalabalıkları bir bir ayıkladığında aslında eksilmiyor, bilakis hafifliyor. Bu bilincin bu şuurun tohumları, babamı kaybettiğim o en zor zamanımda atıldı.

Hayatımın en ağır yükünü taşırken, yanımda olmasını beklediğim nice insanın sessizliğiyle sarsıldım. Geriye dönüp baktığımda acı tatlı her gününde el uzattığım, kapısını çaldığım o kişilerin, en zayıf anımda nezaketi dahi esirgediğini görmek bir hayal kırıklığı ile birlikte bir dönüm noktası oldu. Hayatımın en kutsal yolculuğuna çıkarken bile sesini esirgeyenlerin varlığı, artık sadece hayatın vitrinini işgal eden kuru bir kalabalıktan ibaretti.

Eskiden incinmemeye çalışır, sabrederdim. Oysa artık biliyorum ki insan, kendi huzurunu korumak için sınırlarını çizmeyi bilmeli. İslam’ın 'Lâ darara ve lâ dırâr' yani (Ne zarar vermek ne de zarara uğramak vardır) ilkesini, artık kendi ruhumun sınırlarını korumak için bir düstur edindim. Şairin dediği gibi: "Cihan bağında ey âkil, budur makbûl-i ins ü cin/Ne kimseden bir vefa bekle ne kimseden incin."

Ancak bu beyte ulaşmak bir süreç... Önce insanın hayatındaki -yabani otları- temizlemesi gerekiyor. Ben de öyle yaptım. Vefasızlığı, ilgisizliği ve samimiyetsizliği rehberimden ve hayatımdan bir bir sildim. Sizi görmeyenle meşgul olmayı bıraktığınızda, aslında o beyitteki incinmeme makamına da bir adım daha yaklaşmış oluyorsunuz.

Artık yaşımın getirdiği o berrak bakışla anlıyorum ki herkese karşı sonsuz bir nezaket göstermek değil, kendi varlığına ve huzuruna sadık kalmak daha kıymetliymiş. Şimdi bu büyük temizliğin getirdiği sessizlikte, ruhumun ne kadar hafiflediğini görüyorum. Azalmak, aslında eksilmek değil fazlalıklardan arınıp çoğalmakmış.🌹

G.K. Erenköy

ŞİİR

Beyaz sayfa

Şaha kalkmış nefs atı,

Hak görünür sureti,

Kibir denen illeti,

Dolar gider boynuna.

Yürütür yükseklerden,

Atlatır tümseklerden,

Ayağı keser yerden,

Hüküm verir beynine.

Hah! şimdi oldum dersin,

Her şeyi bildim dersin,

İblis, hocası dersin,

Bak gelmişsin oynuna.

Yükün indir gemiye,

İstimdat et hamiye,

Yazılıyor yevmiye,

Çıkar elbet aynına.

Öl Gıyabî, ölmeden,

Yola çık erinmeden,

Kabristan görünmeden,

Giy beyazı eynine.

Mustafa Özkahraman

BİTKİLERİN DİLİNDEN

Nanenin faydaları: Taze nane ya da kuru yaprakları hatta nane çayı sindirimden tutun solunuma kadar, bağışıklık sistemine faydasından tutun ağız sağlığına kadar nice alanda vücudumuza doğal destektir. Nanede mentol vardır. Nane antioksidan bir bitkidir. İçerisinde A, C, B vitaminleri vardır. Demir, potasyum ve kalsiyum gibi mineraller içerir... Bu sebeple nane hazımsızlık gaz şişkinlik gidermede, mide bulantısını ve mide kramplarını hafifletmede doğal olarak ilk akla gelen bitkilerdendir. Yemeklerden sonra bir fincan nane çayı sindirimi rahatlatmak için tercih edilir. Nane daha birçok alanda vücudumuza faydalıdır... Ağız kokusunu gidermede doğal mentolüyle çok tercih edilir. Ayrıca antibakteriyel özelliği olduğu için ağızdaki zararlı bakterileri azaltmaya da yardımcı olur. Nane gerilim tipi baş ağrılarında ve migren ağrılarında da sakinleştirici özelliğiyle tercih edilir. Nane stresi azaltır, uykuya geçişte kolaylık sağlar. Vitamin ve antioksidan içeriği sayesinde vücuda artı direnç kazandırır. Sağlığınız için doktorunuza danışınız.

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...