BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yanlışı affeder ama ihaneti asla!..

Taksim'deki Gezi Parkı odaklı eylemlere ilişkin davada Osman Kavala’ya darbeye teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, diğer 7 sanığa da 18’er yıl hapis cezasının verilmesi o süreçte yaşananları tekrar gündeme getirdi.

Bilindiği üzere, 27 Mayıs 2013'te Gezi Parkı'nda Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında ağaçların başka yere taşınacağı gerekçesiyle önce bir grup tarafından başlatılan ve giderek ülke geneline yayılan eylemler o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve hükûmeti hedef almıştı.

15 Haziran 2013 gününe kadar devam eden olaylarda 46 kamu binası, 231 polis aracı ve 44 ambulans kullanılamaz hâle geldi. Ayrıca 326 iş yeri, 201 araç tahrip edildi, 80 belediye otobüsü ve 85 otobüs durağı yakıldı, 697 güvenlik görevlisi yaralanırken, polis memuru Mustafa Sarı şehit oldu. Olaylar sırasında 7 kişi de hayatını kaybetti…

Olayların sürecinde ve yatışmasından sonra düzenlenen operasyonlarda Osman Kavala ve birçok kişi hakkında değişik suçlardan dava açıldı. Nihayetinde Osman Kavala darbeye teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış hapse mahkûm edildi.

Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet cezası farklı tepkileri de beraberinde getirdi. Verilen cezanın hiçbir hukuki dayanağı olmadığı ve soyut iddialar üzerinden suç isnat ettirildiğini söyleyenlerle beraber kararın ağır olduğunu söyleyenlerde var. Keza devam eden uzun bir hukuki süreç içinde Kavala Davasının Yargıtay’dan dönmezse AYM’den mutlaka döneceğini söyleyenler de var.

Ancak, berat ile müebbet arasında sıkışanların görmesi gereken bir alan var.

Ceza hukukunda “suça iştirak”, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesini ifade eder (TCK m.37)

Hani Nüremberg Duruşmalarında hâkimlerin dediğini hatırlayalım. “Tüm medeni toplumlarda ceza kanunlarının ortak bir yanı vardır. Başka birini (suça) cinayete azmettiren cinayetin işlendiği silahı sağlayan suça şu ya da bu şekilde karışmış olan herkes suçludur…” diyen kural ne oldu?

Gelelim Kavala davasını siyasi kazanca çevirmek için iştihası kabaranlara.

Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını değerlendiren Abdullah Gül yaptığı açıklamada "Kavala ve arkadaşlarıyla ilgili karar kamu vicdanını çok derinden yaraladı. Beni de çok üzdü. Bu dava yargılama süreci açısından da ileride utanılacak bir yargılama süreci olarak anılacaktır” dedi.

Bu tepkisi özellikle “altılı masa”dan umudu olmayanlara umut ışığı olmuş, cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Abdullah Gül’ü hatırlatmış.

"Partiler ayrı kalsa da, Gül’ü tekrar cumhurbaşkanlığına taşıyacak bir formül, istenirse yine bulunabilir” diyerek, hangi partilere gidecekleri konusunda henüz karar veremeyen küskünlere adres tarifi yapıyorlar.

Kendisine güvenilir bir siyasi barınak arayan kararsız seçmeni düştüğü yerden kaldıracak güçlü bir isim olarak -makamları hazmetmiş, makam ve menfaat peşinde koşmayacak, gözü tok bir şahsiyet gerek. Toplumun ortak kanaati ve pek az kişinin itiraz edebileceği özellikleriyle bu ismin Abdullah Gül- olduğunu işaret ediyorlar.

Bu tanımlama bana geçmişte (29.12.2017) Garo Paylan’ın yaptığı bir açıklamada “…Şu anda her mahalleden her türlü sese ihtiyacımız var… Bu girdaptan ya bir yıkım yaşayarak, kaybederek çıkacağız… Ya da hızla toparlanacak bir önermeyi ortaya koyacağız. Bu girdaptan çıkarmayı vadeden herkesle beraber çalışmamız gereken bir dönemdeyiz. Abdullah Gül’ün de sorumluluk alması gerekir” deyişini hatırlattı.

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, geçtiğimiz hafta da TBMM Başkanlığı'na verdiği "Ermeni Soykırımı'nın Tanınması" başlıklı kanun teklifini Meclis Başkanı Mustafa Şentop Meclis iç tüzüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle geri çevirmişti.

Merak edilen, yaşadığımız ekonomik sıkıntılardan dolayı siyaset tabanında kendine yer arayan küskün ve mütereddit seçmenin bu olan bitenler karşındaki tutumu.

Aslında, seçmen tercihini belirlerken mücadele “Hata ile İhanet” arasında sıkıştırılırsa sonuçlar çok da bilinmeyen değil…

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626361 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/hikmet-koksal/626361.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT