BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yokuşa sürülen millî irade

Siyaset çok hareketli. Meclis'te temsil edilen parti sayısı geçen hafta 13 oldu. Herkes gözünü 2023'e dikmiş kozunu oynuyor.
Bu sıralar Fethi Acar'ın "Darbeden Kesintiler, Yokuşa Sürülen Millî İrade" kitabını okuyorum. Geçmişte kozlar nasıl oynanmış birinci ağızdan anlatıyor.
Fethi Acar, Adalet Partisi ve Refah Partisi milletvekili olarak iki dönem Meclis'te görev yaptı. 28 Şubat döneminde parlamentodaydı.
AP kökenli olduğu için Süleyman Demirel'e yakın bir isimdi. O dönem enteresan hadiselere şahit olmuş.
Acar, "Bu topyekûn darbenin esas tarihi 28 Şubat değil, 17 Ocak 1997" diyor. "Çünkü o gün askerler, cumhurbaşkanını yani kendi başkomutanlarını Genelkurmay'a çağırdı. Esas darbe âdeta talimatla o günkü üst komutaca alışık oldukları çete ruhu ile yapıldı."
Demirel'in askerin emriyle Refah-Yol'u nasıl dağıttığını Acar şöyle ifade ediyor:
"Köşk'te bir gün konu DYP'ye gelmişti. Makamda ikimiziz. Süleyman Demirel bana döndü. 'Bu kadından (Tansu Çiller) bir şey olmaz' dedi. Çok şaşırdım. 'Efendim ne diyorsunuz? Bu kadın işinde gücünde idi. Siz evinden alıp siyaset, milletvekilliği, bakanlık, ikram ettiniz' deyince, 'Yahu Fethi, bu Cavit (Çağlar) ve Yalım (Erez) denenler vitrin diye bir şey uydurdular. Alın vitrininiz sizin olsun. Başlarına çalsınlar' deyiverdi. Şaşkınlığım iyice arttı. Sonra devam etti: Göreceksin Fethi, bu yaz Meclis tatile girmeden ben bu kadını yarılayacağım.'
Anladım ki Refah Yol Hükûmetini dağıtmayı kafaya koymuştu. Bu durumu kimseye anlatamıyordum. Kimse de inanmazdı..."

Demirel dediğini yaptı. İki aya kalmadan partiyi de hükûmeti de dağıttı. Yanına çektiği bazı vekillere paralel imza attırarak...
Acar, Demirel'in hükûmetin istifasını aldıktan sonra nasıl keyiflendiğini kendisine söyle anlattığını yazıyor:
"Yahu evlat dün geceki gibi yakın tarihte bu kadar rahat uyku uyuyamamıştım. Erbakan Hoca geldi. Elinde kalın klasörlerle milletvekillerinin imzalı listeleri mevcut. Üstünde de ayrıca hükûmetin istifa dilekçesi var. Buyur otur dedikten sonra, üstteki istifa evraklarını ayırıp zile bastım. Hemen kayıt altına aldırdım. Sohbete başlamadan önümdeki çekmeceyi açtım. Milletvekili listesini önüne koyuverdim. Çok şaşıracağını tahmin ediyordum. O da belli ölçüde rahattı. Anladım ki iki çeşit imza veren DYP'li vekillerden haberdardı."
Fethi Acar diyor ki: "Çankaya'daki zat, 17 Ocak 1997 tarihinde Genelkurmay'dan aldığı talimatı DYP'yi çökerterek yerine getiriyordu. Burada DYP'yi bölüp parçalamanın yanında Çankaya menşeli şemsiye modelli yeni bir oluşumu talimatla meydana getirilen bir yapının kucağına sundu. Erbakan'ı ve Refah Partisi'ni de iktidardan uzaklaştırmanın keyfini yaşıyordu. Zaten Refah'ı kapatma davası da sürüyordu. Topyekûn darbenin başçavuşu olarak emeline ulaşmış, bir taşla birçok kuş vurmuştu..."
"Eski Türkiye şöyle iyiydi, böyle iyiydi" diye güzellemeler yapanlara, "cumhurbaşkanı tarafsızdı" hikâyeleri okuyanlara, okumasını bilene bol bol hatıra var.
 

Menderes'in evi müze olsun

Adnan Menderes'in Ankara Kavaklıdere'de bir evi vardı. Kısa süre oturmuşlardı. Sonra hacizle ellerinden çıktı.
Binanın Doğuş Holding'e geçtiğini söyleyen Fethi Acar, "Her gün önünden geçerim. Panjurları kapalı. Sanırım kullanılmıyor. Çankaya Köşkü malum... İnönü'nün Pembe Köşk'ü var.. Celal Bayar'ın Celal Bayar Köşkü. Süleyman Demirel'in Güniz Sokak'taki evi... Hepsi aynı mevkide. Bayar Köşkü DP'ye tahsisli. Demirel'in evi müze oluyor. Menderes'in evinin de bu zincire dâhil edilmesi ve demokrasi müzesi yapılması tarihî bir görev olacaktır" diyor.
Teklif eski bir Adalet Partiliden duyurması bizden. Demokrasi Adası'na gidemeyenler için burası önemli bir adres olabilir.
 

Medyanın müsilajı!

İstanbul can çekişiyor. Şubat ayında peyda olan deniz salyası, sadece Marmara'yı değil dolaylı yoldan Ege ve Karadeniz'i de tehdit ediyor.
Elbette müsilaj bir sonuç; kirlenen, kirletilen tabiatın yüzümüze vurumu.
Denizlerdeki tablo böyle de toplum farklı mı? Siyasette, medyada, bürokraside, sosyal hayatta her yerde acayip bir müsilaj var!
Hele medyada. Bildiğin lağım akıyor. Bilgi kirliliği, algı safraları sosyal medyada almış başını gidiyor. Ve müsilajlar dalga dalga tabaka tabaka yayılıp bütün alanları kirletiyor.
Çare, uzmanların Marmara Denizi için önerdiği reçeteden farklı değil. İleri arıtma ayıklama sistemi. Başka yolu yok! 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619248 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/619248.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT