Amerikan iç savaşında ölenlerin sayısı I. ve II. Cihan Harplerindeki Amerikan kaybından fazladır. Eğer siviller de sayılırsa 850 bini aşar.
Cumhuriyetçi Başkan Trump, Demokrat Başkan Joe Biden hakkında kavgada söylenmeyecek kelimelerle konuşur: Salak, bunak, ahmak!
Şimdi de Obama ve hanımını maymun şeklinde çizdirmiş, ülkede milyonlarca siyahi yaşıyor, bu kadar da olmaz.
1860’ların ABD’si de hayli gergindir. Günümüz “göçmen meselesi” gibi “kölelik mevzuu” tartışılmaktadır o sıra.
Biraz daha açalım: Ziraatla uğraşan Güneyliler köleliğin devamından yanadırlar, sanat ve ticaret ile meşgul Kuzeyliler ise kaldırılmasından yana.
Biri çift çubuk arazi sahibi, öbürü sanayici, tüccar. Güney gelenekçi, Kuzey yenilikçi... İki ayrı dünya!
Nitekim güneydeki 7 eyalet (Texas, Louisiana, Mississipi, Georgia, Güney Corolina, Alabama ve Florida) baş kaldırır, Jeff erson Davis liderliğinde ayrılır, Richmont merkezli bir konfederasyon kurarlar (8 Şubat 1861).
Silahlıdırlar, biteviye köle hırpaladıkları için kendilerini güçlü sanırlar. Yankiler de kim oluyordur? Gösterecektirler onlara!
Nitekim Güney Carolina’daki Sumter Kalesi’ni basar alırlar. Kimse ölmez yaralanmaz ama kıvılcım olur kanlı savaşa.
Malum Harb-i Umumi de, Sırp’ın teki bi’ veliaht vurdu diye çıkmaz. Zaten kapışacaklardır sonunda, arşidük ölmüş kalmış kimin umurunda?
KOMŞU KAVGASI
Başkan Abraham Lincoln ünlü General Lee’ye komutanlık teklif eder, Lee “ben önce Virginialı sonra Amerikalıyım” der, gider yerini alır hemşehrilerinin yanında.
Birlik tarafı mıntıkaya asker yollayınca silah ters teper. Arkansas, Tennessee, Kuzey Caroline ve Virginia da kopar, katılır konfederasyona.
Missouri, Kentucky ve Maryland ise “bekle gör”e yatar, ne taraf baskın çıkarsa...
Hadi farklı milletlerin savaşı anlaşılır da aynı ülkenin çocukları niye birbirini kırar?
Şöyle anlatalım o günlerde Kuzeyliler sanayi ürünlerine kafa yorar, yatırım, tasarım peşinde koşarlar. Gelgelelim gün boyu hamakta uyuyan güneyli ihracatın %70’ine el koyar, şeker, pirinç, tütün, kahve hepsi trink para.
Hele çırçır makinesi yayılınca pamuk ekimi ve esir sayısı artar. Mahsulü kölelere ektirir, kölelere toplatır, gölgede yatar keyifl erine bakarlar.
Şimdi bir çiftlik düşünün; beş kişilik ailenin yüzlerce kölesi var. Siyahiler istese bunları tükürükle boğar. Bu yüzden başlarına bir çavuş beş on katil diker ürkütür korkuturlar, diklenene acımaz, ibretiâlem için öldürürler yalvarta yalvarta.
Kölelerin okuma yazma öğrenmesi, velespite binmesi ve kaldırımda yürümesi yasaktır. Sanki oturup düşünmüşler nasıl zulmetsek acaba?
AL KÖLE VER PAMUK
Avrupalı köle tacirleri (bilhassa İngilizler) Afrika sahillerinden gemiler dolusu genç insan toplar, getirip pamukla trampa yaparlar. Eğirir, dokur, boyar tekstilde marka olurlar.
Kuzeylinin gözü de o pamuktadır ama ulaşamaz, elin İngiliz’i Londra’dan gelir götürür, onlar yaklaşamaz yanına.
İşi köleye yıkan için mahsulün ne maliyeti olabilir ki? Verdikleri küfl ü somunla kurtlu gıda, hayvanlarla birlikte yatırırlar ahırda.
Kuzeyliler de az hin değildir, “Bu köleler niye bize çalışmıyor” diye vahvahlanırlar. Sanayi işçisinin zinciri bukağısı yoktur, borçlandırıp bağlar, kafa sokacak bir mekân verir 7/24 dışarı salmazlar. Bu çark insan öğütür, tek gün tatil yapmadan mezara.
Yoksa Kuzeylinin insan sevgisi Güneyliden fazla değildir. Nitekim çatışmada teslim olan beyazları tutuklar yargıya yollar, siyahileri ise kurşuna dizerler oracıkta.
Güneyin nüfusu 9 milyondur (3,5 milyonu köle) 1 milyon asker çıkarabilir anca.
Kuzeyin nüfusu ise 22 milyondur, ordusu 2,2 milyon civarında. Kaldı ki demir yolları, telgraf ağı, limanları, ambarları, topu, tüfeği, zırhlısı vardır silah üreticisidir aynı zamanda. ,
Savaş uzun ve yıkıcı geçer, iki ordunun subayları da aynı eğitimi almıştır, birbirlerini tanırlar.
BİT, PİRE AYRI BELÂ
Askerlerin çoğu hastalıktan ölür, silah teknolojisi gelişmiş ama tıp yerinde saymıştır o ara. Havan topu, alaybozan tüfeği, mitralyöz ve mini ball tabir edilen parça tesirli gülleler (humbara) binlerce insanı paralar. Antibiyotik bulunmamıştır henüz, mikroplar bünyeyi sarar.
Savaş uzadıkça tayınlar azalır, çizmeler yırtılır, üniformalar yamanır, bit, pire, tahtakurusu canlarından usandırır.
İlk günlerde gönüllüler kışlalara koşar, bakarlar savaş uzayacak, kayış atarlar. Kuzeyli fi rariler Kanada’ya sıvışır, Güneyliler Meksika’ya.
Hükûmet de kanun çıkarır, “mecburi askerlik” koyar.
ANAKONDA PLANI
Kuzeylilerin donanması güçlüdür, Mississippi’nin okyanusa açıldığı New Orlians’ı ele geçirir, Nehir gemilerini zırhla kaplatır, içerilere ulaşırlar.
Güney limanlarını ablukaya alır, pamuk çıkarmazlar dışarıya. İngilizler ümidi kesince başka sahalar arar, kriz bizim Çukurova’ya yarar.
General R. E. Lee sıra dışı bir komutandır, Batı Virginia’dan yola çıkar, Kuzeylileri yene yene dayanır Pennsylvania’ya. Düşünün Washington DC bile tehdit altındadır, sadece 10 kilometre kalır Kongre binasına.
Kızılderili kabileleri (bilhassa Çeroki, Çoktav ve Seminole) ata topraklarını geri alma ümidiyle destek olur konfederasyona.
Dananın kuyruğu Gettysburg Muharebesi’nde kopar. Güney’den 75, Kuzey’den 82 bin asker çatışır, üçte biri mevta.
Güney takviye ulaştıramaz, Kuzey ise eksileni anında yerine koyar, üstünlük sağlar. General Lee üç koldan sarılınca teslim olmak zorunda kalır ve beyaz bayrak kalkar (3 Temmuz 1863).
The end! Buraya kadar!
Biliyor musunuz bu iç savaşta ölenlerin sayısı I. ve II. Cihan Harplerinde ölen Amerikalılardan fazladır. Eğer siviller de sayılırsa 850 bini aşar. 13-14 yaşındaki çocuklar dahi silah altına alınır ve pek azı sağ çıkar.
DEMİR Mİ PAMUK MU?
Zaferi müteakip zenciler zincirden kurtulur, seçme seçilme hakkı kazanırlar. Bundan sadece beş gün sonra bir militan Başkan Lincoln’ün kafasına sıkar.
Savaşı müteakip Kuzeyliler mutedil davranır, Güneylileri cezalandırmaz. Ülke yeni bir gerginliği kaldıracak hâlde değildir zira.
Sonra ne olur? Güneyliler de sanayiye merak salar. Parayı bulurlar. Demek 1 kilo demir 1 kilo pamuktan ağırmış, yanlış öğretmişler okulda.
Savaş sonrası Klu Klux Klan adlı ırkçı bir örgüt çıkar, çok can yakar. Bunlar beyaz Protestanlardır, bilhassa zencileri hedef alır, Yahudi ve Katolikleri de yazarlar kenara. Maskeler, pelerinler takar, kukuletalı urbalara bürünür, gecenin kör vakti meşalelerle gelir evinizi tutuştururlar. Kolluk kuvvetleri tam altı sene seyreder, nedeeen sonra müdahale gelir akıllarına.
Klu Klux ilki 1920’de, ikincisi 1930’da olmak üzere iki defa daha hortlar, şimdi hücreler uykuda.
Kölelere hürriyetmiş laf! 1960’lı yıllarda Muhammed Ali gibi bir olimpiyat şampiyonu lokantaya alınmaz. Köpeklerle bir tutulunca ağırına gider, tutar madalyayı nehre atar.
KİM DAHA AMERİKALI?
Protestanlar kendilerini %100 Amerikalı sayar, Evanjelik propaganda ile siyonistlerin güdümüne girerler sonunda.
Evanjelikler Carter, Reagan, Baba Bush ve oğul Bush devrinde semirip kudurur. 11 Eylül tezgâhı ile İslam ülkelerine saldırır, Irak ve Afganistanı yakarlar.
Trump ayrı bela, bir İran’a saldırır, bir Venezuela’ya. Kanada, Küba ve Panama sırada. “Ama ben Grönland’ı da istiyorum” diye tepinir çocukça.
En tehlikelisi de Demokrat eyaletlere asker sevk etmesi. Bu muhafızların bir sürü vukuatı var, artık beyazı da ayırmıyorlar. Nitekim Minnesota’da Alex Jeff rey Pretti adlı vatandaşı yere yatırıp 10 kurşun doldurdular karnına. New York Belediyesi de karar çıkarır: ICE muhafızları belediye tesislerine sokulmayacak asla!
Peki bu gidiş çatışmaya döner mi? Amerika’da herkes silahlı zira.
Bazı Güneyliler 13 yıldızlı konfederasyon bayraklarını evlere arabalara asmaya başladılar bile “the south will rise again” (Güney yeniden yükselecek) afi şlerini yapıştırıyorlar sağa sola.
Ne dersiniz?
Rövanşa mı hazırlanıyorlar acaba?
SİYONİSTE DESTEK VERGİSİ
ABD iç savaşı vatandaşı gazetecilik, foto muhabirliği gibi mesleklerle tanıştırır, malum ABD başkanları mülakata, beyanata bayılırlar.
Savaş günlerinde yakınlarından haber almak isteyenler post ofisleri bunaltınca adrese teslim posta hizmeti başlar.
Ve hükûmet savaş masraflarını karşılamak için “gelir vergisi” toplar. Savaş biter ama vergi devam. Diyelim iş yerin var, yüksek dilimde %53,3 vergi yazarlar sana. Bunun sadece 13,3’ü eyalete düşer, onunla parklar, havuzlar, okullar yapılır, asayişi sağlanır, yol, su, elektrik, metro, tramvay artık ne geliyorsa aklına.
Verginin %37’si ise devlete gider, bununla silahlanır, darbe yaptırır, kargaşa çıkarır ve siyoniste para yollarlar vatandaşın rızası hilafına.

