Kaydet
a- | +A

Hani bazen aklımıza eser de herkesten, her şeyden uzaklaşmak şöyle bir kafa dinlemek isteriz. Bir deniz kenarında yahut dağ başında alır soluğu, kendimizi dinleriz. Hemen herkese iyi gelen bir şeydir bu. Yazar, işte böyle bir lüksü olmayan kişidir. Çünkü o yalnız kalsa da kafasının içindeki kalabalıkla her an meşguldür. Başka türlüsü zaten mümkün değildir. Olaylar, karakterler, kurgular ve imgeler dönüp durur yazarın hâfızasında. Sürekli bir sancı, sürekli bir uğultulu hengâmedir onun hayattan anladığı. “Kafa dinlemek” yazar için metinlerin bitip tükenmek bilmeyen fısıltısına kulak vermektir. Şayet o sesler kesilirse yazarın huzursuzluğunun tarifi yoktur.

“Hem okudum hem de yazdım” diye başlayan yanık türkümüzün de işaret ettiği gibi okumadan yazmak olacak iş değildir. Yazar her şeyden önce sağlam bir okuyucu olmak zorundadır. Her sağlam okuyucudan bir yazar çıkmaz elbette. Fakat bütün büyük yazarlar sağlam okurlar arasından çıkmışlardır. Sözün büyüsü, bazı kimselerde hayal gücünü bir noktadan sonra şiddetle uyarır ve kaçınılmaz son kapıyı çalar.

Sabır işidir yazmak ve en yorucu çalışmalardan birisidir. Birkaç dakika içinde okunup hazmedilen bir iki sayfalık yazıyı kaleme almak için bazen günlerce çalışır yazar. Yarım kalan bir yazının huzursuzluğu onun baş belâsıdır. Bitmiş bir yazının keyfi ise paha biçilmez bir mutluluk bahşeder yazara. Fakat bu bahar havası çok sürmeyecek, kısa bir süre sonra yazı malzemesi olan ne varsa hepsi oradan buradan koşa koşa gelip yakasına yapışacak, rahatsız edecektir.

Atalar sözünde “söz uçar yazı kalır” denmiştir. Yazıya dökülenler onu yazandan çok yaşayacaktır mutlaka. Düşünün bir kere; olmadığınız, nefes almadığınız zamanlarda bile, bir şekilde sözünüz yankılanacaktır dünya üzerinde. Yazmanın bütün kahrına cefasına değmez mi bu büyük hediye?..

               Volkan Topalak

 

 

 

ŞİİR

 

              Merhametli komşular

 

Evin yanarsa eğer düşersen bir gün dara

Bırak onu bunu sen gel de komşunu ara

Önce o koşacaktır senden gelen imdada

Şiire konu olur merhametli komşular

 

Hâlin hatrın sorarlar camdan selam verirler

Acı tatlı gününü yakın takip ederler

Cenazen düğününde sizden biri olurlar

Dillere konu olur merhametli komşular

 

Peygamber efendimiz, birçok âlim demiştir

Kim iyilik yaparsa mükâfat görecektir

Konu komşu ahali bir aile gibidir

Vaaza konu olur merhametli komşular

 

Asık suratlı olmaz asla bizim komşular

Acı tatlı günümde gelir hatır sorarlar

Her hâlimi bilirler çok fedakâr olurlar

Elbet mükâfat görür böyle seçkin insanlar

 

                                     Sinan Korkmaz

 

 

 

ENTERESAN BİLGİLER

 

ŞİİR NEDİR?: Şiir, belli bir vezin ve kâfiye düzenine bağlı anlatım yoludur. Şiir, Arapça olan “nazm” kelimesiyle birlikte veya birbirlerinin yerine de kullanılır. Nazım, lügatte “dizme, sıralama ve düzene koyma” anlamındadır. Şiir ise, edebî değeri olan nazımlı sözdür.

Bir şiirin, nazmın ahenkli ve tesirli söylenmesi için vezin, kâfiye ve nazım şekli gibi üç ana dış unsura ihtiyaç vardır. Vezinli (ölçülü) mısraların, belli bir kâfiye düzeni ile kümelendiği (toplandığı, dizildiği, örüldüğü) biçime, şeklî görünüşe nazım şekli; bu şekildeki bir şiirin konusuna göre adlandırılmasına nazım türü denir. Koşma, gazel nazım şekline; koçaklama, mersiye nazım türüne misaldir. “Nazımlı söz” de denilen bir şiirde, nazım şeklinde veya nazım türünde anlam bütünlüğü taşıyan en küçük parçaya “nazım birimi” denir. İki mısradan meydana gelene beyit, ikiden çok mısra kümelerine kıta denir.

ÖNE ÇIKANLAR