Kaydet
a- | +A

ATASÖZÜ

 

Sinek küçüktür ama mide bulandırır.
 

 

 

 

İslam dini nakil dinidir. Sevgili Peygamberimizden başlayıp herkes öğrendiği bilgiyi ilave veya çıkarma yapmadan bir sonrakine olduğu gibi nakletmiştir.

Dinî kitap yazan İslam âlimleri de yazdıkları konuları hangi İslam âliminin hangi kitabından aldığını belirterek yazmıştır. Bu şartta yazılmayan dinî eserler yönlendirme açısından risk içermektedir. Bu kesinkes böyledir.

İkincisi din konusunda otorite olmak için ne gerekmektedir?

Bildiğimiz anlamda, akademik kariyer sahibi olmak otorite olma konusunda ölçü olabilir mi? Herhangi bir üniversitede herhangi bir bölümde kürsü başkanı profesör de olsa… Dinî hükümlerde “ben böyle düşünüyorum” diyemez. Böyle bir yetkisi yoktur.

Söylediği sözün hangi kaynaktan alındığını söylemesi nakletmesi lazımdır. Din hakkında otorite olmak demek bu nakil bilgilerini iyi bilmek demektir.

Öyle “ben Kur'ân’dan başkasına bakmam”, “Ben aklı savunurum”, “Ben bağnazlığa, gericiliğe, örümcek kafalılığa karşıyım” gibi sözler dışı hoş ama içi boş sözlerdir.

Böyle söylenen sözler ve söz sahipleri insanı din unsuru ile yönlendirme açısından kesinlikle risk taşımaktadır.  Üçüncüsü din hakkında söz söyleyenin kendisinin durumudur.

Din hakkında söz söyleyen kimsenin dini yaşamasına bakmak gerekecektir.

Acaba kendisi gerçekten dini yaşamakta mıdır? Yoksa dinle ilgisi olmadığı hâlde din hakkında yorum mu yapmaktadır?

Dinle alakası olmadığı hâlde ister dinin lehinde ister aleyhinde yorum yapanların yorumu kesinlikle yönlendirme bakımından risk taşımaktadır.

Dinle alakası olmayanın din konusunda “Allah rızası için” yorum yapması imkânsızdır.

Çünkü din bir inançtır. İkna etme işi değildir.

Karşıdakini inancınız konusunda ne siz zorlayabilirsiniz, ne de o sizi zorlayabilir.

Dolayısıyla inançlar bir başkası tarafından yargılanamadığı gibi yorumlanamaz da…

İnsan inandığı şeyi önce kendisi yapar. Bu çok önemli bir ölçüdür.

                Muhsin Taha - Antalya

 

 

 

 

ŞİİR

 

               Efendim

O gece sanki gök kubbe çöktü

Nurunu kaybetti dünya efendim

Bu nasıl acı idi ne ağır yüktü?

Dizde dermanımız bitti efendim.

Can gitti canlardan yandı yürekler,

Akın edip geldi sizi sevenler

Yüzlerde hüzün var buğulu gözler

Gözyaşları sele döndü efendim.

İnsan seli vardı sanki Eyüp’te

Kuşlar bile ağlıyordu göklerde

Daha doymamıştık o gül yüzüne

Benizler sarardı soldu efendim.

Kâşgari dergâha komşu kabirde,

En sevdiği bekliyordu dört gözle;

Binlerce müminin eli üstünde

Su misali akıp gitti efendim.

Çekmediği dertler çile kalmadı

Yine de neşesiz anı olmadı.

Gönüller fetheden sohbeti vardı

Muhabbet bağının gülü efendim.

Kulaklarda çınlar oldu sözleri.

Işıl ışıl parlar idi gözleri,

Ömründe ilk defa üzdü bizleri;

Rahmet size sabır bize efendim.

Sizi anlatmaya yetmez bu lisan

Görüp de var mı ki sevmeyen insan

Mahrum etme bizi şefaatinden

Himmet eyle bize canım efendim

           Zeki Karaca-Ankara

 

              Gerçek

İnananlar kadar tükenmiş izan,

Bak medet umuyor beşer beşerden.

Hele bir bekleyin kurulsun mizan,

Akıllara girer çıktığı yerden.

Kararınca dünyan elinde kalan,

Mezarınla hayrın gerisi yalan.

Bir gün gelir o an, tükenir zaman,

Gözünde kalmaz fer ve düşer perden.

Ahmet Emin Odacıoğlu

ÖNE ÇIKANLAR