Görme engelli Serra'dan tıp dünyasını şaşırtan sergi: Görmediği okyanusun derinliklerine dokundu
Beyin tümörü yüzünden 3,5 yaşında gözlerini kaybeden ve sol tarafı felçli kalan üniversite öğrencisi Serra Kargaoğlu, hiç görmediği okyanusun altını ipliklerle tasvir etti. Tek eliyle oluşturduğu renkli dünya, bilim dünyasını bile şaşkınlığa uğrattı.
- Serra Kargaoğlu, 2,5 yaşında beyin tümörü teşhisi konulduktan sonra geçirdiği iki beyin ameliyatı ve kemoterapi sonucunda görme yeteneğini tamamen kaybetmiş ve vücudunun sol tarafı felç olmuştur.
- Sanatçı, ilkokul ikinci sınıfta tanıştığı Funda Sevim'den renkleri kullanmayı ve hayallerini dokunulabilir hale getirmeyi öğrenmiştir.
- Ailesi, Serra'nın dünyayı dokunarak tanımasını sağlamış, çocukluğunda canlı deniz canlılarına dokunma deneyimleri yaşamıştır.
- Serra Kargaoğlu, ipliklerle oluşturduğu rölyef eserleriyle izleyicilere bakmanın değil, 'görmenin' önemini hissettirmeyi amaçlamaktadır.
- 'Parmak Uçlarındaki Okyanus' sergisinde hiç görmediği okyanusun ve deniz altı canlılarının dünyasını ipliklerle ve dokunarak anlatmıştır.
- Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Serra'nın parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmasının nörobilimsel olarak incelenmesi gereken bir vaka olduğunu belirtmiştir.
ZİYNETİ KOCABIYIK - Serra Kargaoğlu 21 yaşında... Hayatının nedeyse tamamını görmeden geçirmiş. Ama görmediği bir dünyayı, dokunarak anlattığı “Parmak Uçlarındaki Okyanus” sergisi ile dünya üzerindeki nadir işlerden birine imza atmayı başarmış.
Bilim adamlarını bile hayrete düşürecek detaylarla yaptığı desenlerle, izleyicisine bakmanın değil “görmenin” ne kadar önemli olduğunu kanıtlayan Serra Kargaoğlu “Belki göremiyorum ama her şeyi ellerimle, dokunarak hissediyorum” diyor. Uzmanlar ise tıp literatürüne geçecek bir vaka olarak değerlendiriyor.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ikinci sınıf öğrencisi olan Serra Kargaoğlu’nun hikâyesi henüz 2,5 yaşındayken konulan beyin tümörü teşhisi ile başlamış. 2 defa üst üste beyin ameliyatı geçiren Serra 1 yıl boyunca kemoterapi almış. 3,5 yaşındayken girdiği ikinci ameliyatında görme kabiliyetini tamamen kaybetmiş ve vücudunun sol tarafı da felç olmuş. O günleri hatırlamıyor ama içine düştüğü karanlığa da kendini hapsetmemiş. Yaşıtları gibi okula gitmiş, arkadaşlarıyla oynamış. Renkleri, hisleri ve hayal gücünü hiç kaybetmemiş ve içindeki sanat aşkını rölyef çalışmalarıyla büyütmüş.
Serra, onu hayata bağlayan sanatla tanışmasını ise şu sözlerle anlatıyor: İlkokul ikinci sınıfa giderken, Funda Sevim hocamla tanıştım. Bir stüdyosu vardı. Oraya devam ettim. Renkleri, renkleri kullanmayı ve hayallerimi dokunabileceğim hâle getirmeyi o öğretti bana...
ÇOCUKLUKTAN GELEN DOKUNUŞ HAFIZASI
Serra’nın ailesi, onun dünyayı tanıması için farklı bir yol seçmiş; dokunarak öğrenmek. Çocukluğunu geçirdiği Burhaniye’de hep denizin içinde olmuş. Küçük yaşlarda eline canlı yengeç verilmiş, ahtapota dokunmuş, deniz yıldızı ve midye kabuklarını hissetmiş. Hatta bir kaplumbağanın kabuğunu bile elleriyle keşfetmiş. Bu deneyimler, bugün ortaya koyduğu sanatın temelini oluşturuyor. Görmeden ama hissederek öğrenilen bir dünya...
İlk defa gün yüzüne çıktılar! Fethin 700. yıl dönümüne özel hat sergisi
DOKUNARAK GÖRÜYOR
Serra’nın dünyasında görmek, gözlerle değil, parmak uçlarıyla gerçekleşiyor. Bu yüzden onun sanatı da alışılmışın dışında bir yöntemle izleyiciyle buluşuyor. İpliklerle oluşturduğu kabartma (rölyef) eserlerde, izleyici sadece bakmıyor; dokunuyor, hissediyor ve kendi hayal gücünü devreye sokuyor. Serra yaptığı rölyeflerdeki temel amacının görebilenlere “başka türlü görmenin” de mümkün olduğunu hatırlatmak olduğunu söylüyor. Çünkü ona göre görmek, sadece gözlerle yapılan bir eylem değil, kalp gözünün de açık olması gerekiyor.
GÖRMEDİĞİ OKYANUSU ANLATTI
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) ile Engelsiz Yaşam Destek Uygulama ve Araştırma Merkezi (ENMER) iş birliğinde düzenlenen ‘Parmak Uçlarındaki Okyanus’ sergisi ile ilk defa kalabalıklarla buluşan Serra, hiç görmediği okyanusu anlattığı sergisini şu sözlerle tarif ediyor:
"Bu sergide deniz altı temalı bir çalışma yaptım çünkü deniz altının nasıl bir yer olduğunu, orada yaşayan canlıları ve o dünyanın nasıl hissettirdiğini merak ettim. Hiç görmediğim okyanusu ve deniz altı canlılarını ipliklerle ve tamamen dokunarak anlattım. Belki göremiyoruz ama deniz altında bizim gibi yaşayan, hisseden bir dünya. Ben de bunu görebilenlere hissettirmek istedim."
"TIP LİTERATÜRÜNE GEÇECEK BİR OLAY"
Serra Kargaoğlu'nun eserlerini değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan görme engelli bir gencin bu kadar ince işçilik gerektiren eserler ortaya koymasının gerçekten çok etkileyici ve anlamlı bir başarı hikâyesi olduğunu belirterek "Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış, bu literatüre geçecek bir bilgi. Bu durum yalnızca sanatsal bir üretim değil, aynı zamanda kişinin beyninin görme merkezini parmaklarıyla kullanmayı başarması açısından nörobilimsel olarak da incelenmesi gereken bir örneklik taşıyor. Serra'nın bu başarısı doğru anlam yüklendiğinde engellerin nasıl aşılabildiğini çok net bir şekilde gösteriyor. Aynı durumda olan birçok gence de örnek olacak nitelikte" dedi.
