İran'a yönelik bir kara harekâtında kendi askerlerini göndermeye istekli olmadıkları(!) için, Kürtlerden faydalanmayı planladığı haberleri üzerine, savaşı daha karmaşık hâle getirmemek için Kürtlerin savaşa girmesini istemediğini belirten ABD Başkanı Trump’a tepkiler artıyor.
"Kürtlerin oraya girmesini istemediğime karar verdim, savaşı zaten olduğundan daha karmaşık hâle getirmek istemiyoruz… " açıklaması Trump’ın hedeflere çok daha erken ulaştıklarını ve savaşın büyük ölçüde tamamlandığını düşünmesinden kaynaklanıyor.
Ancak Senato Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi Chris Murphy, bu durumu kara birliği gönderilip gönderilmeyeceğini kestiremeyen Trump'ın kararsızlığı ve beceriksizliğine bağlıyor. Trump’ın "gerçeklikle bağını yitirmiş ve savaş lobileri tarafından yönlendirilen bir figür” hâline geldiği ve savaşın “gerçek bir fiyasko” olduğu açıklamasını yaptı.
28 Şubat'ta, Trump, İran'a karşı başlattığı geniş çaplı saldırıyı duyururken “İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek ve rejiminden kaynaklanan tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını savunmak" olduğunu söylemişti.
Gelinen safhada, "Savaşın büyük ölçüde tamamlandığını düşünüyorum. Donanmaları yok, iletişim araçları yok, hava kuvvetleri yok…” diyerek hedeflere çok daha erken ulaştıklarını iddia eden ABD Başkanı Trump İran’a karşı yürütülen savaşın ne zaman sona ereceğine tek başına mı yoksa Netanyahu ile birlikte mi karar vereceği sorusuna “Sanırım biraz ortak olacak, kendisiyle konuşuyoruz. Doğru zamanda bir karar vereceğim…” demek zorunda kaldı.
Chris Murphy, savaşın ne zaman sonlandırılacağını kime sorarsanız “ya sonuna yaklaşıyoruz ya da daha yeni başlıyoruz…” diyorlar. Ama Trump’a savaşın sonunda mı yoksa başında mı olduğumuzu sorarsanız, “her ikisi de” diyor.
Aslında bu sorunun muhatabı Trump değil Netanyahu’dur. Yapılan operasyonlar “savunma tedbirleri” değil bölgede İsrail’e alan büyütmek içindir. Havadan vurup karadan ilerleyen İsrail arka bahçede Lübnan’da işgali genişletiyor.
Trump ile Netanyahu arasında sıkışan savaş bir “Laurel ve Hardy” hikâyesine dönüyor. Stan Laurel ve Oliver Hardy, geçtiğimiz yüzyılda çevirdikleri kısa filmlerle ünlü olmuş Amerikalı komedi ikilisi. 1921 yapımı “The Lucky Dog” adlı filmi ile sinemanın en ünlü yıldızları hâline gelen ikili birlikte toplam 107 filmde rol almışlar.
Bütün dünyanın başına musallat olan Siyonist Netanyahu’yu himayesi altında tutan Trump her karar safhasında yaptığı sıska Laurel’e “Öyle değil mi Laurel!..” diyerek onaylatan iri yarı ve güçlü(!) Hardy’e benziyor.
“Zincirin gücü en zayıf halkası kadardır” Savaş masadan sahaya indikçe gerekçeleri, operasyon ve savunma araçları da değişti. Savunma araç ve imkânı ağır hasar alan İran savaşı; kendisi için yönetilebilir ve geniş işgalciler için dar bir alana taşıdı.
Trump, İran’ın “Rus ve Çin” yapımı mayınları Hürmüz Boğazı’na döşediği haberi üzerine önce “Eğer İran, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışını durduracak herhangi bir şey yaparsa, şimdiye kadar gördüklerinden 20 kat daha sert vurulacaktır…” açıklamasını yapıyor ancak hemen ardından "İran ile görüşmeye hazır olabileceğini…” söylüyor...
Bu durumun bir başka kazananı ise Rusya!..
“Enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Rusya, Ukrayna savaşının finansmanı için yeni kaynaklar elde edecek…” diyen AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, Orta Doğu’daki savaşın şu ana kadar tek kazananının Rusya olduğunu belirtiyor.
Ankara’nın savaşı önleme çabalarının nasıl karşılıksız kaldığı da açıklık kazandı. Türkiye’nin barış çabalarının karşılıksız kalması görüşme yerinin Rusya ve Çin’in yönlendirmesi ile Umman’a taşıyan İran yıkım ve kargaşanın kapısını açtı…

