ZİYNETİ KOCABIYIK

İçinde yaşadığımız koronavirüs pandemisi bütün hayatımızla birlikte tedavi tercihlerimizi ve sağlık hizmetini kullanma şekillerimizi de değiştirdi. Virüsün bulaşma endişesiyle market alışverişlerimizi internetten yaparken sağlık problemlerimizi de dijital ortamda çözmeye çalıştık. Teşhis ve tedavide en az temasla en etkili çözümler üretmenin yollarını aradık. Bu dönemde korona krizinin tam merkezinde yer alan sağlık sektörü de benzeri görülmemiş bir hızda büyük bir dijital ve teknolojik dönüşüm içine girdi. Covid-19 pandemisinin sağlık sektörünü nasıl etkilediğini Philips Ceo’su Haluk Karabatak’la konuştuk. Teknolojinin en yoğun kullanıldığı sektörlerin başında sağlığın geldiğini söyleyen Karatabak, insanlar için bir bilim kurgu filmi senaryosu olabilecek sağlık teknolojilerinin Covid-19 pandemisiyle birlikte günümüzde kullanılmaya başladığını vurgulayarak “Pandemi, sağlık teknolojisi beklentilerini 10 yıl önceye çekti. 2030’larda hayata geçirilmesi hedeflenen teknolojik gelişmeler, virüs ortamının oluşturduğu acil ihtiyaçlar sebebiyle bugün kullanılmaya başladı. Artık buradan geri dönüş yok. Sağlığın geleceği bugün şekillendi” dedi.
Yapay zekânın sağlık alanında yoğun olarak kullanılması bugüne kadar “Robotlar hayatımızı istila mı ediyor?” endişelerine sebep olurken bugün “Ne kadar az insan insana temas o kadar güvenli hayat” yaklaşımını benimsedik. Günümüzde yapay zekâ ile bağlantılı sağlık teknolojilerinin bu konuda çığır açan yenilikler sunduğunu ifade eden Karabatak “Covid-19’la birlikte teleyoğun bakım, telekardiyoloji, telesağlık teknolojilerinin virüsle mücadelede işimizi kolaylaştırdı” dedi.

BULUT ÜZERİNDE “İKİNCİ SEN”
Sağlık teknolojisi geliştiren şirketlerin üzerinde çalıştıkları konulardan bir tanesi de “dijital ikizimiz”... Sağlık teknolojisinde AR-GE yatırımlarının önemli bir bölümünün bu alanda yapıldığını ifade eden Haluk Karabatak “Özellikle bioteknoloji ve yapay zekâ bir araya geldiğinde birçok hastalığı erken teşhis etmek mümkün hâle geliyor. Bütün sağlık verilerinin dijitalleşmesi ve bulut veri tabanı üzerinden ulaşılabilmesi sayesinde yakın zamanda insanlar, kendi sağlıklarını çok daha iyi yönetebilecek hâle gelecek. Sağlık problemi yaşamadan çok önce bu problemle ilgili bilgimiz olacak. Aynı zamanda sağlık problemlerini daha ekonomik ve etkili bir şekilde çözebileceğiz. Biz buna ‘Dijital İkizimiz’ diyoruz. Hayatımız boyunca çektirdiğimiz MR, tomografi görüntülemelerinin, yaptırdığımız tahlillerin sonuçlarının big data dediğimiz büyük veriye eklenmesi ve bu verilerin yapay zekâ ile işlenmesi sonucunda dijital ikizimiz oluşuyor. Herkesin dijital ikizi, bulut veri tabanında bulunan milyonlarca kişinin verileri ile bağlantıda olduğunda hastalıkları erkenden öngörmek mümkün olacağı gibi kalp rahatsızlıkları veya kanser gibi hastalıklarda genetik yapımıza en uygun, başarı şansı en yüksek tedaviyi hızlı bir şekilde uygulamak söz konusu olacak. Bu konu üzerinde hem biz hem diğer teknoloji şirketleri çalışıyor” dedi.

YAPAY ZEKÂ İLE YOĞUN BAKIMDA ÖLÜMLER AZALIYOR
Yapay zekâ teknolojilerinin kullanılmasıyla yoğun bakımda ölümlerin yüzde 30 oranında azaltılabildiğini söyleyen Haluk Karabatak “Bu, Covid-19 pandemisinde çok kıymetli bir şey hâline dönüştü. Tamamen dijitalleşen yoğun bakım ünitelerinde içeriye sağlık personeli girişi azalıyor. Artık yoğun bakım ünitelerini uzaktan yönetebiliyoruz. Bir kumanda merkezi kurarak binlerce yoğun bakım yatağını uzaktan yönetebilir hâle geldik. Hangi yatak ne zaman boşalacak, ne zaman yeni hasta alınabilir hâle gelecek bunu öngörebiliyoruz.  Yapay zekâ, hastanın gidişatını önceden tespit ederek tedbir almamızı sağlıyor. Mesela sepsisten ölümleri yüzde 95 oranında azaltabiliyoruz. Çünkü kullandığımız teknoloji ve cihazlar hastanın sepsise gireceğini algılayabiliyor ve dolayısıyla da sağlık personelini uyarabiliyor. Bu sayede baktığımızda hem ölümleri azaltabiliyoruz hem de maliyetleri düşürebiliyoruz” dedi. Pandemi döneminde  bilgisayarlı tomografi görüntülerinin otomatik olarak Covid-19 açısından taranmasını sağlayan bir yapay zekâ yazılımının da geliştirildiğini aktaran Karabatak “Sistem, bilgisayarlı tomografideki görüntüyü, Covid-19 açısından otomatik olarak test ediyor. Eğer hastanın pozitif olduğu yönünde bulguya ulaşırsa sağlık personelini ikaz ediyor. Böylece hızlı teşhis sağlanıyor” diye anlattı.  

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMÜN FAYDASINI COVID-19'DA GÖRDÜK
Koronavirüs pandemisi sırasında Amerika ve İngiltere, İtalya ve Fransa gibi gelişmiş ülkelerde gördüğümüz kötü hastane manzaraları Türkiye’de yaşanmadı. Ülkemizde pandemi sürecinin iyi yönetilmesinde Türkiye’nin başlattığı sağlıkta dönüşüm projesi çerçevesinde hastanelerin yenilenmesi, şehir hastanelerinin açılması, hem devlet hem de özel hastanelerin yüksek teknolojiye yatırım yapmalarının payının büyük olduğunu söyleyen Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak “Türkiye, önceden almış olduğu tedbirler sayesinde bu süreci iyi yönetti. Bu başarıda son teknoloji yapay zekâ ile donatılmış, tıbbi malzeme konusunda yeterli kapasite ile çalışan şehir hastaneleri ve diğer hastanelerle aynı zamanda fedakârca gece gündüz demeden çalışan sağlık personelinin rolü çok büyük” dedi.

HASTANELER HASTANIN AYAĞINA GİDECEK
Koronavirüs enfeksiyonunun hayatımıza yerleştirdiği kavramlardan birinin de “uzaktan erişim” olduğunu söyleyen Karabatak, “Geleceğin hastaneleri artık evlerimiz olacak. Bunun provasını Covid-19’da yaşadık. Gelecekte tek bir ağ altyapısına bağlı yerlerin sayısı artacak. Hasta evinde kendi yatağındayken bütün sağlık parametreleri 7/24 takip edilebilecek. Hastalar ameliyat gibi müdahale gerektiren durumlar dışında hastaneye gitmek mecburiyetinde kalmayacak. Bunun bir benzeri şu anda kronik ve yaşlı hastalar için kullanılıyor. Hastanın bütün sağlık verileri dünyanın neresinde olursa olsun doktoruna ulaşıyor. Mesela evinde nefes problemi yaşayan bir hastanın bağlı olduğu yapay zekâ ile desteklenmiş solunum cihazını uzaktan yönetebiliyoruz. Doktor uzaktan erişimle verdiği talimatlarla hastanın nefes problemi ile ilgili bütün düzenlemeleri yapabiliyor. Hasta problem yaşadığında sistem doktora uyarı gönderiyor ve hasta evinden alınarak sağlık merkezine götürülüyor. Biz bu hizmeti dünyada 300 bin kişiye veriyoruz. Sistemin ülkemize gelmesi için de çalışıyoruz ” dedi.