BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Çağrı

Dünyanın hangi köşesinde dikkat çekici bir saldırı olayı yaşansa kamuoyunda bunun İslam adına yapıldığı algısının oluşması için bazı medya araçları üzerinden bir karşı saldırı yaşanıyor. İslam’a ait en temel değerler kurgu haberler, filmler, diziler eliyle terör ve savaş ile öylesine özdeş hâle getirildi ki, neredeyse yaşanan her olayda İslâm ile bir temas aranır hâle geldi.

Batı dünyasında İslam düşmanı çevreler, İslam’a ve Müslümanlara yönelik olumsuz algı ve davranışların oluşturulmasında ve yaygınlaştırılmasında en büyük araç olarak, hâlen medyayı kullanmaktadır. Bugüne geldiğimizde dijital medya ile güçlenen geleneksel kitle iletişim araçları için sinema hâlen en önemli malzemedir.

ABD'nin New York kentinde önceki gün bir metro istasyonunda 16 kişinin yaralandığı silahlı saldırı sonrasında da yetkililer yaptıkları açıklamalarında olayın bir terör hadisesi olmadığını açıklamak zorunda kaldılar.

Bu durumda yapılması gereken hem sahada hem ekranda bu algı operasyonlarına aynı araçlar üzerinden karşı durmaktır. Ancak hâlen yeterli bir birikim gözlemlenemezken 1977 yılı yapımı unutulmaz bir klasik araya girdi…

Görüntüleri teknolojik restorasyondan geçirilen, yönetmen Mustafa Akad’ın imzasını taşıyan 1977 yapımı “Çağrı-The Message” filminin bugün yeniden seyirciyle buluşması heyecan uyandırdı.

Yönetmen Mustafa Akkad’ın ünlü filmi “Çağrı” restorasyonlu hâliyle yeniden gösterime girerken yönetmenin oğlu Malek Akkad, filmin yapım hikâyesini şöyle özetledi:

Bu kısa hikâye; masumiyetimizi, mağduriyetimizi ve ne olduğumuzu kendimize ve dış dünyaya anlatmak için ekran gücünü kullanmakta 45 yıl önce kurgu ve çekimi yapılmış bir sinema klasiğine hâlen muhtaç olduğumuzun da itirafıdır. 

“Babam Çağrı’yı çocuklarına bir şeyler öğretmek için yaptı. Ancak daha büyük bir sebep var ki o da Batılıların İslam’ı anlamasıdır. Çünkü dünya bu filmin çekildiği döneme göre artık daha kötü ve Çağrı’nın insanlara iletmek istediği mesaj hâlâ geçerli, hâlâ günceldir. Bu filmi sadece eskiden görenler değil yeni seyirciler de izlemeli. Derdimiz filmin yeni kuşak seyircilere de ulaşması."

New York’taki İkiz Kulelere 11 Eylül 2001’de yolcu uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırılardan sonra Batı dünyasında hızla yükselmeye başlayan Müslüman karşıtlığının bu noktaya gelmesinde Hollywood film endüstrisinin katkısı oldukça fazladır.

İslam’ın ötekileştirilmesi süreci sivil toplum, film endüstrisi ve medya eliyle kültürel bir dışlayıcılığa dönüştürülmüş durumda. Hollywood filmlerindeki kötü adamlar her zaman ABD’nin çıkarlarına ters düşenler olmuştur.

Hollywood filmlerinde, başlangıçta kötü adamlar Kızılderililer idi. Vietnam savaşının ardından kötü adamlar Rambo filmlerindeki gibi sarı ırktan olan Asyalılar oldu ve derken soğuk savaş döneminde Ruslar kötü adam oldu. Nihayetinde ise Müslümanlar...

Gösterime girdiği 1976 yılından günümüze kadar ilgi ile izlenen Çağrı filmi bütün dünyada yükselen İslamafobi’ye karşı şaşırtıcı bir İslam sempatisinin yükselmesine yol açmıştı. Bu İslâmın kendi bakışının dış dünya ile paylaşımıydı.

Nitekim Malek Akad “Bence İslam dünyası çok film yaparak kendi bakışını göstermeli. Çünkü hâlen sadece karşı tarafın bakışı ile görülüyor” diyor…

Bu doğru tespit ile ifade edilen ‘algı’nın dış dünya ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilere de yön çizdiği tartışılmaz. Bu filmin çekildiği döneme göre artık daha kötü durumda olan ve tüm insanların Çağrı’nın mesajına duyduğu ihtiyacın dünden çok daha fazla olduğu bu dünyada,

Çağrı’nın anlatmak istediklerini anlatacak daha çok sayıda filme ihtiyaç var…

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
625773 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/625773.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT