Yurt dışında yaygın kullanılan bu ameliyat yöntemin artık ülkemizde de uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Köksal, mitral kapak ameliyatlarında hayati riskleri artıran en önemli sebebin kalbin durdurularak hastanın kalp akciğer makinesine bağlanması olduğunu belirterek, “Seçilmiş hastalarda kullanılan bu yöntem, sağ meme altından 3 santimetrelik bir kesi ile yapılabiliyor. Hastalar kalp akciğer makinesine bağlanmak zorunda kalmadığından ölüm riski yüzde 1’dir. Özellikle ameliyat riski yüksek, yaşlı ve ek hastalıkları olan hastalar için çok avantajlı bir ameliyat tekniği” diye anlattı.

Ameliyat tekniklerinin hastanın durumuna göre planlandığını anlatan Prof. Dr. Köksal, “Sağ koltuk altından 4 santimetrelik kesi ile yapılan mitral kapak tamiri ise hastalara iki avantajı sağlıyor. İlk olarak kalp kapağının tamir edilmesiyle hastamız kan sulandırıcı kullanmak zorunda kalmıyor ve özellikle genç kadınlarda ameliyat sonrası zor bir hamileliğin önündeki engel kalkıyor. Küçük kesi ile yapılan ameliyatlarda ameliyat sonrası kan ihtiyacı azaldığı gibi enfeksiyon riski de minimuma iniyor. Küçük kesi ile koltuk altından yapılan mitral kapak ameliyatlarında aynı anda kalp ritim problemleri de düzeltilebiliyor” dedi. Mitral kapağı ile kireçli olup mecburen değişmesi gereken durumlarda kapak değişiminin sağ koltuk altından küçük kesi ile yapılabildiğine işaret eden Prof. Dr. Köksal, bu ameliyatın yaşlı, kilolu ve diyabetik hastalarda tercih edildiğini, bu ameliyatlarla iyileşme süresinin ve enfek