BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Siyasi bir depremin öncü sarsıntıları...

HDP tabanından parça koparmak için tezkereye ‘hayır’ diyen Kılıçdaroğlu en çok terör örgütünü sevindirmiş olmalı ki PKK yöneticileri “CHP hayırlı bir iş yaptı” demiş.
CHP ile HDP arasındaki bu yakınlaşmaya CHP tabanından da itirazlar gelince vaziyeti kurtarmak için keskin bir geri dönüş yapan Kılıçdaroğlu bu defa Yozgat'ta yaptığı konuşmada "Söz veriyorum o Kandil denen yuvayı yerle yeksan etmezsem bana da Kılıçdaroğlu demesinler" ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu Kandil’i değil ama ittifakı sallıyor!..
Millet İttifakı’ndaki öncü sarsıntılar devam ededursun, Kılıçdaroğlu’nun partisine ve ittifakına verdiği hasar AK Partiye önümüzdeki seçimler için katkıyı garanti etmez. Seçmen muhalif cephenin beceriksizliğinden çok kendi partisinin becerisine bakar. Sâbitelerini kaybetmiş muhalefet kendi yaralarını kaşırken İktidarın “seçmen müşterekleri” üzerinden yürümesi gerekir.
Bu söz ne anlama geliyor?
Mayıs 2013’te Can Paker başkanlığındaki Akil İnsanlar Heyeti’nin Doğu Anadolu Bölgesi grubu toplantısında tartışırken “Sosyal barışın nasıl sağlanacağı” sorusuna cevap olarak “Bunun çok pratik ama hâlen başvurulmayan bir yolu var. Toplumun bugün hayatta olmayan ama eserleriyle varlıklarına her zaman ihtiyaç duyduğumuz kanaat önderlerini tekrar gün yüzüne çıkarmaktır. Siz bölge insanını yeterince tanımadığınızı söylüyorsunuz, biz de, Mele Ahmet Cüzeyri’nin bir dörtlüğü ile hiçbir endişe duymadan bu coğrafyada yürüyebileceğinizi söylüyoruz.
O hâlde gelin yüz yıldır kapalı tuttuğunuz bu kapıyı açın… Cüzeyri’de, Mevlâna’da niye buluşmuyoruz?..” demiştim…
Gidiş o gidiş… Aradan geçen zaman içinde bu anlamda bir gelişme yaşanmazken siyaset de bugünkü şizofrenik seviyesizliğine düştü.
“Ne yapılabilir?..” sorusuna cevap olarak değerli Ahmet Sırrı Arvas’ın bir paylaşımı var. Arvas paylaşımında HDP’ye füze tesiri yapacak bazı projeler başlığı altında “Molla Ahmed-i Cüzeyri etkinlikleri, İdris-i Bitlis-i anma günleri, Seyyid Taha-i Hakkâri ve Kayme Sarayı Festivali, Fakih Tayran Festivali, Ahmed-i Hani’yi Anma Haftası…” ve benzeri düzenlemeleri örnekleyerek “Bu projeler ile gönüller kazanılır” diye belirtmişti.
HDP üzerinden yürütülen bu son operasyonlar siyasi bir depremin öncü sarsıntılarıdır. Önlenmesi ise tıpkı bildiğimiz depremleri frenleyen dağlar gibi bu “sâbiteleyicilere” yakın durmakla mümkün.
İnsan toplulukları da sürekli hareket eden yer plakalarına benzer, kimliklerini ve aidiyetlerini muhafaza için “sâbitleyicilere” ihtiyaç duyarlar. Toplumun çivisi de “Kanaat önderleri”dir. Aksi durumda “Sâbitelerini” kaybedince gelecek için yönünü de kaybeder.
Önceki gün Prof. Dr. Ahmet Maranki, TGRT-TV’deki sabah programında anlattı; “Yurt dışındaki bir toplantıda İbni Sina’dan bahsedince yabancı katılımcılardan biri -Benim ülkemde ismine açılmış 7 tane enstitü var- dedi. Ben de soruyorum, bizde kaç enstitü var, benim enstitüm nerede?.. Maranki mi açacak?..”
Büyük meseleler küçük gürültüler arasında kaybolmasın.
Çin bile kendisini sevimli göstermek için Kaf Dağı’nın arkasından gelip ülkemde “Konfüçyüs Enstitüleri” açarken, yukarıda sadece birkaçının ismini zikrettiğimiz muhteşem insanlarımız adına kaç enstitümüz var?
"Kültürel iktidarı" almadıkça toplumun “Vertigo” hâli, siyasetin zemini de sallanmaya devam edecektir...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621345 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/621345.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT