BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Muslera'yı tanıdınız mı?

Nerede ise 70 yılı geçtim futbol maçlarını seyretmiş olduğumdan bu yana... Şunu demek istedim, Galatasaray'da Turgay Ağabey’den yani Turgay Şeren'den bu yana Galatasaray kalesinde Muslera kadar faydalı bir kaleci görmedim. Az mı? Bu sezon 11. senesi Muslera'nın... Ve bu ülkede bu kaleciye olmadık eleştiriler yapan futbol cahilleri vardır. Bu kaleci aynı zamanda millî forma ile dünya üçüncülüğü kazanmıştır. En son da son maçta nerede ise tek başına takımına puan kazandırmıştır.

Batshuayi hâlâ kalacak mı?

Beşiktaş takımının müthiş (!) santrforu Batshuayi denen kişi oyundan alındıktan sonra ne kulübeye uğradı, ne de hocası ve arkadaşları ile temas kurdu. Doğru soyunma odasının yolunu tuttu. Tamam bu kaçırdığı ikinci penaltı idi ama bu başka şey... Olur mu olur... Ancak oyundan çıktıktan sonraki davranışından sonra bu oyuncuya bir daha bu tarihî forma giydirilmemelidir.

Rossi büyük para diye mi?

İsmail Kartal Hoca; onu bunu bir kenara bırakalım, aldığı sonuçlarla görevini fazlası ile yapmıştır. Ama aynı İsmail Hoca şu Rossi’ye nasıl da doksan dakika dayanmıştır, hayret! Acaba diyorum, bonservisi 5 milyon avro (kendi aldığını bilmiyorum) diye mi kazık kakıyor? İsmail Hoca, koca maçı on kişi oynadığının farkına varamadı mı acaba? 

Abdullah Avcı’nın kupa intiharı!

Başlıkta ne demek mi istedim? Efendim, Trabzonspor kendi evinde 1-0 kazandığı Kayserispor yarı final maçının rövanşına öyle bir orta saha ile çıkıyordu ki, sormayın... Hamsik, Bakasetas ve Abdülkadir... Daha maç başlamadan değerli kardeşim Ömer Üründül ile telefonlaştık. Ve şu görüşte birleştik: Trabzonspor bu orta saha ile Kayserispor'dan fark yiyerek elenir... İnanmayanlar ikimizin telefonunu dinlesin... Çünkü bu orta alanın savunma gibi bir mesai vermesi mümkün değildi. Zaten Hikmet Hoca da orta alandan elini kolunu sallaya sallaya gönderdi oyuncularını... Ama Avcı Hoca arızanın sol önden kaynaklandığına kanıp yangını büyüttü. Sonuç mu? Duble kaçtı... 

Hakemin yazı turası faul mu?

Yahu futbolun hangi kademesine baksanız içinizden öfke, şaşkınlık fışkırıyor. Mesele bu defa da derbinin hakeminin maçın başında yazı tura işini bilmem ne para ile yaptığı... Ne yani bu para ile maçın sonucu mu belirleniyor? İşinize bakın işinize...

Adın Ferdi olursa...

Ferdi bence bu son maçın en iyi oyuncusu idi. Hem savunmada hem de hücuma katkıda kusursuz oynadı denilebilir. Ama adı Ferdi diye herhâlde, oyundan alındı. Hem de 93. dakikada vallahi! Onun görev yaptığı bölgeden Fenerbahçe bir gol yese acaba ne olurdu? Söyleyeyim mi? Formalara bir yıldız daha eklenir idi!

Şu yıldız meselesi!

Yeter ama! Şu formalara yıldız işini bu ülkeye bazı küçük değişiklikler sunarak ben teklif ettim. Demiştim ki, 10 şampiyonluğa bir yıldız bizde çok gecikir, bu nedenle 5 şampiyonluğa bir yıldız yapalım... Dönemin federasyonu da işlerin yoğunluğundan dolayı bir sezon sonra diye teklifime cevap vermiş idi... Bu bir zorunluluk değildir, cahiller! Hatırladığım kadarıyla Real Madrid, Juventus, Manchester United'ın birlikte planladıkları bir fantezidir. Bugün federasyon isterse, "Kaldırdım" diyebilir. Kimse de sesini çıkarma hakkına sahip değildir. Bu sadece bir şıklık yapıdır. Siz isterseniz formanıza 20 yıldız koydurun... Ben sadece gülerim...

İzmir'de dram, Ankara'da bayram!

Hem Altay hem de Göztepe küme düştüler. Yani tarihî iki kulübün takımları... Karşıyaka çoktan bitmişti, İzmirspor yok olmuş idi... Bakalım ülkenin üçüncü büyük bu şehrinin futbolunu kim ayağa kaldıracak? Bu arada başkentimiz Ankara'da da bayram vardı. Ankaragücü geri döndü. Umarım baştakiler gereken devam planlarını hazırlamışlardır. Bir de şu eski efsane başkan İlhan Cavcav'ın Gençlerbirliği gelse...

İşte gerçek spor, voleybol!

Bilmem Fenerbahçe-Vakıfbank kadınlar voleybol final serisinin ikinci etabını izlediniz mi? Şayet kaçırdıysanız, yazık olmuştur. Şimdi seri 2-2 oldu. Bugün son maç var. Sakın kaçırmayın! Çünkü bugün ülkemizde gerçek spor mücadelesi kadınlar voleybol maçları ve de basketbol erkekler maçları... Futbol mu? Eh derbiyi izlemişsinizdir sanırım... Ne kadar yazık olmuş harcanan elektriğe ve gözlere...

İdam edilen üçlüyü nasıl tanıdım!

Yıl yanlış aklımda kalmadıysa 1960'ların sonuna yakın idi... Ankara'daki yakın çocukluk arkadaşım Ahmet'in evine gitmiş idim... Birkaç gün kalacaktım. Akşam sofraya otururken kapı çaldı. İçeri üç kişi girdi. Şuradan buradan derken, yol yorgunu olduğum için müsaade isteyip odaya çekildim. O da ne? İçeriden bir konuşmalar geliyordu ki sormayın... Birileri devleti ele geçirmek için sallayıp duruyordu. Ertesi gün Ahmet bunların başkentten arkadaşı oldukları söyledi. Neyse, aradan bir süre geçtikten sonra o gece gördüklerimin Deniz Gezmiş ve ekibi olduğunu gazetelerden gördüm. Ahmet de kısa bir süre sonra tutuklanmıştı. Bana bir sorun da anlatayım size bunları... Hele hele şu muhalif televizyonların bülbülleri... Yahu sahi, bir devletin başkonsolosunu kimler öldürmüş idi?  

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626967 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/kemal-belgin/626967.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT