Kaydet
a- | +A

Farklı toplulukların barış içinde yaşamasını sağlayan Müslümanlıktan sonra da adalet temelli bir yönetim tarzı ortaya koyan Selçuklular, pek çok açıdan Osmanlı kurumlarını, medeniyetini beslemiş, Osmanlı'ya kaynak oluşturmuş bir medeniyet olmasıyla ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla Türk tarihinde Selçuklu dönemi, her ne kadar Osmanlı döneminin gölgesinde kalmış olsa da çok müstesna bir yere sahiptir.

Eyyubiler: Merhametin sembolleştiği en net kırılma noktalarından biri 1187 yılında yaşandı. 1187 yılında, Selahaddin Eyyubi, İslam dünyası için büyük önem taşıyan Kudüs'ü Haçlılardan geri aldı. Bu olay, Hristiyan Haçlı Krallıkları ile Müslüman devletler arasındaki mücadelede dönüm noktası kabul edilir. Selahaddin, askerî gücünün yanında diplomasiye de önem verdi ve Kudüs'ü aldıktan sonra barbarca yağma bekleyen tarihçilerini şaşırttı. Şehirdeki tek bir Hristiyan sivilin saçının teline zarar verilmesini yasakladı. Selahaddin'in bu tutumu Avrupa'daki düşmanları tarafından bile asil ve merhametli lider olarak anılmasına sebep oldu.

Osmanlılar: Peki, Osmanlı yıkıldıktan 150 yıl sonra bile bir Yugoslav tarihçiye "İmparatorluğumuz yıkılmadan önce ne kadar mesut ve haysiyetliydik" dedirten neydi? Elbette Osmanlı'nın gittiği her yeri "inşa ve ihya" etme anlayışıydı. Nitekim ünlü Hırvat yazar Ivana Sojat, "Osmanlılar buraları yakıp yıkmadı, Romalıların bıraktığı yerden nehirlerimize köprüler kurdu" diyerek bu gerçeği teslim eder. Osmanlı, fethettiği topraklardaki halkı Allah’ın bir emaneti bildi. Halklar o kadar güvendi ki bu idareye, fatihleri kale kapılarını açarak davet ettiler. İspanya’da zulüm gören Yahudileri Barbaros’un gemileriyle İstanbul’a taşıyıp kucak açan da bu merhametti.

Velhasılıkelam, Türk-İslam devletlerinin asırlar boyu süren ihtişamı, sadece kılıçlarının keskinliğinde değil; fethettikleri gönüllerde ve kurdukları adalet nizamında gizlidir..

Uğur Utkan-Araştırmacı, Tarih Öğretmeni

ŞİİR

Gezegendim

Aslında ümitlerim vardı uzun zaman öne

Hayallerim en güzelleri hayal dünyasında

Güneşimi bulmuştum, deniz masmavi idi

Tekerlekli sandalyem bile mutlu idi

En güzel arabadan daha güzeldi.

Beni güneşime taşırken deniz kenarında

Karanlık hüzün gözyaşı geride kalmıştı

Ben en mutlu gezegen, güneşi ile

Tek renk hâkimdi pembe umudun rengi

Git deyip uzay çöplüğüne attığın güne kadar

Ben bir gezegendim senin sistemin

Karanlıklar içinde ve en derininde

Ümitlerim donmuş hayallerin solmuş

Buz devrinde buzlar içinde

Biçare; yoklar içinde yok olan ben

Lütfü Yarar

SAĞLIK OLSUN

Migren

Migren, toplumda en sık rastlanan baş ağrısı sebeplerindendir. Gelişiminde hem genetik faktörler hem de çevresel faktörler sorumludur. Migren genellikle prodrom, aura, baş ağrısı ve iyileşme olmak üzere 4 evreden oluşur. Prodrom evresinde hastalarda baş ağrısından önceki saatler veya günler içinde duygu durumlarında veya davranışlarında ani ortaya çıkan ve psikolojik, nörolojik veya otonomik özellikler görülür. Migren ataklarını auralı ve aurasız olarak başlıca ikiye ayırmak mümkündür. Auralı migren hastaları ise baş ağrısı atakları başlamadan önce 5 dakika ile 60 dakika arasında değişen “aura” atakları yaşayabilir. Atak öncesinde parlak ışık çakmaları veya görme alanında bozukluklar, uyuşma, karıncalanma ve konuşmada bozukluk sık görülen aura belirtileridir. Aurasız migren atakları bu belirtiler olmaksızın baş ağrısı ve ağrıya eşlik eden bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyetinin görülebildiği ataklardan oluşur. [www.turkiyehastanesi.com]

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...