BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Topraktan sofraya Sakarya mutfağı

Tarihin farklı dönemlerinde yaşanan göçler ile farklı kültürlerin katkısıyla beslenerek şu andaki çok katmanlı hâline dönüşmüş Sakarya Mutfağı, lezzetlerinin izinde bir yemek antropolojisi olarak hazırlandı.

Sakarya 1954 yılında Kocaeli’den ayrılmış ve il statüsüne geçmiş. Merkez ilçesi Adapazarı olduğu için Sakarya bu isimle de anılıyor; yani aslında sıkça karıştırılıyor. Bilmemiz gereken SAKARYA.
Aslında bir çoğumuzun yeterince tanımadığı bir şehir, sebepleri üzerinde şüphesiz düşünülmeli; bu bizim işimiz değil. Ancak Sakarya’da bir süredir her anlamda yeni bir şeyler oluyor.
Şehrin yer aldığı coğrafi bölge, en eski çağlardan beri çeşitli kavimlerin gelip geçtiği göç yolları üzerinde bulunuyor. Bu durum şüphesiz kültür alanında zenginliği de beraberinde getiriyor. Yörenin tarih öncesi dönemi hakkında kesin bir bilgi mevcut değil. Klasik dönemlerde BİTİNYA (BITHYNIA) olarak bilinen bölgenin içinde yer almakta ve bu isim bölgede yerleşmiş, daha sonra da aynı adı taşıyan BİTİNLERden gelmekte imiş.  Manavlar, Yörükler, Kafkasya halklarından; Çerkezler, Abhazlar, Acaralı Gürcü, Mohti Lazlar, Hemşinliler. Kırım Tatarları, Balkanlar ve Rumeli göçmenleri; Boşnak, Arnavut, Pomak, Sırp ve Bulgaristan ile Yunanistan’dan göçen muhacirler. Doğu Karadeniz’den gelen Karadenizliler ayrıca Abdallar, Romanlar az miktar da olsa Rum, Ermeni ve Arapların yaşadığı çok geniş kültürleri içinde barındıran göçle şekillenmiş bu şehir. 

PİŞİREN DE YİYEN DE KÜLTÜRÜN PARÇASI
 Göç sadece yaşanan bir fiziki mekânın değiştirilmesi değil, sosyal yapının bütün unsurlarını da dönüştüren önemli bir sosyal olgu olarak tanımlanabilir. Evlerini, eşyalarını, sevdiklerini bırakan insanların yanlarında getirebildikleri tek şey belki de zihinlerindeki mutfak mirası. Yani kültürlerinin en büyük parçası yemeği getiriyor göç edenler. Kadınlar bu topraklarda buldukları malzemelerle kendi kültürlerinin yemeklerini pişiriyor. Zamanla pişirenler de yiyenler de bu kültürün bir parçası hâline geliyor. Üç kıtanın damak zevkinin buluştuğu Sakarya Mutfağı gibi...
Halkın deyimiyle adam eksen adam çıkan topraklarda gelişen Sakarya mutfağı işte tarihin farklı dönemlerinde yaşanan göçlerle, farklı kültürlerin katkısıyla beslenmiş ve şu andaki çok katmanlı hâline dönüşmüş.
Bütün bu çeşitliliğin farkında olan ve en çok da söylenmeyeni söylemek üzere yola çıkmış bir projenin eseri “Topraktan Sofraya Sakarya Mutfağı, Bir Yemek Antropolojisi’, Sakarya yemeklerinin izinde hazırlanmış bir sözlü tarih çalışması. 

MEŞAKKATLİ YOLCULUK
Gıdanın antropolojik incelemesini diğer disiplinlerden ayıran şey, kültürel ve genellikle kültürler arası bir bağlamda gıdaya odaklanmasıdır. Gıdanın antropolojik çalışmasının alt alanları ise kültürel, dilsel, biyolojik ve arkeolojik antropolojiyi içerir. Bütün bu unsurları da içine alan bu kitap köy köy dolaşılarak bir buçuk yıl boyunca süren meşakkatli yolculuk sonrası Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası koordinatörlüğünde KÜBRA SULTAN YÜZÜNCÜYIL, AYNÜLHAYAT UYBADIN, ARİF BİLGİN ve SUAVİ AYDIN tarafından hazırlanmış.
Duygu yönü yoğun olan ve dönüştüren, Sakarya yemeklerinin izinde hazırlanan bu çalışma yemekle ilgili olan her şeyde ince mesajlar içeren bilgileri gastronomi dünyasının hizmetine sunmayı başarmış. Unutmak olmaz, kitap editörü gastronomi alanında her zaman önemli eserler kazandıran SABRİ KOZ. Bana göre son yılların en değerli kitabı olmuş. Sosyal medyada ya da basınımızda hak ettiği düzeyde yeterince yer almaması ise normal.
Burası Türkiye; kitabın içeriği, yazı dili ya da kalitesi değil ne yazık ki yazanın popülerliği öncelikli.  
Ama elbette önemli olan, herkesin bilmesi değil KALICI VE KAYNAK DEĞERLİ BİR ESER
OLMASI.
Ellerinize, gönüllerinize sağlık.   

RESMİN BÜYÜK HALİ İÇİN GÖRSELE TIKLAYIN

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
622272 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/622272.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT