Kaydet
a- | +A

Beş gündür "La havle..." deyip sabırla bekledim. Fakat artık milleti aptal yerine koyanlara karşı konuşma zamanı. Bu pis oyunlarınıza sustukça meydanı boş sanıyorsunuz çünkü... Sizin derdiniz gerçekten şehit madencilerimiz ve aileleri mi, yoksa...

Günlerdir acı içindeyiz. Dile kolay; 301 can yitirmişiz Soma’da. Böyle bir durumda bu milletin evladı ne yapar? Yardım eder… “Benim üstüme düşen bir şey var mı?” diye sorar. Madende mahsur kalanlar için hiçbir şey yapamıyorsa dua eder. Acının yasını tutar. Asıl yapılabilecek şey; geride kalanlaradır. Onlara abi olunur, abla olunur, baba olunur, kardeş olunur… Yalnız olmadıkları hissettirilir, bu en zor günlerinde “Gel benim omzuma yaslan” denilir. Elde avuçta ne varsa, ne kadar yapılabiliyorsa yardım edilir. Bakın, Türkiye’nin dört bir yanında yardım kampanyaları başlatan gönüllü kuruluşlarımız, spor kulüplerimiz, kamu kurumlarımız, iş adamlarımız, sporcularımız gibi… Ekranda üzülmekten ötedir bizim kardeşliğimiz. Zor zamanda kenetleniriz, kendi kendimizi teselli etmeye yeteriz.

***

Peki biz ne yapmayız?

Bu sorunun cevabını aslında hepimiz biliyoruz.

Daha duyar duymaz olay yerine koşup, ellerimizde pankartlarla yürümeyiz meselâ…

Madenin içinde yüzlerce kişi varken, yakınları gözyaşları içinde bekleşirken “Hükümet istifa” sloganları atmayız.

Devletimiz canları kurtarmak için çalışırken, onu bir de bizimle uğraşmak zorunda bırakmayız.

Hele hele ülkemizi zafiyet içinde gösterecek davranışlardan özellikle kaçınırız ki, düşman sevinmesin.

Değil, “müftü karısı” yalanını ısıtıp, başörtülü Somalı kadın mizanseniyle elin gavurunun televizyonuna ülkemizi karalamak, gerçekte yakınını kaybetmiş biri olsak bile “Şimdi bunun sırası değil” deriz.

Bunu, olan bitenin üzerine sünger çekmek değil, vakti ve zamanı gelmediği için yaparız.

***

Ferasetli milletizdir.

Neyi, ne zaman konuşacağımızı biliriz.

Ben de bu yazıyı yazmak için günlerdir dişimi sıkarak bekledim.

Cenazeler ortada duruyorken böyle bir polemiğe girişmekten hayâ ettim.

Dinimize, örfümüze-adetimize göre üç gün sadece taziye dilenir.

Milli yas da o yüzden 3 gün olarak açıklanmıştır zannımca…

Ama utanmayı bilmeyenler, Kadıköy’de, ODTÜ’de, şurada-burada polise saldırmaktan; vatandaşın dükkanına, arabasına zarar vermekten hayâ etmediler.

Hem de madenden kurtarılan bu memleketin gerçek evladı, “devlet malına zarar gelmesin” diye ayağını sedyeye uzatmaktan çekinirken…

***

Soma’da olanları ise hiç sormayın…

İlk gün “Ben yetkililerle görüştüm, 350’ye yakın işçi ölü çıkarıldı” diyen CHP milletvekili Özgür Özel ne diyecek şimdi?

Dilim varmıyor ama, “Rakam artsaydı da hükümete karşı infial daha da yükselseydi” diye düşünüyor mudur acaba?

Uyduruk, ne olduğu anlaşılmayan videolarla Başbakan’ın tokat attığı iddia edilen, sözde mağdur Somalı gencin kim olduğu da çıktı ortaya.

Güya Başbakan’ın sığındığı marketteki fotoğrafı da geçmişten hafızamızda duruyordu, ama onlar bunu da yeni gibi yutturmaktan çekinmedi.

Niye?

Bizi aptal sürüsü olarak görüyorlar da ondan…

Diyorlar ki, “Ey AK Parti’ye oy verenler. Siz bunlara oy veriyorsunuz, ama bakın bir gecede yüzlerceniz yerin altında ölüyorsunuz. Devletiniz daha yerin altındaki işçileri çıkarmaya muktedir değil. Dul, yetim kalıyorsunuz. Biz de burada, sizi öldüren bu hükümete karşı mücadele veriyoruz. Sizin çok güçlü, karizmatik dediğiniz Başbakan’ı işte biz bu hale düşürürüz. Korkudan markete sığınır, çok sinirlidir tokat atar, zannettiğiniz kadar güçlü bir karizması yoktur… Falan filan…”

Yılmaz Özdil, “Bu madencilere müstehak” derken aslında tam da bunu ifade etmiyor mu?

Bakın ne diyor;

"Maden kazasında ölen çocuklar, Tayyip Erdoğan'ın seçim mitinglerinde parayla taşıdığı işçiler. Ceplerine para koyup tezahürat yaptırıyorlar. Dolayısıyla Başbakan 'Bu çocukların ölmesi normal' diyor.. Normal demek gerçekten.. Çalışma Bakanı'yla CHP'li Özgür Özel arasında bu konu da bir polemik geçmişti; Bakan 'Ne yani, bir maden sahibin bir partiyi sevmesi yasak mı' demişti.. Dolayısıyla burada ben Başbakan'a katılıyorum. Yani bu olan biten normaldir, hatta müstehaktır bile denebilir."

***

Yani, yine geldik Tayyip Erdoğan’dan kurtulmaya…

Hem de 30 Mart seçimlerinin üstünden daha 45 gün geçmişken…

Derdim Başbakan'ı, hükümeti savunmak falan değil...

Bunca badireyi tek başına atlatmış biri, ne yapacağını bilir herhalde...

Hükümet'in hatası varsa elbette onlar da hesap versin.

Benim isyanım, gösteri kılıfıyla sergilenen iki yüzlülüğe...

Katliamda sınır tanımayan Esad'a her türlü desteği verirken, sosyal medyadan "Soma'da ölen 150 Suriyeli çocuğun üzerine beton dökülüp kamuoyundan gizlendi" yalanını ortaya atanlara...

Uydur, uydur söyle; sonra da açıklama iste...

Peki dert ne?

Şundan üç ay sonra yapacağımız Cumhurbaşkanlığı seçimi…

Israrla kurtarıcı postuna bürünenler kim?

Gerçek manada bunun cevabını bilen var mı?

Gözlerden kaçmasın; bütün Türkiye’nin gözü Soma’dayken, Ankara’da “çatı” turları başladı.

Devlet-lü Bahçeli, “baba” ile görüştü. Yani 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’le…

Sırada Ahmet Necdet Sezer var.

Onlardan birini Cumhurbaşkanı yaparlarsa, Türkiye’ye çağ atlatacaklar.

Madenlerde bir daha kimse ölmeyecek.

Türkiye güllük gülistanlık olacak.

***

Neyse, biz yine Soma’ya dönelim.

Bu yalanlar niye söylendi?

Biliyor musunuz, başta CNN International, BBC ve Alman kanalları olmak üzere, günlerdir Başbakan’ın markette çekilmiş sahte fotoğrafını gerçekmiş gibi kullanılıyor.

Ölen 301 madenci onların çok mu umurunda?

Bak, utanmaz sözde demokrat ülke Fransa’da madencilerimizle alay ediliyor.

Bizim malum medyanın çıtı çıkıyor mu?

Yabancı televizyonlarda, gazetelerde bir kez daha açık açık Tayyip Erdoğan düşmanlığı sahneleniyor.

Kimi kullanarak?

İçerideki bildik taşeronları…

***

Bu kavganın ne zaman, nerede başladığını unutmamak gerek.

Gezi’de bahane ağaçtı…

Şimdi madende yitirdiğimiz fidanlar…

Şu son bir yılda olanlar bize çok şey gösterdi.

Şahsım adına, artık hiçbir şeye şaşırmıyorum.

Bir vatandaş ve gazeteci olarak, bu yalanları kimin pompaladığını, hangi mecraların körüklediğini artık daha net görüyorum.

Adresler hep aynı çünkü…

Fakat cevabını çok merak ettiğim bir soru var…

Söylesenize; biz gerçekten aynı milletten miyiz?

ÖNE ÇIKANLAR