BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sofralar birlikte yaşama hikâyesinin şifresi

Yiyecek ve içecek işletmeleri artık ‘geleneksel, köy kahvaltısı, anne eli, tarladan sofraya’ gibi temalar ile reklam yapıyor. Demek ki, böyle bir arayış, talep var. Peki, yenidünyanın sağladıklarından faydalanarak modernliği sindirerek insanca bir arada yaşamak mümkün değil mi?

ORMAN YANGINLARI, COVID-19 BELASI, SELLER ve elbette herkesin kendine göre iş, geçim kaygısı derken sıkıntılı bir yıl geçiriyoruz. Umuyor ve diliyorum ki sonlarına yaklaşıyoruz. Buna da şükür demek lazım.

Eskiyi arıyor muyum diye sorarsanız ben kendi adıma evet derim. Gelen gideni aratır sözü her konuda geçerli. Aslında birçok konuda geçmişi arıyorum. Mahallemi, sokağımı, komşularımı, arkadaşlarımı; emin olun bütün bunlar kayboldu ya da kayboluyor. Belki küçük şehirlerde biraz daha az hissediliyor ama o da eski keyfinden uzakta.

Günümüzde mahalle ve kültürü kalmadı aman ne olmuş demeyin; aslında bu kadar basit değil bu mesele. Tanpınar: “Coğrafya, tarih ve mimari aynı düzlemde bir araya gelerek birbirinin diğerine çokça benzediği, ortak kaderi yaşayan kişilerin ruh dünyasını oluşturur. Kent ve insan dönüşümlü olarak bazen özne olur, bazen de nesne olurlar. Sürekli bir etkileşim hali söz konusudur.

Bu yüzden doğal olarak gelişen dönüştürme süreci zorlamalarla kesintiye uğratılmamalıdır.” Bence artık nesne de özne de sorgulanmalı. Modernleşme sürecinde büyüsünü kaybeden, kimlik bunalımları yaşayan şehirlerde yaşıyoruz. Aidiyet duygusundan çok uzaktaki şehir yaşayanlarına YOLCULUK NEREYE? diye sormak lazım.

ARTIK ERDEM BİTTİ
Nedense şehirlerdeki hayat genellikle mekânlardan ibaret sayılıyor. YA İNSAN YA TABİAT.  Modern olma ya da görünme çabaları ile neyin peşinde koştuğunu gerçek anlamda bilmeden tüketilen yorgun hayatlar. Böyle bir hayatta elbette sıcak evler, hoş sohbetler, bol kahkahalı lezzetli sofralar çok yok.

Bazen bundan otuz kırk sene öncesi seyrettiğim bilim kurgu filmlerinin içinde hissediyorum kendimi. “Eskiyi unutmaya, unutturmaya çalışmak”, bu durum şimdilerde ya modern hayatın gereği ya da çağa uymak, yeniden başlamak olarak izah ediliyor.

Şehirler, köyler, sokaklar, insanlar birbirine benzemeye başladı, dünyanın bütün farklı kültürleri asimile olma tehlikesiyle karşı karşıya.  Artık ERDEM bitti.  Devir yükselme, daha çok kazanma ve daha fazla bireyselleşme devri. Dünyayı sömürerek, tabiatı koruyarak ve eşit paylaşarak değil, her şey benim olsun devri. Unutmamak lazım ortada bir yeni varsa eski de olmalıdır yoksa yeni anlamsızlaşır.

SORUN ‘YAŞAMADAN’ ÖĞRENEMEMEK
İnsanların geçmişten gelen renkleri, geçmiş zamana ait lezzetleri vardır. O lezzetleri sofralarımızda aramak duygusallık mı, hiç sanmıyorum. Artık yiyecek ve içecek işletmeleri, GELENEKSEL, KÖY KAHVALTISI, ANNE ELİ, TARLADAN SOFRAYA gibi temalar ile reklam yapıyor.

Demek ki böyle bir arayış, böyle bir talep var. Peki olamaz mı, yenidünyanın sağladıklarından faydalanarak modernliği sindirerek insanca bir arada yaşamak mümkün değil mi? İşte SOFRALAR bu birlikte yaşama hikâyesinin şifresi.

Şıklık, konfor gibi günümüzün aradığımız keyiflerinden vazgeçmeden ailemizle, dostlarımızla, arkadaşlarımızla yeni lezzetler kadar eski lezzetleri sıkça sofralarımızda bulundurabilmek çok mu zor? Yoksa siz ne anlamı var mı diyorsunuz? İnanın çok anlamı var.

Korkarım sorunumuz, her şeyi iyi ya da kötü yaşamadan öğrenememekte. Bizden önce yaşayanların tecrübelerini, anılarını lüzumsuz bir kibir ile karşılamakta. İnsanların anılarına tahammül edememekte, farklı düşünenleri anlayamamakta.

Bu konuda yazdım; ama çözüm ne diye sorsanız bilmiyorum. Aynı şeyleri yaşadım, yaşıyorum. Sanırım insanın hamurunda bencillik var, tahammülsüzlük var, içimizdeki iyilik hızla azalmakta. Güzel sofraları, sıcak sofraları, şen kahkahaları lezzetli tabakları özlüyorum. Farkına varacağız belki, umarım çok geç olmaz. Eskiden beğendiklerimizi ya da beğenmediklerimizi söylerdik, birbirimizin güldüğü ağladığı şeyleri görüp hissederdik.

Şimdi EMOJİLER, İKİ PARANTEZ İKİ NOKTA ÜST ÜSTE, falan filan.

Canım kardeşim, bunların hangisi sıcak ve insani.

Elbette mümkün.

Sorun zamanda değil bizde, bakış açılarımızda.

MODERN, GELENEKSEL, ESKİ, YENİ gibi kavramlardan ne anladığımızda.

RESMİN BÜYÜK HALİ İÇİN GÖRSELE TIKLAYIN

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620877 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/620877.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT