Kanada Başbakanı Mark Carney, Davos’ta şöyle demişti:
“Kurallara dayalı düzen hikâyesinin kısmen sahte olduğunu biliyorduk. Bu kurgu faydalıydı. Çünkü Amerikan hegemonyasının sağladığı bazı ‘nimetler’ vardı. Bu yüzden vitrine tabelayı koyduk. Tabelayı camdan indiriyoruz. Eski düzen geri gelmeyecek. Yasını tutmamalıyız. Nostalji bir strateji değildir. Ama bu kırılmadan daha iyi, daha güçlü, daha adil bir şey inşa edebiliriz.”
Yani Mark Carney’e göre eski düzen bitiyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kurulu olan düzen artık sona geliyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da, “Dünya beşten büyüktür” sözünü sürekli kullanıyor...
Benzer bir söz geçenlerde efsanevi yatırımcı Ray Dalio’dan geldi. Cumartesi günü X hesabından bir makale yayınlayan Dalio şöyle diyor:
“Münih Güvenlik Konferansı'nda, 1945 sonrası dünya düzeni çoğu lider tarafından ölü ilan edildi. Daha spesifik olarak, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, ‘Onlarca yıldır olduğu gibi dünya düzeni artık yok’ ve ‘büyük güç siyaseti’ döneminde olduğumuzu söyledi. Bu yeni çağda özgürlüğün ‘artık verilen bir şey olmadığını’ açıkça belirtti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Merz'in değerlendirmesini tekrarladı ve Avrupa'nın önceki dünya düzenine bağlı eski güvenlik yapılarının var olmadığını ve Avrupa'nın savaşa hazırlanması gerektiğini söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ‘eski dünya’nın gittiği için ‘yeni bir jeopolitik çağda’ olduğumuzu söyledi.”
Makalenin devamında Ray Dalio şöyle bir açıklamada bulunuyor:
“Ülkeler arasında beş ana kavga türü vardır: Ticaret/ekonomik savaşlar, teknoloji savaşları, sermaye savaşları, jeopolitik savaşlar ve askerî savaşlar. Onları kısaca tanımlayarak başlayalım.
1. Ticaret/ekonomik savaşlar: Tarifeler, ithalat/ihracat kısıtlamaları ve bir rakibe ekonomik olarak zarar vermenin diğer yolları konusundaki çatışmalar.
2. Teknoloji savaşları: Teknolojilerin paylaşıldığı ve ulusal güvenliğin korunan yönleri olarak tutulan çatışmalar.
3. Jeopolitik savaşlar: Çatışmalar değil, müzakereler ve açık veya zımni taahhütler yoluyla çözülen toprak ve ittifaklar üzerindeki çatışmalar.
4. Sermaye savaşları: Yaptırımlar (örneğin, bunu sunan kurumları ve hükûmetleri cezalandırarak para ve krediyi keserek) ve sermaye piyasalarına yabancı erişimi sınırlama gibi finansal araçlarla uygulanan çatışmalar.
5. Askerî savaşlar: Gerçek çekim ve askerî güçlerin konuşlandırılmasını içeren çatışmalar.”
Benzer şeyleri söyleyen başka uzmanlar da var. Dalio silahlarla yapılan savaştan önce ekonomik savaş da olur diyor. Öte yandan artık gelişen ekonomiler de var. Dünyanın birçok yerinde turizm gelişiyor. Ülkeler yatırım yapıyor. Eski dünya yok. Birçok ülkenin farklı alanlarda yatırımları var. Türkiye, Brezilya, Endonezya, Malezya ve Meksika gibi ülkeler eskiye oranla çok güçlendiler.
Avrupa Birliği de ABD’nin son zamanlardaki tavrı ve Ukrayna-Rusya çatışması nedeniyle bir yol ayrımında. Artık Avrupalılar ABD’ye bağlı olmadan silahlanmak ve askerî olarak kendi birliklerini kurmak istiyorlar. Yapabilirler mi? Ekonomik kapasiteleri buna uygun. Tabii ABD buna ne der? Türkiye gibi ülkeler artık bölgelerinde çok güçlü...
Eski dünya, yeni dünyanın ihtiyaçlarını karşılayamıyor! Ekonomik olarak da eski düzen gitmiyor. Üstünlük söylemi de işe yaramıyor.
Dalio, sermaye ve paranın küresel ölçekte giderek daha stratejik bir araç hâline geldiğine işaret ederek, “Sermaye, para, önemlidir. Bugün tüm dünyada sermaye kontrolleri uygulanıyor ve bunun kimleri etkileyeceği belirsiz” ifadelerini kullandı.
Dalio’ya göre, bu tablo henüz aktif bir sermaye savaşı yaşandığı anlamına gelmiyor ancak küresel finans sisteminin böyle bir çatışmaya sürüklenme riskinin artık göz ardı edilemeyecek kadar gerçek bir endişe kaynağı hâline geldiğini gösteriyor.
İkinci Dünya Savaşı öncesi de 10 yıl ekonomik savaş oldu. Sonra gerçek savaş çıktı... Savaş çıkar mı bilmiyoruz ama dünya bir bilinmeze doğru gidiyor...

