Kaydet
a- | +A

Siyasetten sıkıldığım, yazacak mevzu bulamadığımdan değil, konunun önemine binaen yazıyorum. Doktor değilim ama, ‘damdan düşen’im… Normal seyirde yaşarken fark edemediğiniz şeyler, başınıza gelince ilgi alanınıza giriveriyor ya hani! Bu da öyle… İşe biraz da gazeteci gözüyle bakınca, acı gerçekler insanın yüzüne tokat gibi iniyor. Günübirlik birbirlerini yalanlayan lüzumsuz uzman geyiklerini bir kenara bırakalım da, şu ‘iyot gibi açığa çıkan’ iyot meselesine yoğunlaşalım…

İYOT NEDEN GEREKLİ?

Türkiye’de tiroit derseniz çoğu kimse anlamaz… Guatr derseniz iyi bilirler…

Çaresi ne diye sorsanız; iyotlu tuz kullanmak lazım, deyiverirler…

Tiroitle, iyotla ilgili bütün bildiğimiz işte bu kadardır.

Oysa, iyot sadece tiroit için değil, anne karnına düştükten sonra her insana lazım…

Özellikle çocukların zihinsel, fiziksel gelişimi için çok ama çok elzem…

HAMİLELERDE; düşük, ölü doğum…

BEBEKLERDE; zekâ geriliği, sağırlık, dilsizlik…

ÇOCUK VE GENÇLERDE; büyüme geriliği, öğrenmede güçlük, halsizlik, tembellik, dolayısıyla okulda başarısızlık…

YETİŞKİNLERDE; guatr, tiroit bezinin çalışmaması, zihnin yeterli çalışmaması, güçsüzlük gibi vak’alar doğrudan iyot eksikliği ile ilintili…

Say say bitmiyor…

İyot eksikliğinin, bazı kanser türleri de dahil olmak üzere, pek çok hastalıkla ilgili olduğu bilinmekte.

İYOT İHTİYACIMIZI KARŞILAYABİLİYOR MUYUZ?

İyot, insan ve toplum için bu kadar önemli…

Ne var ki, bunu insan vücudu üretemiyor, mutlaka dışarıdan alması gerekiyor.

Özellikle okyanus canlılarından, gıdalardan…

Ama yediğimiz-içtiğimiz her şey aslını yitirdiği için, iyodu da doğal yoldan bulmak neredeyse imkansız…

“Amanaan! Ben zaten deniz kıyısında oturuyorum, iyodumu oradan alıyorum” derseniz, daha çok beklersiniz.

Havadan iyot alma işi, hava gazı…

“İçine de girseniz, fark etmez” diyor uzmanlar…

Türkiye’deyseniz, hiç şansınız yok, bunu başka yolla alacaksınız.

İyi ama, nasıl?

Konunun vahameti tam da buradan başlıyor aslında…

Önümüze konulan tek seçenek ne?

Tuz…

Hadi bunu kabul edelim, desek…

Rafine tuzların siyanürle işlemden geçirildiğini kimse söylemez mesela…

İçeriğindeki nitratların nitrite dönüşerek kansere sebep olduğunu da…

Ayrıca sonradan kattıkları o iyodun, ışığı, havayı, tenceredeki sıcağı görünce uçup gittiğini çok az insan bilir…

Yani tuzdan aslında doğru düzgün iyot falan almıyoruz.

Kaya tuzları, sıvı tuzlar daha sağlıklı ama, onlarda da iyot yok, yine ihtiyacı karşılayamıyoruz…

Şu bilgi de cepte dursun…

Türkiye’de tuz pazarının yüzde 70’ini bir tek marka elinde tutuyor. Yani toplumumuz için en hayati maddelerden olan “iyot”u, bize bunca yıldır o firma veriyor. Haklarını yemeyelim, “Halk hiç değilse tuzdan alsın” diye zamanında çok mücadele etmişler, bakanlığı ikna etmişler. Neyse…

Peki, “tuz zararlı diye doktorlar bas bas bağırıyor, bakanlık tuz tüketimi azaltmaya çalışıyor. Tuz da almazsak iyodu nereden karşılayacağız” diye sorunca cevap ne?

Söyleyeyim, cevabı yok…

İşin tuhafı sadece vatandaşta değil, devlette de…

TÜRKİYE’DE İYOT EKSİKLİĞİ TABLOSU

Ülkemizde her yıl benim gibi kaç kişi tiroit ameliyatı oluyor biliyor musunuz?

Bilimsel istatistikler, Türk toplumunda iyot eksikliğinin yüzde 30-35 arasında olduğunu gösteriyor.

Ve bunların yüzde 10’u bıçak altına yatıyor.

Yani, kabaca bir hesap yaparsak, 75 milyonluk ülkemizde en az 22.5 milyon insan iyot eksikliğine bağlı problem yaşıyor, 7.5 milyonu da ameliyat oluyor.

Şimdi anlıyor musunuz, dev hastaneler yaptığımız halde neden hastalar kuyrukta…

Üstelik bu sadece tiroitle ilgili veriler…

Diğerlerinde de rakamlar dehşet verici…

Türkiye’de her yıl 500 bin çocuk zekâ geriliği riskiyle doğuyor.

Çocuklarda iyot eksikliği görülme oranı yüzde 31.8...

Dahası var…

Hamile kadınların yüzde 90’ında iyot eksik.

Dünya Sağlık Örgütü, “yüzde 10 iyot eksikliğinde, bir ülkenin zihinsel (mental) potansiyeli yüzde 15 azalıyor” diyor.

Bilimsel verilere göre; iyot yetersizliği olan çocukların IQ’ları yüzde 13,5 daha düşük…

Anne-babalar, sonra da çocuklara suç buluyor.

***

Bakın sırf bu hastalıklardan dolayı devletin ne kadar tedavi, ilaç parası harcadığını yazmadım bile…

Peki, bu tabloya rağmen izlenen politika ne?

Tekrarlamama gerek var mı?

JAPONYA KANSERİ İYOTLA YENİYOR

Oysa…

Japonya, depremde zarar gören Fukuşima Nükleer Santrali’nden sızıntı olunca, halkına yüklü miktarda iyot tableti dağıttı biliyorsunuz.

Hatta orada halk bilinçli olduğu için iyot tabletlerine akın etti, “bulunamaz oldu” diye ta buradan biz bile haberlerini yaptık.

Niye yoğun iyot alıyorlardı?

Kansere yakalanmamak için…

Neymiş, tekrarlayalım…

Kansere yakalanmamak için…

İyot eksikliğinin dünyada en az olduğu, bu sebeple kanser hastalıklarının en az görüldüğü ülkenin Japonya olduğunu da hatırlatayım bu arada...

***

Benzer bir hadiseyi Türkiye’de de yaşadık…

Önce Çernobil patladı, ardından Karadeniz’de kanser vak’aları...

Biz ne yaptık?

Üstüne bir bardak çay içtik…

Çorbaya da tuz ektik…

Başka bir seçenek sunuldu mu?

Hayır…

Bugün iyot eksikliğinin en fazla görüldüğü bölgelerimizden birinin Karadeniz olduğunu da dikkatinize sunarım…

TUZDAN İYOT ALMAYA MAHKÛM MUYUZ?

Başlıkta sorduğumuz soruya dönecek olursak;

Uçtuğunu bile bile neden sadece tuzdan iyot olmaya mahkûmuz?

İşte, asıl kafamı karıştıran, midemi bulandıran nokta burası…

Bütün zararlarını bir kenara koyarsak, tuza katılan iyodun sadece yüzde 11’inin insanlara ulaşabildiğini biliyor musunuz?

Kafayı takıp araştırdım…

Dünyada alternatif ne var, diye…

Aslında Dubai’de görmüştüm…

İyotlu su vardı havaalanında…

İnternette, Avrupa’da da satıldığını buldum.

Hatta çocuklar için özel sular hazırlamışlar.

Başka…

Rusya’da iyotlu yumurta satıldığını öğrendim mesela…

Ayrıca, zenginleştirilmiş ekmeğe iyot katıldığı çıktı karşıma…

Kim bilir daha neler vardır, örneklerini bulunca bilahare anlatırım…

Ama önce Türkiye’de tuz kokmuş mu, onu iyice bir araştırmak lazım…

Ha! Devletimiz başka bir çözüm sunmuş da ben atlamışsam, cevap gönderirlerse seve seve yayınlarım.