Kaydet
a- | +A

Tüccarlarımızın dürüstlüğü, ulemanın güler yüzü ve sofilerin samimiyeti vesile olur, kendiliklerinden gelir katılırlar aramıza...

Kristof Kolomb Antillere yanaşınca Hindistan’ı bulduğunu sanır ve bu yüzden Karayiplerdeki adalara (Küba, Jamaika, Hispanyola, Bahama) “Batı Hint Adaları” buyurur ki külliyen hata.

Bir de Doğu Hint Adaları (Ceziretü’l-Hindiyye) var ki nispeten yakındır Hindistan’a. Filipinler, Java, Sumatra...
Burada Malay halkı yaşar. Uzun yıllar Tay ve Khmer (Tayland, Kamboçya) hâkimiyeti altında kalırlar. İşgalciler Budist ve Hindu’dur, dil ve din dayatırlar.

Malay lisanı (Bahasa Melayu) daha köklüdür oysa, Nusantara tabir olunan takımadalara hâkimdir baştanbaşa.
Hele içine düştükleri kast sistemi çekilesi değildir, işgalciler kendilerini Brahman (rahip), Kşatriya (subay, prens, müşavir), Vaişya (toprak sahibi, tüccar) ilan eder, Malayları iterler Sudra tabakasına. Köle, amele, çoban, bir nevi maraba. Ülkede cinayetin cezası idamdır ama üst sınıf Malay öldürse yargılanmaz.

Bir de dalidler (paryalar) vardır ki onlar zaten vebalı muamelesi görür, asla dokunulmaz, su aldıkları kuyuya dahi yaklaşmaz kirli sayarlar.

İnsanları reekarnasyonla kandırır “Sesini çıkarma” derler, “Bir sonraki hayatında yılan çıyan olursun yoksa!”

Uzak Doğu'da 350 milyon kardeşimiz var: Malaylar nasıl Müslüman oldu?
Başlık ResmiUzak Doğu'da 350 milyon kardeşimiz var: Malaylar nasıl Müslüman oldu?

MEDİNE’DEN KANTON’A

Şimdi biraz geri gidelim... Asrısaadet yıllarına... Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) sahabe-i kiramdan Vehb bin Kebşe’yi (radıyallahu anh) Çin’e yollar. Çöller sahralar, karlı dağlar, şakiler, uğrular, yabancı lisanlar, yabani hayvanlar... Nitekim gelir Kanton’a (Khanfu) yerleşir ve tebliğe başlar.

Bir ara Efendimizi çok özler, dayanamayıp Medine-i Münevvere’ye koşar. Habibullah’ın vefat haberini alınca yıkılır, hasretine hüzün katar, döner Kanton’a. Son nefesine kadar hizmet eder ve iz bırakır biiznillah!

Yıl 878. Hung Chao adlı bir asinin çıkardığı isyan büyür, kanlı çatışmalar kopar. Havalide yaşayan Müslümanlar taraf değildir ama bizar olurlar. Hicret ederler, Çinhindi taraflarına. Burada Malaylarla tanışırlar. İlerleyen yıllarda Türk, Arap, İranlı tacirler gelir gider sempati toplar. Bazıları Malay kızları ile evlenir, oralı olurlar.

İran denince Selçuklu ülkesi ve Horasan erenleri gelsin aklınıza, henüz Safevi Devleti yoktur ortada (1501’de kurulacak, 6 asır sonra.)

Gucarat, Malabar ve Bengalli dervişler ise sefere çıkar, Asya’yı dolanırlar. Dergâh açar, ahaliyle kaynaşırlar. Mesela Yemenli Şeyh Abdullah el-Cavi Kadeh vilayetinde, İsmail Zafi Kadiri Açe’de halka kurar. Müfessir Davud bin Abdullah el-Pattani ve Hamza el-Mansuri talebe okuturlar. Hadramutlu şeyh ve seyyidler itibar görür ayrıca (Hikayat Raja Pasai).

Kuala Lumpur Müzesi. Müslümanlarla tanışan Malayları anlatan canlandırma.
Başlık ResmiKuala Lumpur Müzesi. Müslümanlarla tanışan Malayları anlatan canlandırma.

SONRA MALAKKA

Şimali Sumatra’da Pasai Kralı Merah Silu Müslüman olur ve Melik Salih adını alır (1267). Başşehrin adını “Darüsselam” koyar.

Ardından Malakka şehrinin kurucusu Prens Prameswara kelime-i şehadet getirir ve Melik Salih’in kızıyla evlenir. Artık Mecât İskender Şah denir ona (1414).

Malay yıllıkları (Sejarah Melayu) Malaka hükümdarının Müslüman olmasına Seyyid Abdülaziz adlı bir zatın vesile olduğunu yazar.

Malaka Hanedanı dedeleri gibi “raca” ünvanı taşımaz “sultan” ve “şah”ta karar kılar, “Nâsırü’d-din ve’d-dünyâ” (din ve dünyaya yardımcı) lakabını münasip bulurlar.

Seyyid Huseyn Ali’ye göre, 13 yüzyılda en az bin Güceratlı Müslüman Malaka’yı mekân tutar, Hintli sofiler zarafetle tebliğde bulunurlar. Havalide hâlâ kullanılan Agama (Din), Syurga (Cennet), Nereka (Cehennem), Puasa (Oruç), Surau (Mescid) terimleri Hintçedir aslında.

İBN-İ BATTUTA

Civarda 1082 yılına tarihlenen Arapça kabir taşları vardır. Açe’de defnolunan İbn-u Mahmud gibi mesela.

Müslüman bir ailenin çocuğu olan ünlü Çin Amirali Zheng He de ziyarette bulunur, Açelilere koca bir gemi çanı (Çakra Donya) bağışlar. Bunu bir yelkenlinin güvertesine asar kazazede kurtarmada kullanırlar.

İbn-i Battuta 15 gün kalır, Sünni, Şafii, Eşari âlimi Melik Zahir’i tanır, yöreyi anlatır sayfalarca.

Marco Polo ise beş ay geçirir, satır çıkmaz bu hususta.

Malezya bayrağı. Onların da hilal ve yıldızı var.
Başlık ResmiMalezya bayrağı. Onların da hilal ve yıldızı var.

BAHARAT UĞRUNA

Havali baharattan yana zengindir, bu bolluk Portekiz’in Asya Valisi General Alfonso de Albuquerque’nin iştahını kabartır (1511).

Halkı zincire bukağıya vurur, dipçik ve kırbaçla çalıştırır.

Malaka Meliki Mahmûd Şah, ateşli silahlardan mahrumdur, Portekizlilerle savaşamaz. Riau-Lingga Adalarındaki Bentan’a çekilir ve vefat eder orada.

Oğullarından Muzaffer Şah, yarımada üzerinde “Perak Sultanlığı’nı”, diğer oğlu Alâeddin Riâyet ise Pekan Tua’da “Johor Sultanlığı’nı” kurar.

OSMANLI YANLARINDA

Mekke Şerifi tebliğ için bölgeye bir heyet yollar, ki Kuzey Sumatra’nın sevilen âlimlerinden Şeyh Abdullah Arif de vardır aralarında.

Ulema sultana müşavir olur, kadı, imam, vaiz ve bilâllerin (müezzinlerin) tayininde rol oynar.

Portekizliler Müslümanlara Akdeniz’den düşmandır, burada da karşılaşınca saldırganlaşırlar.

Osmanlı Açe’ye kurmaylar mühendisler yollar, gemiler verir, kaleler kurar, silah, mühimmat sağlar (16. yy.).

Portekizlilerden kurtulurlar, Hollandalılar damlar bu defa.

Uzak Doğu'da 350 milyon kardeşimiz var: Malaylar nasıl Müslüman oldu?
Başlık ResmiUzak Doğu'da 350 milyon kardeşimiz var: Malaylar nasıl Müslüman oldu?

İNGİLİZ FESATLA

Yetmez gibi Doğu Hindistan Şirketi marifetiyle İngilizler de musallat olur, Hollanda ile pasta kavgası başlar
Sonunda masaya oturur (1824) babalarının malı gibi Malay ülkesini paylaşırlar ki o hudut hâlâ meriyettedir Malezya ile Endonezya arasında.

İngilizler Singapur, Malaka, Penang Adası’nı “Boğazlar İdaresi” adı altında toplar, koloniyi direkt Sömürge Bakanlığına bağlarlar (1861).

Kuzeyde Kedah, Perlis, Kelantan, Trengganu ise Tay, işgali yaşar.

Derken dört Malay sultanlığı birleşir (Federal Malay Eyaletleri -1896) ve Kuala Lumpur’u merkez yaparlar.

ŞEYTANIN AKLINA...

Sömürge idaresi kast sitemini hortlatmaya çalışır, asillerle anlaşıp halkı yolacaktır aklı sıra.

Bir yandan da misyoner besler, cemaati olsun olmasın her şehre kilise yapar ve lisan dayatırlar.

Havalide 24 bin ada vardır, sadece yarısında insan yaşar. Ahali Şafii mezhebine bağlı, halifeye sadıktırlar.

İngiliz sanki kendi yurdu gibi Taylarla anlaşır, İslam’a bağlılığı ile tanınan Patani’yi Budistlere bırakır. Bir pürüz olsun ki gereğinde kaşıyıp müdahil ola.

TAŞIMA SUYLA

Sömürgeciler Malay kalay ocaklarına milyonlarca Budist ve Hindu amele getirir, demografiyi değiştirirler inadına.

II. Cihan Harbi’nde havali Japon işgaline uğrar. Savaş sonrası tekrar İngiliz hâkimiyetine geçer, sultanlara dokununca vatandaş ayağa kalkar.

Britanyalılar savaş yorgunudur, halk kararlı durunca, Malaya Federasyonuna karşı çıkamazlar (1 Şubat 1948).

Sadece Singapur’a çökerler, tezgâha devam.

1956 Malay Konferansı’nda Londra bağımsızlık bahşeder (!) Tabii “İngiliz Milletler Topluluğu içinde kalmak şartıyla.”

Ardından kızıl işgal başlar. Ruslar karşısında çok şehit verirler kurtulana kadar.

Ve seçimle başa geçen Mahathir Muhammed değişik milletleri bir arada tutar, hamleler yapar kalkınma yolunda.

Seçimle gelen ilk başkan Mahatir Muhammed herkesi kucaklar.
Başlık ResmiSeçimle gelen ilk başkan Mahatir Muhammed herkesi kucaklar.

YAPTIKLARI YANINA

Bugün Endonezya, Malezya, Filipinler, Singapur, Brunei, Burma ve Tayland’da 350 milyon Müslüman yaşar, gidip Portekiz, Hollanda ve İngiltere’nin ümüğünü sıkacak hâlleri yok ama sanırım bir özür istemeye hakları var. Tazminat talebinde de bulunabilirler pekâlâ.

Sömürgeci çalmış çırpmış, yakmış yıkmış, canına kıymış, gaile açmış milletin başına. Yani kâr mı kalsın yaptıkları yanına?

Bunun bir bedeli olmalı!

Siyonisti durduramazsın yoksa!

LİSAN-I HÂL Mİ? LİSAN-I KAL Mİ?

Hamid İsimli bir Arap Bezzaz (kumaş taciri) Cava’ya gelir. Ahaliden bir yardımcı tutar. “Ben filan yerdeki pazara gidiyorum” der “sen de burada kal tezgâhı aç. Yalnız şu parça kusurlu hatasını göster ve ver gitsin yarı fiyatına.

Neyse döner gelir adamı “Çok iyi iş oldu efendim” der “Hepsi satıldı, kapışıldı âdeta.”

- Peki arızalı olan?

- Alan görmedi bile, bayıldı kumaşa.

- Olmaz öyle şey, peki sen onu tanıyor musun?

- Burası küçük yer, herkes birbirini tanır, götürebilirim icabında.

- Hadi gidelim parasını iade edelim.

Hadise halk arasında yayılır ve döner dolaşır gelir hükümdarın kulağına. “Bu nasıl bir insan?” der “Gidip tanışalım onunla”

Tacir mütevazıdır övgülerden sıkılır. “Bunu her Müslüman yapar” der, “Biz yalan bilmeyiz, haram yemeyiz, kul hakkından korkarız ayrıca!”

“Hele” derler “Sen şu dinini bir anlatsana!”

ÖNE ÇIKANLAR