BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sarhoştum aydım alkolden caydım

İrfan Özfatura
Facebook

Amerikalı kadınlar kocalarından çok çeker, alkolü yasaklatmayı başarırlar. Ancak beklenmeyen şeyler olur, mafya sektöre el atar...

Sanayi devrimi ile ABD şehirleri işçi akınına uğrar, akşama kadar çalışır yorulurlar. Mesai bitimi barlarda buluşur, yevmiyeyi alkole yatırırlar. Biri kalkıp da “Hey barmen herkese benden...” dedi mi ıslıklar, çığlıklar.
Burada horoz dövüştürür, kâğıt oynar, fuhuş ve uyuşturucuya bulaşırlar. Bazı barlar bedava yemek verir, ayak alıştırırlar.
Akşam evlerine alkollü varırlar, aile içi şiddet artar. Kadın örgütleri ve sağlıkçılar “şeytani mayi” ile mücadele kararı alırlar.
Önce “ikna yolunu” dener, ölçülü içmeye (temperance) çağırırlar. Ancak zıkkım şişedeki gibi durmaz, kazalar, cinayetler, boşanmalar... Bağımlılar alkol için yol keser, gasp yapar. Aileler çocukları için endişeye kapılırlar.
O günlerde (1917) içkinin yasaklanmasını isteyenlere dry (kuru) denir, öbürlerine ise wet (ıslak).
Demokratlar arasında kurular ekseriyettedir (140’a 64), Cumhuriyetçiler desen ona keza (138’e 62).  “Anti-Saloon” hareketi büyüyüverir bir anda.

LİDER KANSAS
Zamanla kurular, ıslakların vukuatından bıkar, gider barları basar, cam çerçeve dağıtırlar.  
Piyasaya hâkim olan biracılar (Pabst, Schlitz, Blatz ve Miller) Alman asıllıdır. Henüz Cihan Harbi’nin yaraları sıcaktır, düşmanı mı semirtmektedirler yoksa?
Savaş sonrası Avrupa açlıktan sürünür, eğer içki imalinde kullanılan tahıllar sofraya konacak olsa...
Kampanyalar meyvesini verir, alkol ilk defa Kansas’ta yasaklanır. Sonra bütün ülkeyi tesiri altına alır.
Sanırlar ki “yok hemşerim” deyince kimse müskirat bulamayacak, sütünü içen erkenlerden yatacak.

VETOYA RAĞMEN
36 eyalet tarafından desteklenen Volstead Kanunu “Başkan Woodrow Wilson’ın vetosuna rağmen” çıkar (Ekim 1919).
Bundan böyle içki imali, ihracı, ithali ve nakli duracaktır güya: “Prohibition era!”
Gelgelelim valilerin aklı bir sonraki seçimdedir, mücadeleye fon ayırmaz, halka boncuk dağıtırlar. Hatta Maryland eyaleti meriyete bile koymaz.
Vatandaş evvelce edindiği içkileri evinde tutabilir. Elinden alınmaz, imha olunmaz.  


Yasak mafyaya yarar, Dutch Schultz, Al Capone ve Lucky Luciano gibi gangsterler hem Meksika, Kanada ve Avrupa’dan mal getirir hem de yeraltında imal eder, doldururlar fıçılara.
Kaptan McCoy ağzına alkol koymaz ama Karayipler’den gemiler dolusu rom taşır, Florida Sahil Güvenliği bağlar, işine bakar.

YANDAN GEÇ
Alkolikler daha ziyade tenhalarda dolanırlar, sığır tabanını andıran ökçeler kullanır, ayak izlerini saklarlar.
Dans salonlarının sotelerinde (speakeasy) şişenin dibini bulurlar.
Bunlar polisin yutacağı şeyler değildir ama mücadelede istekli değildirler. Alır avantalarını, çekilirler kenara.
Çok geçmeden sokaklar mafyanın eline geçer, gizli barların sayısı 30 bini aşar (1927), çeteler semirir, kanun tanımaz, devlet içinde devlet olurlar.
Bilhassa Chicago’da güçlüdürler. Bira fabrikaları ve damıtma tesisleri vardır, Milwaukee, Kentucky ve Iowa’ya sevkiyat yaparlar.
Mafya mensupları çizgili kruvaze takım, fötr şapka ve rugan ayakkabı giyer, Sten ve Thomson kuşanırlar. Acımasızdırlar, hasımlarını mermi manyağı yaparlar.
Her çetenin bölgesi vardır, ihlali hâlinde kan çıkar. İşte zırhlı otomobiller o yıllarda dağılır piyasaya.

ZEHİR İMALİ
M.I.T. ve Boston Üniversitesinin yayımladığı bir çalışmaya göre yasağın ilk senelerinde alkol tüketimi %70 nispetinde azalır. Yuengling ve Anheuser Busch dondurmacılığa başlar, Coors ise çömlek ve seramik imal eder. İyi de kazanır, dönüp geriye bakmaz.  
İlerleyen yıllarda kanunun caydırıcılığı kalmaz. İçmeyenler bile dener, yasak delip kahraman (!) olurlar.
Zaten kanun istisnalarla doludur. Kiliseler şarap sunabilir, hekimler reçeteye yazabilir. Eczaneler ve zangoçlar çeteye katılır zamanla.
Malt serbesttir ve ondan bira yapılabilir kolayca. Şarap tuğlaları (sıkıştırılmış hülasa) aşikâre satılır, akşamcılar külçeleri alır, basarlar suya.
Evde içki imaline kalkanlar, endüstriyel alkol kullanırlar. Binlerce insan sahte içkiden hayatını kaybeder, on binlercesi gözlerinden olurlar. Sırf bu yüzden devlet kötü koku ve boyalar ilave eder ki (ispirto) uzak dursunlar.
Kokteyller de o sıra yaygınlaşır, artıkları yeni bir bardakta toplar, meyve dilimleri ile şekil yapar, çakarlar saflara.

BÜYÜK BUHRAN KÜÇÜK HESAP
Büyük buhranda işler rayından çıkar. Hükûmetin aklı iktisadi krizdedir, içkiyi serbest bıraksa da vergiye mi bağlasadır acaba? Zaten beklendiği gibi olmamış, bir de mafya sarılmıştır başlarına.
Şebekeler üstüne vazife olmayan işlere (tayin, terfi, ihale) karışır insicamı bozarlar. Parasıyla değil mi? Kimin doları fazlaysa...
1920’lerde yasağı savunan siyasetçiler 1933’lerde dönüverirler, politika böyle bir şey, dün ak dediğine kara…
Başkan Roosevelt içki üretilmesine satılmasına izin veren kanun teklifini imzalar, senatoya sunar, 21. Anayasa Değişikliği ile yürürlüğe sokar. (5 Aralık 1933)  
Bazı eyaletler huzuru bulmuştur, devam ederler yoluna. Kansas 1948’e, Oklahoma 1959’a, Mississippi ise 1966’ya kadar ayık kalır. Alabama, Arkansas, Florida, Kentucky, Teksas ve Virginia’da bir dizi kuru bölge vardır hâlâ.

SERBEST AMA...
ABD’nin 36 eyaletinde (ve birçok Avrupa ülkesinde) pazar günleri alkol satılmaz. Hafta içi de belli saatlerden sonra kepenk kapatırlar.
Devlet kanalları alkol reklamı almaz. İçki firmaları kendi adıyla spor takımı kuramaz.  
Sokakta içeni karakola çağırırlar, cezası ağırdır, canınızı yakar.
Mümkün mü reşit olmayana alkol satasın, kimliğini ibraz edemeyen adımını atamaz mekâna. Nerede öyle gazeteye sarıp da versinler tıfıla!
Direksiyon başında alkollü yakalandın mı ehliyetin gider, hayatın kayar.
Orası Üsküdar sahili değildir, açık alanda içemezsiniz asla. Diyelim sigara yakmak için bardan çıktın, elinde kadeh kalmış, iş aldın başına.
O yıllarda sadece ABD değil, Sovyet Rusya, İzlanda, Norveç, Macaristan, Finlandiya, Kanada, Danimarka da alkole yasak uygular.
Türkiye de vardır (Ali Şükrü Bey’in teklifiyle) aralarında. 

BEN SARHOŞ OLMAM!
Wisconsin Üniversitesinden asabiyeci Kevin Strang’a göre beynimiz işlemciye benzer. Alkol dozu yükseldikçe RAM devreden çıkar. Bir nevi miyoplaşır, sadece göz önündekilere odaklanırlar. Hayatta ilgilenmeyeceği tipler komik ve çekici gelmeye başlar. Mahrem mevzulara girer, sırlarını açar, ulu orta konuşurlar. Kurt gibi acıkır, yanındakilere de ısmarlar. Kendini dansa kaptıranlar aşırı yorulur, kumara katılanlar ölçüsüz yolunur. Boyun kasları gevşeyeceği için horultuyla uyuyacak ve damar genişlemesinden garip morluklarla uyanacaktır sabaha. Fotoğraflarda gözleri fal taşı gibi çıksa da uykuludur, dikkatini toplayamaz. Kulak nöronları daha az sinyal taşıdığı için ağır işitir, bağırarak konuşurlar. O gece neler olduğu meçhuldür, hatırlayamaz, anlatana da inanmaz.
Bağımlının “Bırakacağım şunu” demesi çok önemli, yeter ki istesinler, başaracaktırlar mutlaka.

 

 

 

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621891 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-ozfatura/621891.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT