Kaydet
a- | +A

Yeni bir rejim istiyorsan, işe eğitimden başlayacaksın.

Kural bu…

Ve bunu en iyi kullananlar, Batılılar…

Örnek mi?

Türkiye’de sadece “en iyi dereceye girenlerin” alındığı okullara bakalım;

Alman Lisesi,
Robert Lisesi,
Avusturya Lisesi,
Galatasaray Lisesi,
İstanbul Erkek Lisesi,
İzmir Amerikan Kız Lisesi.
Üsküdar Amerikan Kız Lisesi,
İsmini hatırlayamadıklarım varsa kusuruma bakmasınlar.

Bu tabloya göre, zehir gibi çocuklarımızı kime teslim ediyoruz?

Yabancılara…

Bakın, ben sizi daha gerilere götüreyim de, bir buçuk asırdır neyle boğuşuyoruz, daha iyi anlayalım.

1893’te Getronagan Ermeni Lisesi’nde çekilen bir kare
Başlık Resmi1893’te Getronagan Ermeni Lisesi’nde çekilen bir kare

MASON REŞİD PAŞA’DAN BUGÜNE EĞİTİM…

Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’nın eğitim için gittiği Londra’da İskoç masonları tarafından yetiştirilip, daha sonra İngilizler tarafından 160 yıl önce içimize nasıl yerleştirildiğini, Osmanlı’yı felakete götüren ihanetlerini ve Batılılaşma kılıfıyla enjekte ettiği zihniyetin günümüzde bile nasıl etkili olduğunu uzun uzun yazmıştık.

Yine (İngiliz Casusunun İtirafları) kitabından devam ederek, Anadolu’da O’nun açtığı kolejlerle bu millete nasıl ihanet edildiğini anlatalım.

***

Mason Reşid paşanın hazırladığı, (Gülhane Fermanı)ndan sonra, Osmanlı devletindeki misyoner faaliyetleri arttı. Anadolu’nun en güzel yerlerine kolejler açıldı. Fermandan yirmi bir sene sonra, Harput’ta Fırat Koleji açıldı (1859).

Bu bina yapılırken hiçbir masraftan kaçınılmadı.

1894 – Harput Fırat Koleji
Başlık Resmi1894 – Harput Fırat Koleji

Bu arada misyonerler, Harput ovasında 62 merkez kurmuşlardı. 21 kilise yapılmıştı. 66 Ermeni köyünden 62’sinde misyoner teşkilatı kurulmuş ve her üç köy için bir kilise yapılmıştı. Yediden yetmişe, bütün Ermeniler Müslümanlara ve Osmanlı’ya karşı düşman edilmişti. Misyoner kadınlar da, Ermeni kadınlarını ve kızlarını bu hususta yetiştirmek için büyük gayret sarf etmişlerdi. Meşhur kadın misyoner Maria A. West, daha sonra yayınladığı (Romance of Mission) kitabında, “Ermenilerin ruhuna girdik, hayatlarında ihtilal yaptık” demektedir.

Bu faaliyet Ermenilerin bulunduğu her yerde yapıldı. Gaziantep’te (Antep Koleji), Merzifon’da (Anadolu Koleji), İstanbul’da ise (Robert Koleji) bunların başlıcalarındandır. Mesela Merzifon Koleji’nde hiç Türk öğrenci yoktu.

135 öğrenciden 108’i Ermeni, 27’si Rum’du. Bunlar yatılı olarak Anadolu’nun her yerinden toplanmış talebelerdi. Müdürü, diğerlerinde
olduğu gibi, bir rahipti. Bu sırada Anadolu kaynamaya başladı.

1920 – Robert Kolej
Başlık Resmi1920 – Robert Kolej

BİR YILDA NELER OLDU, NELER….

Ermeni komiteciler, Müslümanları insafsızca katlediyor, Müslüman köylerini yakıyor, vatanın bekçisi ve sahibi Osmanlı’ya hayat hakkı tanımıyordu. Bu Ermenilerin takibi sonucu, 1893 yılında yaptıkları büyük katliamlarda komitacıların bu kolejde yuvalandıkları, bütün faaliyetlerinin hazırlığını burada yaptıkları ve reislerinin Kayayan ve Tumayan adlı kolej öğretmenleri olduğu ortaya çıkarıldı.

Bunun üzerine misyonerler, bütün dünyayı ayağa kaldırdılar. Bu iki hain Ermeni’yi kurtarmak için, Amerika’da ve İngiltere’de çok büyük
gösteriler tertip ettiler. Bu sebeple İngiltere ile Osmanlı devletinin arası açıldı. İşin tuhafı, 1893’de, İngiliz misyonerlerin tertiplediği bu gösterilerde Merzifon Anadolu Koleji’nin müdürü de, Londra’da bunların arasındaydı.

Anadolu’da Müslümanlara karşı yapılan katliamlar, Hristiyan kitaplarında aksine çevrilerek yazıldı. Bu yalanlardan biri, Beyrut’ta hazırlanan (El-müncid) arabi lügat kitabında, Mer’aş kelimesinde yazılıdır.

1914- Urfa Ermeni Okulu
Başlık Resmi1914- Urfa Ermeni Okulu

Misyonerler yine 1893’de, Ermeni vatandaşlara 3 milyon İncil ile 4 milyon hristiyanlığa ait diğer kitaplardan dağıttı. Buna göre, yeni doğan çocuklar da dahil, her Ermeni’ye 7 kitap verilmiş demekti. Sadece Amerikan misyonerleri senede 285.000 dolar harcıyorlardı.

Misyonerlerin bu muazzam parayı, din gayreti ile harcadıklarını düşünmek saflık olur. Çünkü misyonerler için din bir ticarettir. Bu parayı Anadolu’ya, İslam’ı yıkmak, Osmanlı’yı ortadan kaldırmak için sarf eden misyonerler, “Türkler, Ermenileri katlediyor, onlara yardım edelim” propagandaları ile yüzlerce mislini toplamışlardı.

1927 - Feriköy – Şişli İtalyan Okulu öğrencileri rahip Bartolomeo eşliğinde jimnastik dersi
Başlık Resmi1927 - Feriköy – Şişli İtalyan Okulu öğrencileri rahip Bartolomeo eşliğinde jimnastik dersi

Yine o senelerde, kolejlerde, kiliselerde, misyonerlerin aldatması ve teşviki, İngiliz ordusunun muazzam yardımı ile Rum vatandaşlar da Atina’da ve Yeni-şehr’de isyan ederek, yüzbinlerce Müslümanı çocuk-kadın demeden vahşice katletti.

Bu isyan, Ethem paşanın emrindeki kuvvetlerle, 1895 senesinde bastırıldı. Bu zafer, yalnız Yunanlara karşı değil, bunları kışkırtan İngilizlere karşı da kazanıldı:

İstanbul / Feriköy - Notre Dame de Sion Fransız Okulu
Başlık Resmiİstanbul / Feriköy - Notre Dame de Sion Fransız Okulu


***

Bu yazıyı neden yazdım?

Elbette o okullarda okuyan temiz, saf yavrularımızı töhmet altında bırakmak için değil…

Ama Cumhuriyet, 100 senede kendine bir tek adam akıllı okul yapamadı.

Yabancı kolejlerine gidip, oradaki eğitim sisteminden etkilenmeden, milli-manevi değerlerini koruyarak mezun olan sayısız çocuğumuz vardır.

Tabii aileden sağlam olanlar…

Ya boş bırakılanlar…

İşte, sadece bu tehlikeye dikkat çekmek amacım…

(Çocuğa öğretmek, taşa yazmak gibidir) denilmiştir.

Aklı olan, bir işaretten maksadı anlar…

Çorlu Yahudi mektebi
Başlık ResmiÇorlu Yahudi mektebi

Yazıyı, İngilizler hakkında en güzel tarifi yapmış olan, Seyyid Abdülhakim Arvasi’nin (Rahmetullahi Aleyh) şu sözleriyle bitirelim:

(İslam’ın en büyük düşmanı İngilizlerdir. İslamiyet’i bir ağaca benzetirsek, başka kafirler, fırsat bulunca, bu ağacı dibinden keser. Müslümanlar da bunlara düşman olur. Fakat, bu ağaç bir gün filiz verebilir. İngiliz böyle değildir. Bu ağaca hizmet eder, besler. Müslümanlar da onu sever. Fakat gece kimse anlamadan köküne zehir sıkar. Ağaç öyle kurur ki, bir daha süremez. “Vah vah, çok üzüldüm” diyerek Müslümanları aldatır. İngiliz’in İslam’a böyle zehir salması demek, para, mevki ve kadın gibi, nefsani arzular karşılığında satın aldığı yerli münafıkların, soysuzların elleri ile, İslam alimlerini, İslam kitaplarını, bilgilerini ortadan kaldırmasıdır.)

Yeri gelmişken bir not: 30 Kasım Pazar günü, Ankara Bağlum Merkez Camii’nde Seyyid Abdülhakim Arvasi’yi Anma Programı var.

Gitmişken kabirlerini de ziyaret edip, memleketimizin ve milletimizin selameti için dua ederseniz, bu fakiri de unutmamanızı istirham ederim.

Allah bir daha bu millete zillet yaşatmasın, huzurumuzu bozmak isteyenlere de fırsat vermesin.

Amin.