ÖZEL │ Gökhan Sazdağı, Türkiye Gazetesi'ne konuştu: Beşiktaş'ta ilk haftadan kaos ortamına girdim
Süper Lig’in yeni ekiplerinden Çorum FK’de forma giyen Gökhan Sazdağı, Türkiye Gazetesi’ne röportaj verdi. 31 yaşındaki sağ bek; Galatasaray maçı, Beşiktaş’taki günleri, kariyerindeki yeni sayfa ve milli takım hedefiyle ilgili samimi açıklamalarda bulundu.
Kayserispor’da sergilediği futbolla 2024 yılında milli takım aday kadrosuna seçilen Gökhan Sazdağı, geçen sene yaz transfer döneminde Beşiktaş’a imza attı. Siyah-beyazlı ekipte forma giydiği 1 sene içinde toplam 18 maça çıkan Sazdağı, yeni sezonda Süper Lig’in yeni ekibi Çorum FK’ye transfer oldu. Galatasaray maçında 90 dakika sahada kalan ve performansıyla alkış toplayan başarılı sağ bek, zorlu deplasmanda alınan 1 puanın pay sahiplerinden biriydi. Yeni sezona odaklanan ve milli formayı yeniden giymek isteyen tecrübeli futbolcu, Türkiye Gazetesi’nin sorularını cevapladı.
GÖKHAN SAZDAĞI: SÜPER LİG’DE KALICI OLMAK İSTİYORUZ
Takım olarak yeni sezondaki hedeflerinden bahseden Gökhan Sazdağı, “İyi bir hazırlık dönemi geçirdiğimizi düşünüyorum. Ben de buraya yeni gelen oyunculardan biriyim ama çok kısa sürede güzel bir ortam oluştu. Takım içinde herkes birbirine yardımcı oluyor ve gerçekten iyi bir oyuncu grubumuz var. Çorum’un tarihinde ilk kez Süper Lig’de mücadele ediyor olması da hepimiz için ayrı bir heyecan. Şehirde de bunun heyecanını hissediyorsunuz. Tabii ki Süper Lig zor bir lig. Bunun farkındayız. Ama biz sadece lige çıkmış olmanın mutluluğunu yaşayan bir takım olmak istemiyoruz. Burada kalıcı olmak ve yapabildiğimiz kadar yukarıları zorlamak istiyoruz. Bunun için de maç maç ilerlememiz gerekiyor. Galatasaray karşısında aldığımız sonuç, doğru şeyleri yaptığımızda neler yapabileceğimizi bize gösterdi. Önemli olan bunu sezonun geneline yayabilmek.” diye konuştu.
Galatasaray-Çorum FK maçında karaborsa bilet: Gişede 3 kat fiyat, 2 tutuklama!
“AVRUPA’DA GÖREV YAPARSA ŞAŞIRMAM”
Şubat 2026’dan beri Çorum FK’nin başında olan ve ekibiyle önemli işlere imza atan teknik direktör Uğur Uçar’ın takım yönetimine ve antrenörlük potansiyeline değinen Sazdağı, “Uğur hocanın en önemli özelliklerinden biri oyuncuyla iletişiminin çok iyi olması. Ne istediğini net anlatıyor ve futbolcunun da ne düşündüğünü dinliyor. Kendisi de uzun yıllar üst seviyede futbol oynadığı için soyunma odasını, oyuncunun psikolojisini çok iyi biliyor. Bunun avantajını biz de hissediyoruz. Taktik olarak da detaylara önem veren, rakibi iyi analiz eden ve sürekli kendisini geliştirmeye çalışan bir teknik adam. Galatasaray maçına hazırlanırken de bunu çok net gördük. Bize sadece rakibi nasıl durduracağımızı değil, kendi oyunumuzu nasıl oynayacağımızı anlattı. Bence önünde çok uzun ve güzel bir teknik direktörlük kariyeri var. Avrupa için bugünden kesin bir şey söylemek tabii ki doğru olmaz ama bu çalışma isteğini ve gelişimini sürdürürse ileride Avrupa’da bir takımın başında görürsem kesinlikle şaşırmam.” ifadelerini kullandı.
“CESUR OLMAMIZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ”
Süper Lig’deki ilk maçları olan zorlu Galatasaray deplasmanında sergiledikleri oyunu ve aldıkları 1 puanı değerlendiren başarılı sağ bek, şöyle devam etti:
Açıkçası maça giderken kafamızda 'Galatasaray deplasmanına gidiyoruz, kapanalım ve ne kadar dayanabilirsek dayanalım' gibi bir düşünce yoktu. Rakibin gücünü biliyorduk, son şampiyona karşı kendi sahasında oynuyorsunuz ve bunu küçümsemenin zaten bir anlamı yok. Ama biz de kendi gücümüzün farkındaydık. Hocamız hafta boyunca bize cesur olmamız gerektiğini söyledi. Top bizdeyken oynamaya çalışmak, top rakipteyken birbirimize yakın olmak ve mücadele seviyesini bir an olsun düşürmemek istedik. Maçın içinde geriye düştük, ardından 2-1 öne geçtik ve daha sonra 10 kişi kaldık. Bütün bunlara rağmen oyundan kopmadık. Bence o maçta en değerli şey buydu. Galatasaray’dan bir puan almak önemli ama bunu nasıl aldığımız bizim için daha önemliydi.
Uğur Uçar'dan Galatasaray maçı sözleri: "Galibiyeti kaçırdık"
“BİR PUAN ELBETTE ÖZGÜVEN VERDİ”
Galatasaray maçında 90 dakika forma giyen ve takımına hem savunmada hem de hücumda büyük katkı sağlayan Gökhan Sazdağı, bireysel performansıyla ilgili şunları söyledi:
Kendi performansımı değerlendirirken hiçbir zaman sadece hücumda ne yaptığıma ya da istatistiklere bakmıyorum. Ben oyunu iki yönlü oynamaya çalışan bir oyuncuyum. Galatasaray maçında da öncelikle takımın savunma disiplininin içinde kalıp, fırsat bulduğumda hücuma destek vermeye çalıştım. Zor bir deplasmanda takım olarak çok ciddi bir efor ortaya koyduk. Ben de elimden geldiğince bunun bir parçası olmaya çalıştım. Bir puan elbette özgüven verdi. Çünkü ligin en güçlü takımlarından birine karşı deplasmanda oynayıp, üstelik maçın bir bölümünü 10 kişi geçirerek puan alıyorsunuz. Ama bundan 'Galatasaray’dan puan aldık, artık herkesten alırız' sonucu çıkarmamak gerekiyor. Bu ligde her maçın hikâyesi farklı. Bize verdiği en önemli mesaj şu oldu: Doğru oynarsak ve mücadeleden vazgeçmezsek her rakibi yenebileceğimiz ve her deplasmandan puanlar alabileceğimizdi.
“İKİ BÜYÜK TAKIMDAN TEKLİF GELMİŞTİ”
Kariyerindeki dönüm noktalarıyla ilgili de konuşan 31 yaşındaki futbolcu, Beşiktaş’a transfer süreciyle ilgili olarak, “Fenerbahçe maçı (20 Nisan 2025’te 3-3 sona eren) benim kariyerimde özel bir maçtı. Deplasmanda 3 asist yapıp takımımın aldığı bir puana katkı sağlamak kolay unutulacak bir şey değil. O maçtan sonra ismimin daha fazla konuşulmaya başladığını ben de gördüm. Zaten Beşiktaş’a gittiğimde de o karşılaşmanın kariyerimdeki güzel anlardan biri olduğunu söylemiştim. Ama tek bir maçın beni Beşiktaş’a götürdüğünü söylemek de doğru olmaz. Kayserispor’da birkaç sezon boyunca ortaya koyduğum bir performans vardı. Bir önceki sene de büyük takımlardan teklif vardı, başkanımızla istişare ettiğimizde Kayserispor’u limana yanaştırmadan gitmeyeceğimi söylemiştim. O dönemde basında Fenerbahçe, Trabzonspor ve farklı takımlarla ilgili birçok haber çıktı. Ben mümkün olduğunca bunlardan uzak kalıp işime odaklanmaya çalıştım. Kulübün sözleşmeli oyuncusu olduğum için teklifleri tabii ki kulüp değerlendirecekti. Aslında ilk etapta Kayserispor’da devam etmek istemiştim. Ancak şartlarda uzlaşamadığımızdan talebim ayrılmak oldu. Ayrıldığım hafta 2 büyük takımdan teklif gelmişti. Tercihim ailemle yaptığımız istişarelerimizden sonra Beşiktaş oldu.” sözlerini sarf etti.
“RAFA SILVA KRİZİ, KONGREDE YAŞANANLAR...”
Beşiktaş’a transfer olduktan sonra kulüp içinde yaşanan bazı sorunların psikolojik olarak etkilediğini söyleyen Sazdağı, “Beşiktaş’a transferimin tamamlanmasından sonra daha takım arkadaşlarımı tam olarak tanıyamadan 3'üncü gün kendimi sahada ilk 11’de bulmuştum. Bu sürecin beni zorlamayacağını düşünüyordum. Sezona da iyi başladığımı düşünüyorum. Ancak daha ilk haftadan kendimi kaos ortamında bulmuştum. Önce Rafa Silva krizi ve sonra kongrede yaşananlar, bir anda taraftarlardan büyük baskı hissetmeye başladık. Daha sonra kaptan değişiklikleri ve kadro dışı kalan oyuncular oldu. Bu süreç bizi tabi ki çok yıprattı, bunları içeride de konuşuyorduk. O an Beşiktaş camiasının ne kadar büyük bir camia olduğunu gerçekten hissetmiştim. Her maçtan beklenti var, her antrenmanın bir rekabeti var ve üzerinizde çok büyük bir taraftar kitlesinin sorumluluğunu taşıyorsunuz. Bunların hepsi oyuncuyu geliştiren şeyler.” diye konuştu.
“BEŞİKTAŞ’TA ÖNEMLİ TECRÜBELER KAZANDIM”
Siyah-beyazlı ekipteki sürecinin kariyerine kattığı değerlerden bahseden sağ bek oyuncusu, şöyle devam etti:
Kulüplerde sorunlar her zaman olacaktır ama futbolcular bazen de hatayı kendinde aramalı. Tabii ki futbol hatalar oyunudur ve futbolun doğası gereği hata her zaman olacaktır. Ancak yaptığım en büyük hata, oynamadığım dönemde kendimi hazır tutmamaktı. Elbette daha fazla oynadığım, daha fazla katkı verdiğim bir dönem olmasını isterdim. Ancak birçok şey beklediğim gibi olmadı. Ama orada geçirdiğim zamanı kesinlikle olumsuz değerlendirmiyorum. Çok kaliteli futbolcularla çalıştım, büyük bir kulübün içinde yer aldım ve önemli tecrübeler kazandım.
“SORUMLULUĞU HER DAİM KENDİME ALDIM”
Beşiktaş’tan ayrılık dönemine değinen ve yeni kariyerinden bahseden milli futbolcu, “Futbolda bazen yollar ayrılıyor. Kendi talebim doğrultusunda hiçbir maddi beklentim olmadan, içerideki hakedişlerimin de hepsini bırakarak Beşiktaş kulübünden ayrılmak istedim. Kötü dönemlerimde bile bir kez olsun çıkıp açıklama yapmadım. Hiç kimseye bir şey anlatmadım ve sorumluluğu her daim kendime aldım. Kamp kadrosuna çağırılmama rağmen ayrılma talebimi yeniden ilettim. Sonrasında Arca Çorum FK’dan gelen proje ve burada bana gösterilen güven benim için yeni bir sayfa oldu. Şimdi tamamen buradaki hedeflerime odaklanmış durumdayım.” şeklinde konuştu.
“DÜNYA FUTBOLUNDAKİ BEKLERİ İZLİYORUM”
Bireysel hedeflerini ve yaptığı çalışmaları anlatan başarılı futbolcu, “Ben rakam koymayı çok seven bir oyuncu değilim. “Şu kadar asist yapacağım, şu kadar gol atacağım” dediğiniz zaman bazen oyunun kendisinden uzaklaşabiliyorsunuz. Benim önceliğim mümkün olduğunca fazla maç oynamak, istikrarlı olmak ve takımıma iki yönde de katkı verebilmek. Tabii ki hücuma çıkmayı, orta yapmayı, arkadaşlarımı pozisyona sokmayı seviyorum. Asist yapmak da benim pozisyonumdaki bir oyuncu için çok değerli. Antrenmanlarda özellikle orta kalitesi, doğru zamanda hücuma çıkma ve son pas üzerine çalışıyorum. Ama savunma tarafını hiçbir zaman ikinci plana atmıyorum. Modern futbolda bek oyuncusundan artık çok fazla şey bekleniyor. Kendime tek bir oyuncuyu örnek aldığımı söyleyemem. Dünya futbolundaki üst düzey sağ bekleri izliyorum; özellikle hücum ve savunma dengesini nasıl kurduklarına, topsuz koşularına ve karar verme anlarına bakıyorum. Oyuncu belli bir yaşa ve tecrübeye geldikten sonra birisini birebir taklit etmekten çok, farklı oyunculardan kendi oyununa bir şeyler katmaya çalışıyor.” açıklamasını yaptı.
“HEDEF YENİDEN A MİLLİ FORMA”
A Milli Takım’dan davet aldığı dönemki duygularını anlatan Gökhan Sazdağı, yeniden milli forma hayalinin olduğunu söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı:
Milli takım daveti benim için kariyerimin en özel anlarından biriydi. Çünkü bunun yaşı yok. İnsan çocukluğundan beri o formayı giymenin hayalini kuruyor. Ben o daveti 30 yaşımda aldım ve açıkçası bu benim için ayrıca anlamlıydı. Kariyerimde farklı liglerden, farklı takımlardan geçerek ve çok çalışarak o noktaya geldim. O yüzden telefon geldiğinde yaşadığım gururu tarif etmek kolay değil. Karadağ maçında forma giyme fırsatı bulamadım ama o kampın içinde olmak, milli takım ortamını yaşamak bile benim için çok değerliydi. Bundan sonra da tabii ki hedefim yeniden o daveti almak ve bu kez A Milli formayla sahaya çıkabilmek. Bunun yolu da burada göstereceğim performanstan geçiyor. Arca Çorum FK’da iyi oynarsam, istikrarlı olursam ve takımımın başarısına katkı verirsem milli takım için yeniden bir şans doğabileceğine inanıyorum. Yaşım üzerinden değil, sahada ne verdiğim üzerinden değerlendirilmeyi isterim.

