BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

TRT 2’ye minnetlerimle...

Bayramın ikinci günü... Yani geçtiğimiz cuma... Saatler 15.00’e yakın... TRT 2’ye çevirdim kanalı, açık net ve söyleyeyim umutsuzca... O da ne? Bir bay ve bir kadın “Bir Yeşilçam Hikâyesi” adlı bir program sunuyorlar. Arkada da müthiş bir saz grubu ve harika solistler... 1965’li yıllarla 1970’li yılların ortalarına doğru çevrilmiş filmler ve o filmlerdeki alaturka şaheserleri... Hayranlıkla izledim, dinledim, gençlik anılarım ayaklandı... Bu programı düzenleyenleri, sunucuları, sazı ve solistleri hayranlıkla takdir ederim, izin verirlerse...

UEFA’dan ağır çalım!
Bizim onca masrafla kurduğumuz malum stadımıza son iki yılda yaptığımız ekler ne yazık ki boşa gitti. UEFA, İngiliz yaygarasına boyun eğerek malum finali bizden alıp Porto’ya taşıdı. Bu UEFA Yönetim Kurulunda da bizden biri var... Büyük bir kulübün de üyesi... Zaten bizim Federasyon’da da yer alıyor. Zaten kimler yok ki! Ne yapar orada acaba? Şayet bugün 15 yaş genç bir Şenes Erzik olsa idi oralarda, bu cinayet işlenebilir miydi?

FB TV rezaleti!
Maçlar bitmiş, şampiyon ve ikinci ortaya çıkmıştı da acaba yeni bir hayal kırıklığı yaşanan Fenerbahçe’de durum ne idi? Şöyle bir bakayım dedim ve malum programın sonunu yakaladım. Vay anam vay! Malum doktor efendi ve iki adet amigo yorumcu neler neler konuşuyorlar. Baklava, börek, kadayıf, kebap ikramlarını anlatıyorlar. Şöyle bir düşündüm de, son derece normal buldum. Eh bu yönetimlerin televizyon kanalı da ancak böyle olurdu.

Müzede yer kaldı mı?
Beşiktaş, Antalyaspor’u da yenerek Türkiye Kupası’nı da müzeye götürdü. Yani bir sezonda duble... Kolay işi değildir. Hem de sınırlı imkânlarla... Ne var ki elde çok kiralık var. Eh, kim bilir belki de yeni yeni kiralıklarla tanışacağız yeni sezonda... Önemli olan malın doğrusu, iyisi almak ve kullanmasını bilmek... Sergen Yalçın futbolculuk hayatında ne devirler yaşadı, nerelerden geldi geçti.

Rıza Hoca’m devir değiştirdi!
Rıza Çalımbay bu ülkenin Bülent Korkmaz, Müjdat Yetkiner ve firari santrfor ile birlikte her türlü futbol çağının oyuncusu olmuştur. Teknik direktörlük hayatında da sezonlara hep iyi başlamış ama nedense ikinci yarının dördüncü-beşinci haftalarından sonra inişe geçmiştir. Bu defa tam tersi oldu. Rıza Kardeş’imiz soru işaretleri ile başladı herkesi ürküten ama  hatta bazılarını şampiyonluk potasından uzaklaştıran müthiş bir final hocalığı sergiledi. Devamını diler, kutlarım tabii ki... Serpil Hamdi Tüzün Hoca’m ne eser sundun be!

Derneklere dikiz!
Fenerbahçe dernekleri ortak bir açıklama yaparak, önlerindeki yeni genel kurulda Ali Koç’u destekleyeceklerini duyurmuşlar... Vah ki vah! Bir grup taraftar da stadın önünde ince bir protesto gösterisi sunmuş. Eee sonra mı? Siz Fenerbahçe’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz acaba? Ama müthiş bir aşama var. Önce yedincilik, sonra altıncılık ve şimdi de üçüncülük... Az mı yani?

Çok değerli bir şampiyonluk!
Beşiktaş daha önceleri de şampiyon olmuştu. Ama bu defaki bir hayli değişik idi... Parada büyük sıkıntı... Dolayısıyla takımda oyuncu sıkıntısı... Kenarda henüz büyük takımlar tecrübesi olmayan hoca... Kaleciler desen, daha bebe... Bir ara santrforsuz da kalınmış... Joker Necip devamlı iş başında... Ve de rakiplerin kadrosu öyle zengin ki, her maça tamamen yenilenmiş bir on birle çıkılabilecek kadar... Benim en çok dikkatimi çeken Josef’in ağlayışı oldu. Neden mi? Atiba gibi bir temel taşın görevini al, belki de uyumadan, yemeden-içmeden oyna ve kazan. Kolay mı?

Yine de Terim Hoca!
Galatasaray hayli rötar yaptığı yarışta yine son haftaya şampiyonluk adayı olarak çıktı. Oysa kadro hayli geniş idi. Daha fazla puanla çıkılabilirdi. Ama ne var ki çok maçta oyuncu ve görevlerindeki yanlış tercihler buna mâni oldu. Bir de iç savaş yaşadı Galatasaray... Bence de en büyük rakibi bu oldu. Şimdi geleceğin doğru Galatasaray’ı mı var, yoksa yeni iç savaşı kızışmış Galatasaray mı?

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619005 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/kemal-belgin/619005.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT