Kaydet
a- | +A

Muharrem ayında bütün Müslümanları derinden üzen elim bir hadise yaşanmıştır. O da Peygamber Efendimizin sevgili torunu Hazreti Hüseyin ve efradından 72 canın Kerbela’da şehit edilmesi hadisesidir. Tarihe "Kerbela Olayı" veya "Kerbela Katliamı" olarak geçen bu hadise, kalbinde hâlen Peygamber ve Ehl-i beyt sevgisi olan her Müslüman’ı derinden üzmeye devam etmektedir. Şüphesiz bu çok acı ve kahredici bir hadisedir. Hiçbir Müslüman bu katliama sessiz kalamaz. Ancak bu acı hadisenin tesiri ile Müslümanlar arasında tefrika ve ayrılık tohumları ekmek isteyen İslam düşmanlarına izin vermemeliyiz. Çünkü bu acı hadisenin müsebbipleri yani sorumluları ahirette hesap gününde Âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâya hesaplarını vereceklerdir.

Ehl-i sünnet olan Müslümanlar bu gibi durumlarda her mümin gibi bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları onu birtakım taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" hâline dönüştürmek sünnetin ruhuna uygun düşmemektedir.

Son olarak şunları söylemek gerekirse; muharrem ayı, Müslümanlar arasında bir tefrikayı (ayrılık) değil tersine ittihadı yani birleşmeyi akla getirmelidir. Kur’ân-ı kerimin ipine ve Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’nın “sallallahü aleyhi ve sellem” sünnetine sımsıkı sarıldığımız müddetçe bizleri hiç beşeri fitne ve tehlike ayıramaz, bölemez. Bu noktada biz Müslümanların uyanık olması ve tedbiri elden bırakmaması gerekir. Hayatımızda itikatta Ehl-i sünnet yolunda ve amelde dört mezhebe uygun güzel dinimizi yaşamaya devam edildiği müddetçe ve "Müslüman aynı delikten iki defa sokulmaz" hadis-i şerifince İslam düşmanlarına karşı dinimizi, inancımızı ve kültürümüzü koruyup savunabiliriz.

Adil Kaan Söylemez-Tarih Öğretmeni

ŞİİR

                Espiye’m

Senin güzel ismin dolaşır dilde

Değerin gözümde çok büyük yerde

Benim memleketim, en güzel ilçe

Seni çok severim canım Espiye’m

Gelevara nazlı nazlı akarken

Keldağı karşıdan sana bakarken

Bahar yağmurları gelip okşarken

Huzurdan tacını giyer Espiye’m

İmeceler çalışır tarlalarında

Fındıklar bol olur yaz aylarında

Bahçende bağında yaylalarında

Lale sümbül nergis biter Espiye’m

Mavi denizinde balıklar oynar

Kara ovacık yaylan resital sunar

Tereyağlı pide festivalin var

Sahilin incisi şirin Espiye’m

 Ahılbaba Dağı en büyük dağın

Yağlıdere Gelevara akar ırmağın

Kalbimde sancısı ayrı kalmanın

Hasretin bağrımı deler Espiye’m

Birbirinden güzel senin köylerin

Yazın cıvıl cıvıl sahil boyların

Günlerin haftalar bütün ayların

Sevdan gözlerimde tüter Espiye’m

Andoz kalesinin çıksam başına

Kafamı dinlesem ay ışığına

Yüzüm sürsem taşına toprağına

Bende yerin farklı özel Espiye’m

Selam olsun size Sungur dağından

Oğuzun boyundan Çepni soyundan

Süleyman Usta’yım Çepni köyünden

Selam olsun size güzel Espiye’m

Süleyman Usta-Espiye/Giresun

ESKİMEZ KELİMELER

ÂLEM: Arapça kökenli bu kelime bayrak ve sancak anlamındadır. A harfinin üzerinde imla işareti olarak okunduğunda dünyayı da içerisine alan evrenin tamamına verilen isimdir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde de evren, gök bilimi olarak yazmaktadır. On sekiz bin âlem tanımı cihan, kâinat, dünya ve Allah’tan gayrı her şey anlamlarını içerir. Ayrıca halk ve topluma da âlem denir. Yine mecaz olarak karşısındakine şaşkınlığını dile getirmek için “âlem adamsın” diye de kullanılmaktadır.

MAĞRUR: Türk Dil Kurumunda sıfat olarak kendisini önemseyen, büyüklenen, böbürlenen, kimse olarak,  ikincisi de büyüklenme belirtisi olan, gurur belirten olarak yazılmıştır.

Ama mağrur kelimesi öte yandan bir şeye güvenen ve güvenilmeyecek şeye güvenip aldanan, kendini beğenmiş kimse demektir. Yani bilgisine, malına mülküne, şanına şöhretine; güzelliğine yakışıklılığına vb. güvenen ve bunlar sebebiyle kibirlenen kimse bu güvendiklerinin hepsinin fâni ve geçici olduğu için bunlara güvenerek kibirlenmekle aldanan kimse anlamındadır.

ATASÖZÜ

Bilmediklerimi ayağımın altına koysam, başım göğe değer!..

ÖNE ÇIKANLAR