Türkiye’yi içeride siyasi, ekonomik krizlerle vurma planları tutmadı çok şükür. Bundan sonraki mücadelemiz dışarıda…
Önce etrafımızda olan-bitene bakalım.
Hatırlar mısınız; Suudi Arabistan, ABD ile dört sene evvel 60 milyar dolarlık silah anlaşması yapmıştı.
Bu, tarihin tek kalemde yapılan en büyük silah satışıydı.
O günlerde, bu kadar silahın nerede kullanılacağı pek anlamlandırılamasa da, bugün tablo açık.
ABD ve İngiltere’nin bölgedeki en büyük müttefiki Suudi Arabistan, İngilizlerin kurduğu Vehhabi rejiminin yönettiği bir ülke.
Tıpkı IŞİD gibi türbeye düşman.
Yine bu terör örgütünün hedefindeki gibi, elinden gelse Kabe’yi bile yıkacak ama, İslam dünyasından alacağı tepkiden çekindiği için küçük adımlarla ilerliyor.
Kutsal topraklarda İslam’ın izleri, mabedleri sinsice yok ediliyor.
***
İçinden doğduğu Suudi merkezli El-Kaide gibi, IŞİD terör örgütünün amacı da aynı.
Girdikleri yerlerde önce İslam eserlerini, İslam büyüklerinin türbelerini yok ediyor.
Sünni’ye de, Şii’ye de düşman.
Kendisinden başka herkese kafir gözüyle bakıyor.
Şimdi, yine El-Kaide’den türeyen ve Horasan denen bir örgütten bahsediliyor ki, onlar IŞİD’den de betermiş.
Ortadoğu’yu kana bulayan en azılı örgütlerin aynı zihniyetten gelmesi ne ilginç değil mi?
Bize, “PKK’ya karşı kullanacaksınız” diye silah vermek istemeyenlerin, güya en büyük düşman gördükleri Vehhabi-Selefi örgütlerle aynı zihniyete sahip ülkeye rekor silah anlaşması yapmalarına ne demek lazım?
***
Türkiye’den bakınca görünen tablo şu;
Türkiye ne zaman ki Ortadoğu’da, Afrika’da ABD’ye ve İngiltere’ye kafa tuttu, en bariz örneğiyle Kuzey Irak petrolünü onlara rağmen satmaya kalktı, Gezi’den bu yana yaşananlar başına geldi.
IŞİD, Türkiye ile kol kola girdiği için Barzani’nin karşısına dikildi.
Sonra ‘kurtarıcı’ Amerika ve İngiltere geldi, “Bak, biz olmasak hayatta kalmazsın” denildi.
Şimdi, Suriye’deki Kürtleri de yola sokup, Barzani ile ortak bir zeminde buluşturacaklar, bundan sonra ne yapmaları gerektiğinin direktifini verecekler.
Barzani’nin bir zamanlar savaş noktasına geldiği Maliki de iktidarda yok artık nasılsa…
Gerekçesi kalmadı, puzzle tamamlandı.
Dünyaya ‘vahşi’ olarak gösterdikleri İslam dünyasını oluk oluk kan akıtarak şekillendirenlerin planı, şimdi Irak-Suriye-Türkiye topraklarında kurulacak ‘geniş’ Kürt devleti.
CNN, daha geçenlerde yayınladığı, Türkiye’nin bir bölümünü ‘Kürdistan’ olarak gösteren haritaya gelen tepkilere “Hata yok” açıklamasını boşuna mı yaptı sanıyorsunuz?
***
Kısa zamanda ortaya çıkan ve her nasılsa ortalığı kasıp kavuran IŞİD’le hizaya sokulmaya çalışılan asıl ülke, Türkiye aslında…
Diğerleri bölük pörçük, zaten güçleri yok.
Biz her ne kadar kendimizi askeri, siyasi ve ekonomik yönden güçlü görsek de, böyle ucu belirsiz büyük bir tehlike ile tek başına mücadele etmemiz zor ve riskli…
“Merak etme, sen NATO üyesisin. Biz seni koruruz” diyorlar.
Sonra da önümüze şartlarını koyuyorlar.
Hatta ve hatta, bir taraftan bizi IŞİD’le yola getirmeye çalışırken, diğer taraftan içerideki hainlerin de desteğiyle “IŞİD’e destek veren Türkiye’dir” propagandası yapıyorlar.
***
İngiliz’de oyun bitmez.
(İsrail’i zikretme gereği duymuyorum, çünkü onları kuran akıl da İngilizler zaten.)
Zayıf noktalarımızı iyi biliyorlar.
Vahşete seyirci kalmayacağımızı öngördükleri için, bir zamanlar (Schengen olmazsa Şamgen olur) dediğimiz ülkeyle bugün bu noktaya geldik.
İşin acı tarafı, başka seçeneğimiz de yoktu zaten…
İlişkilerimizin çok iyi ilerlediği Rusya ve İran’la da bu yolla karşı karşıya geldik.
Bir taşla, üç kuş…
Hatırlarsanız birkaç gün önce İran’ın dini lideri Hamaney, “IŞİD’i ABD ve İngiltere kurdu. Amaçları Sünniler ile Şiiler arasında ihtilaf çıkarmak” dedi.
Malumun ilanı…
Tarihte de bu coğrafya böyle ele geçirilmiş ve hep bu ihtilaflarla yönetilmiş çünkü…
Ayrıca, IŞİD’in kurucusu Bağdadi ile ABD’li senatör McCain’i bir arada gösteren fotoğrafa yalanlama duydunuz mu?
(Yeri gelmişken size şunları da hatırlatmak isterim;
Özgür Suriye Ordusu, Şam’da Esad’ın sarayını görecek noktaya kadar ilerlemişken, ABD desteğini çektiği için geri çekilmek zorunda kalmıştı.
Kimyasal saldırıların ardından Esad’a yapılması planlanan hava operasyonu da İngiltere Parlamentosu “Hayır” dediği için rafa kalkmıştı.)
***
Şimdi, muhtemelen aklınızda şu soru var;
Madem bunlarla baş edemeyecek güçteydik, neden kafa tuttuk? Bugüne kadar nasıl geldiysek öyle gitseydik…
Bunun cevabı, “Karışmasak onlar da bize dokunmazdı” demek kadar basit mi acaba?
Ya yapılan anlaşmalarla çerçevesi çizilen Türkiye’deki 100 yıllık rejimin süresi doldu, yerine çok daha baskıcı bir rejimin hazırlıkları yapıldıysa…
Dininden, ülküsünden vazgeçmeyen bu ülke insanı için çok daha karanlık senaryolar yazıldıysa…
Yer altı, yer üstü zenginliklerimizin sömürülmesi için kirli planlar kurulduysa…
Ortadoğu’daki diğer ülkeler gibi bizim de bölünmemiz için daha detaylı haritalar hazırlandıysa…
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bunun için “Bu bir istiklal mücadelesidir. Hedef ben değilim, Türkiye. Ben olmasam da onlar yine durmayacaklar” derken, işte tam da bunu kastediyorsa...
Size bir sonraki yazımda, İngilizlerin koskoca Hindistan’da ne yaptıklarını yazacağım…

