Kaydet
a- | +A

İçimize yerleşen İngiliz zihniyetinin, İskoç masonlarının yetiştirdiği Reşid Paşa’ya dayandığını anlatmıştık. İngiliz Casusunun İtirafları'ndan devam edelim.

Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde padişahları şehit eden İskoç masonları, vatanın ve milletin hayrına her işe karşı çıktı. İsyanlar, ihtilaller birbirini takip etti. Bu vatan hainleri ile en büyük mücadeleyi yapan Cennet mekan Sultan Abdülhamid Han oldu. Bunun için, masonlar tarafından (Kızıl Sultan) ilan edildi.

Sultan Abdülhamid, imparatorluğu iktisaden yükseltiyor, pek çok mektepler ve üniversiteler açıyor, memleketi imar ediyordu.

Viyana’dan başka bir eşi Avrupa’da bulunmayan modern tıp fakültesi yaptırdı.

Siyasal bilgiler fakültesi, hukuk fakültesi ve Sayıştay’ı kurdu. Yüksek mühendis mektebi ve yatılı kız lisesi açtı.

Avrupa’ya tahsil için giden talebelerin (Reşid Paşa gibi) masonlar tarafından aldatılmalarına mani olmak için Avrupalı profesörler ve fen adamlarını, çok yüksek maaş vererek İstanbul’a getirtti.

Kız öğrencilerin de bu hocalardan fen dersleri okumasını temin etti. Vatanına, milletine, dinine bağlı ilim ve fen adamları yetiştirdi.

Terkos gölünün suyunu İstanbul’a getirtti. Bursa’da ipekçilik mektebini, İstanbul’da Halkalı ziraat ve bayraktar mektebini açtırdı.

Hamidiyye kağıt fabrikası, Kadıköy havagazı fabrikası ve Beyrut limanı rıhtımını yaptırdı.

Osmanlı sigorta şirketini kurdurdu. Ereğli, Zonguldak kömür ocaklarını tesis etti. Akıl hastanesi, Şişli’de Hamidiyye Etfal Hastanesi ve Dar’ülaceze’yi yaptırdı.

Orduyu yeniden kuvvetlendirdi. Zamanında dünyanın en büyük kara ordusunu tesis etti. Eski gemileri Haliç’e çekip, Avrupa’da yeni yapılan üstün evsaflı kruvazörler, zırhlılar ile donanmayı kuvvetlendirdi. (İstanbul-Eskişehir-Ankara), (Eskişehir-Adana-Bağdat) ve (Adana-Şam-Medine) demiryollarını inşa etti.

Osmanlı devletinde dünyanın en büyük ve en uzun demiryolu şebekesi kuruldu. Cennet mekanın bu eserleri bugün bile ayaktadır.

Yahudiler, İngilizlerin himayesi ve teşviki ile Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurmak istiyorlardı. Bu tehlikeyi ve Siyonistlerin faaliyetlerini çok iyi bilen Abdülhamid Han, Yahudilere Filistin toprağı satılmamasını emretti.

Dünya Siyonizm teşkilatının reisi Theodor Herzl ve haham Moşe Levi, Sultan Abdülhamid’i ziyaret ederek, Yahudiler için toprak satmasını istediler. Sultanın cevabı, (Dünyanın bütün devletleri ayağıma gelseler ve bütün hazinelerini dökseler, size bir karış yer vermem. Ecdadımın kanlarıyla aldıkları ve bugüne kadar muhafaza edilen bu vatan, para ile satılmaz) olmuştur.

Yahudiler, İttihat ve Terakki Fırkası ile işbirliği yaptılar. Bütün şer güçler, sultana karşı birleştiler. 1909’da tahttan indirerek, bütün Müslümanları öksüz bıraktılar.

İttihat ve Terakki’nin başında bulunanlar, din düşmanlarını ve masonları devletin en yüksek mevkilerine getirdiler. Hatta Şeyh’ül İslam yaptıkları Hayri ve Musa Kazım bile masondu.

Memleketi kana buladılar. Bu İngiliz uşaklarının sebep oldukları Balkan, Çanakkale, Rus ve Filistin cephelerinde, haince, alçakça hazırlanmış İngiliz planları ile Abdülhamid Han’ın yetiştirmiş olduğu, dünyanın birinci kara ordusu yok edildi. Yüzbinlerce vatan evladı şehit edildi.

İngilizlerin hileleri ile devletin başına geçen masonlar, vatanın en çok birliğe ve müdafaaya ihtiyaç olduğu bir zamanda, milleti sahipsiz bırakarak kaçtılar. Hain olduklarını böylece ispat ettiler.

Osmanlı İmparatorluğu’nda açılan misyoner mekteplerinde ve kiliselerde aldatılan gayr-i müslim vatandaşlar Osmanlı’ya karşı ayaklandırıldı. Mekteplere muallim ve kiliselere papaz ismi ile Avrupa’dan gelen siyah cübbeli casuslar, gazeteciler, para, silah ve fitne getirdiler. Büyük isyanlar oldu. Tarih sayfalarında insanlık lekesi, vahşeti olarak duran Ermeni, Bulgar ve Yunan mezalimi yapıldı. Yunanları İzmir’e taşıyanlar da İngilizlerdi.

Sultan Abdülhamid Han’dan sonra hiçbir memlekette rahat ve huzur kalmadı. Avrupa devletlerinde, birinci cihan harbinde, sonra ikinci cihan harbinde, daha sonra da komünizm istilası ve zulmü altında, kan ve katliam hiç bitmedi.

İngilizlerle birleşip Osmanlıları arkadan vuranlar, hiç rahat yüzü görmediler. Sonra yaptıklarına pişman oldular. Hatta, hutbeleri tekrar Osmanlı halifesi adına okutmaya başladılar.

İngilizler tarafından Filistin’e İsrail devleti kurulunca, Osmanlıların kıymeti anlaşıldı. 1990 yılında, Mısır hariciye nazırı İsmet Abdülmecid, (Mısır en rahat ve huzurlu günlerini, Osmanlılar zamanında yaşadı) demiştir.

(Devam edecek)