Kaydet
|

Siyaset, medya, iş dünyası, bürokrasi fazlasıyla iç içe geçti. Birbirini kontrol etmesi gereken makamlar birbirinden menfaat elde eder hâle geldi.

Kirlenmemek tamamıyla kişinin karakterine, hamuruna kalmış durumda.

Ekonominin de hâl ve gidişinin pek iyi olmaması herkeste bir kıtlık bilinci, bir kendini kurtarma refleksi geliştiriyor.

Bize satılmayacak, satın alınamayacak adamlar lazım. Bize deliler lazım. Milyarlarca dolar önüne serilse “Ben hâlimden memnunum, görevimin namusunu hiçbir paraya satmam” diyecek, bunu derken de gerekirse kirada oturup gerekirse işe servisle gidip gelecek adamlara.

Gözümüzün önünde dün metrobüsle gidip gelirken bir anda milyarlık olan gençler oldu şu son 10 yılda. “Bu nasıl oldu?” diye sorduğumuzda göz teması kurmadan “Abi Allah yürü ya kulum dedi” diye açıkladılar. Oysa kurdukları ilişkiler, üst kattakilerin işlerine yaradıkları ölçüde sistemden faydalanmalarını sağladı. O kazandıkları, bir ömür yeter sandılar. Güçlendikçe, zenginleştikçe eski dostlarını görmez oldular. Yanlış yapıyorsun diyenlerin onları kıskandıklarını sandılar. Arabalar, evler, tatiller değişti.

Sistem kirlendi. Sistemin temizlenmesi de bir iki kişinin dışlanmasıyla olmayacak. Bu yaşananlar bir fırsat. Büyük temizlik gerçekleşmeli.

FATMA BETÜL SAYAN KAYA MESELESİ

Fatma Betül Sayan Kaya’yla hiç tanışmamıştık. Eşi İlyas Kaya’nın iyi bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı olduğunu duymuştum. Hatta “Ne güzel, eşi siyasette ama kendisi kendi alanıyla meşgul bir doktor” diye de aklımdan geçirmiştim.

Paralarını nereden kazandılar, o parayı fona koyup 2 milyar liranın üzerinde bir hâle nasıl getirdiler, sonra o parayı nasıl çekip işin içinden çıktılar bilmiyorum. Zira başka birçok siyasetçinin parasını kurtaramadığı konuşuluyor.

Elbette yetim hakkına uzatılan her el ceza çekmeli. Kaya ailesinin de işledikleri suç kesinleştiğinde sokaktaki insandan ne eksik, ne de fazla cezalandırılmaması gerekir. Hatta içimden bir ses Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir siyasetçi, bir eski Aile Bakanı ve AK Parti’nin sosyal politikalar başkanı olması nedeniyle sokaktaki insandan daha fazla ceza alması gerektiğini de düşündürüyor bana ama yine de anayasanın eşitlik ilkesi gereği herkesle aynı şekilde cezalandırılmalı.

Ama meselem bu da değil. Sistem bozulmuş. Siyasette haksız zenginleştiği iddia edilen ne ilk ne de tek kişi Fatma Betül Sayan Kaya.

WhatsApp gruplarından, AK Parti web sitesinden kaldırılmış ismi ve bilgileri. Ne yani. Şimdi AK Parti kadroları Fatma Betül Sayan Kaya’yı lanetlediğinde her şey yoluna girecek mi? Siyaset temizlenmiş sayılacak mı?

AK Parti akıllıca bir iletişim stratejisine çevirip kendine muhalif olan CHP + Yeni Parti cenahına “Bakın siz hırsızlarınızı savunup koruyorsunuz, ama biz hemen dışlıyoruz” şeklinde bir savuma geliştirdi. Ama burada bir eksiklik var. Eğer Fatma Betül Sayan Kaya mevzusunu AK Parti’nin disiplin kurulları tespit edip suç duyurusunda bulunan da AK Partililer olsaydı bu söylemlerinin ayakları daha sağlam basabilirdi yere.

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre’den duydu Türkiye bu mevzuyu.

Orada da ilginç bir durum var. Yeni Parti bu kadar büyük bir skandalı yakaladı da neden Genel Başkan Özgür Özel yerine parti sözcüsü duyurdu? Tam da CHP - Yeni Parti arasında belediye başkanları, meclis üyeleri, delegeler ve vekillerin geçişleri gündemdeyken ve Özgür Özel liderliğini kanıtlamaya bu kadar ihtiyaç duyarken neden bu golü doğrudan kendi atmayı pas geçti?

Bunlar düşündüren sorular. Henüz Fatma Betül Sayan Kaya konuşmadı. Konuşursa ne diyecek, bilemiyoruz. Bu sessizlik de doğru değil. Kamuoyunun önüne çıkması gerekirdi.

Ama bir yandan da şu soruya cevap düşünüyorum. Beraber yol yürüdüğümüz bir insanın bir günahı, bir suçu ortaya çıksa doğru davranış türü nasıl olmalı?

Mesela, Fatma Betül Sayan Kaya ile beraber görev yapan bir siyasetçi olsaydım, beraber yemek yemiş, çay içmişliğim olsaydı ben nasıl davranırdım?

Öncelikle kendisine bu konuyu doğrudan, aracısız sorardım. Kendini ifade hakkı verirdim.

Telefonunu, WhatsApp’ını filan silip engellemezdim. Sosyal medyada takipten çıkmazdım. Fotoğraflarımız varsa silmezdim. Bunlar suçluluk refleksleri, eğer benim bir yanlışım yoksa bunları yapmazdım.

Eğer benim geçmişte beraber görev yaptığım bir arkadaşım, bir dostum böyle bir suçla anılsaydı ona şöyle bir mesaj gönderirdim: “Ayşe Hanım / Ahmet Bey, öncelikle geçmiş olsun. Bu haberlerin asılsız olmasını, sizin böyle bir şey yapmamış olduğunuzu umuyorum. İnsanoğluyuz, yanlış da yapmış olabilirsiniz. Hesabını önce Allah’a, sonra da mahkemelere zaten vereceksiniz. Yanlış bir iş yaptıysanız da bunu bilmeden, yanlış yönlendirilerek yaptığınızı umuyorum. Eğer bile bile yaptıysanız da Rabbim affetsin, kanunlar ve mahkemeler zaten gereğini yapacaktır, Benim sizin için yapabileceğim, hukuki ve ahlaki olarak sürece halel getirmeyecek her türlü insani destek için beni her zaman arayabilirsiniz. Rabbim bu süreçte maddi manevi zarar gören herkese dayanma gücü versin.”

Siyasetin, medyanın, iş dünyasının büyük sarsıntılar geçirdiği böylesi bir dönemde bir kişinin bir suçu ortaya döküldüğünde aklıma hep aynı söz geliyor: “Efendiler. İlk taşı günahsız olanınız atsın!”


Ömer Ekinci'nin önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.