Kaydet
|

Gelecekte tarihçiler; teknolojik sıçramanın sebep olduğu ekonomik, kültürel, sosyolojik ve siyasi değişimlerin başlangıcına yaklaşık bir milat arayacak olsalar muhtemelen 1998 senesini seçeceklerdir. Çünkü internet; o sene yaygınlaştı, işlevlerini genişletti, gerçek manada küreselleşti.

Her şeyden önce Google’ın arama motoru 1998’de devreye girdi. Evet; öncesinde AltaVista vardı, 1995’te piyasaya sürülen bir prototip olarak… Yahoo’nun arama motoru da vardı. Ancak Google’ın piyasaya girişi teknolojik manada ‘devrim niteliğinde bir evrim’di.

Derken, 21. yüzyılın başından itibaren ‘sosyal medyalar’ ortaya çıkmaya başladı ve zamanla bilginin olduğu gibi dezenformasyonun da kaynağı hâline geldi. Sosyal medyanın dört büyük platformundan Twitter -kimsenin ısınamadığı yeni adıyla X-, geleneksel medyanın habercilik rolünü icra ettiği, YouTube, geleneksel TV yayıncılığının muadili olduğu, Facebook da, eğlence (entertainment) boyutunu üstlendiği oranda hayatımızda. Ve Instagram da fotoğraf/görüntü gazeteciliğinin bozulmuş bir versiyonu olarak yine hayatımızda. 2005 (Facebook, YouTube), Twitter (2006), Instagram (2010) dönemlerini yaşı 30’larda olan herkes hatırlıyor.

O dönemden bugüne daha yakın bir yıla, 2020’ye gelelim. Çünkü bir başka değişim miladı daha bulacağız. Dünya; Koronavirüs pandemisiyle teknolojik tekâmülün üst sınırına eriştiğini gördü ve bu platoya eriştikten sonra da düşüş başladı. Tıpkı pandeminin kendisinde olduğu gibi… Peki; sonrasına ilişkin anılarımız, tarih bilincimiz ne söylüyor bize? Cevaplanmayı hak eden bir soru…

PANDEMİ SAĞ GÖSTERİP, SOL VURDU

İmdi… Pandemi neyi amaçlıyordu; hangi sonuca ulaştı? Bunu tam olarak tespit etmiş değiliz. Başlangıçta sanki küreselleşme karşıtı gibi görünüyordu pandemi. Öyle ya, insan eskisi kadar ‘Küre’yi dolaşamaz oldu, para da buna bağlı olarak kısa bir süre çekildi.

Evet; insanın seyahat özgürlüğü kısıtlandı, ama para sonradan daha da dijitalleşerek küresel ‘finans-fon-faiz’ kıskacına sıkıştı. Öte yandan bilginin küresel manada önü kesilmedi; bilakis bilgi, çoğu zaman içine dezenformasyon da karışarak çoğaldı. Demek ki son tahlilde pandemi dediğimiz süreç, sağ gösterip sol vurdu ve kapitalizme yaradı. Ama kapitalizmin ulus devletlerin kontrolündeki kısmına değil; ulus ötesi şirketlerin kontrolündeki kısmına yaradı. Dolayısıyla küreselcilere ve teknoloji devlerine yâr oldu mecazi deyişle.

Öte yandan ulus devlet cephesine baktığımızda devletlerin; küresel sermayeye karşı bir ittifaka girmediğini, mevcut Birleşmiş Milletler düzenine alternatif bir düzen bile kuramadığını, hâlihazırda bu düzeni savaşlı mı savaşsız mı kuracağız sorusunun cevabında da maalesef pek hükmü olmadığını görüyoruz.

Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsında “Dünya, beşten büyüktür” diyerek yeni, daha adil bir dünya düzenine ihtiyaç olduğunu senelerdir söylüyor. Bunun savaşsız da kurulabileceğinin garantörlerinden biriyiz ülke olarak.

DÜNYA SAVAŞI İÇİN EN RİSKLİ BÖLGELER

Daha yakından bakalım meseleye: Mazideki iki dünya savaşı da Avrupa’da çıktı ve oradan dünyaya yayıldı. Orta Doğu her ne kadar savaşların beşiği olsa da bugüne kadar bir dünya savaşına sebebiyet vermedi.

Hatta 2025 ve 2026’da ABD ve İsrail, İran’a saldırmasına rağmen dünya savaşı riski mesela bir Rusya-Ukrayna Savaşı’nda olduğu gibi yükselmedi. Daha düşük yoğunluklu olsa da beş seneye yakındır devam eden ‘Ortodoks Doğu Savaşı’nda işin içinde ABD, İngiltere ve Kıta Avrupası da olduğu için Rusya ile kaç kere nükleer restleşme yaşandığını hatırlayalım.

Her iki savaşın, daha da ateşlenmemesinde ve soğutulmasında Türkiye’nin başından beri üstlendiği rol izahtan vareste. Demek ki yeni dünyayı, bir küresel savaş olmaksızın da kurmak mümkün. Üstelik şimdi ulus devlet kavgası yapacak zaman da değil. Çünkü küresel teknoloji devlerinin algoritmaları ve yapay zekâları çok hızlı gelişiyor. Devletler, bir yerde bu ‘devlere’ dur diyecek. Dünya savaşı koparsa belki bu yüzden kopacak.

Küresel kasırgaya, daha önce epey badire gördüğü için en sıkı hazırlanan devletlerden biri de Türkiye. Yüzyıl öncesine göre çok daha güçlüyüz. İçerideki sorunlar da aşıldıkça ülkemiz; Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde dışarıda gücünü idareli, ama azami kullanacaktır.

Tarihsel açıdan talih rüzgârlarının da ülkemiz lehine estiğini söyleyebiliriz. Ülke olarak üzerimize düşeni yaparsak bu süreçten inşallah güçlenerek çıkacağız. Bu yüzden önümüzdeki dönemde beş alanda eksiklerimizi hızla tamamlamalıyız: Ekonomi (Dar gelirliye yayılan refah), Kültür-Sanat (Bütün geleneksel ve yeni araçlarıyla), Yapay Zekâ (kendi markamızla) Kriminal Olaylar ve Yeni Nesil Terörle Mücadele (Ekonomik ve sosyolojik boyutlarıyla) Savunma (Nükleer silah ve insansız savaş gücü dâhil).

Ülkemiz, buna muktedirdir. Yani hem bu güçlere erişmeye hem de yeni dünya düzeninin -Rockefellerların yıllardır dillendirdiği gibi- kötü değil, iyi versiyonunu inşa etmekte öncü rolü üstlenmeye muktedirdir.


Ferhat Ünlü'nün önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.