BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Metin Öztürk, yazıklar olsun!..

Haberi okuduğumda inanamadım. "Galatasaray Tüzüğü’ne göre 'Galatasaray'ı temsil eden' Galatasaray Başkanı'na hakaret eden futbolcu için" hem de hiç zaman geçirmeden "gerekeni yaparak, gereken 'en doğru' kararı veren" Galatasaray Başkanı'nı eleştiriyordu, "Galatasaraylılar için 'kutsal olan' o makam için yarışan ve de iddialı olan" Galatasaray Başkan adayı…
O aday, "Belhanda'nın 'Galatasaray Başkanı'na ve yönetimine televizyonlarda açık açık hakaret ettiği için' kapının önüne konulması" ile ilgili olarak gazetecilere diyordu ki…
"Ben başkan olsam konuyu Hoca'mıza bırakırdım. Basketbol ve voleybolda olsa yönetim bu refleksi göstermezdi. Belhanda'nın kabarık dosyasından bahsediyorlar. Herhâlde bazılarının jetonu geç düşüyor. Zamanında yollama, takım şampiyonluk yarışındayken gönder. Hiçbir elle tutulur tarafı yok."
"Kime güvendiği çok açık olarak bilinen" bu küstah, izansız futbolcunun "pespaye sözlerine ve hakaretine karşı alınan çok haklı 'kovulma kararını' alkışlaması" gerekirken… "Fatih Hoca'ya selam çakarak onun desteğini alma" yarışına katılıp, genel kurulda "birkaç oy fazla almak için" Galatasaray Başkanı'nı işaret ederek "Herhâlde bazılarının jetonu geç düşüyor" diyebilen "Galatasaray Başkan Adayı" Metin Öztürk'e, ben de "Yazıklar olsun" diyorum.
Hoca'sının ona gösterdiği "büyük müsamahadan şımaran" bir küstah ve pervasız futbolcuya elbette "Cezasını vermek için, Hoca'sına bırakılacak suçlar" vardır ve zaten bırakılmıştır, "kabarık dosya" budur.  Amma… "Bu kabarık dosyadaki suçlar için" Hoca, ne yazıktır ki, "hiçbir ceza vermemiş" aksine "bu futbolcuyu" baş tacı etmiştir!..
Dahası, "kovulma kararına kadar" Hoca'ya olan saygıdan, sabredilmiş, müdahale edilmemiştir. Ne var ki, "bu defa suç, 'doğrudan Başkan'a ve kulübün yönetimine karşı işlenen' hakaret suçudur" ve de "o kabarık dosyadaki suçlardan" değildir!..
Mesela, tribünlerde artık "sahadaki lakayt oyunu ve disiplininden mahrum davranışlarına tepki koyan taraftar grubuna karşı gösterdiği tepki gibi" suçlardan değildir!..
Bu "saha içi davranışlar için" karar takımın hocasına bırakılmıştır ve de doğrudur!..
Nitekim saha içinde "olaylara karışan ve mesela "küfretmekten ceza alan" hocalara da "müdahale etmemiştir", Başkan ve yönetim…
O anlık, "tahrik ve tepkiler", dünyanın her yerinde spor salonlarında ve sahalarında "olur" böyle olaylar… "Kabarık dosya" ile "Başkan'a ve yönetime hakaret" arasındaki fark budur, Sayın Metin Öztürk.
Yarın "seçilirseniz" diye, "anlamanız için" yazıyorum; o "kutsal" makamı koruyacaksınız ve korumak için ne yapılması gerekiyorsa, "Takım, Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna gidiyor olsa bile, 'eğer hocanız kılını bile kıpırdatmıyorsa' siz yapacaksınız; unutmayın… Yoksa tüzüğün "Başkan, Galatasaray'ı temsil eder" maddesini açık açık paspas etmiş olursunuz!..   
Ne yazık ki… "Ben başkan olsam konuyu Hoca'mıza bırakırdım. Basketbol ve voleybolda olsa yönetim bu refleksi göstermezdi" diyorsunuz… Anlaşılıyor ki, "Başkan adayı olarak, 'mesela yarın seçilirseniz' basketbolda ve voleybolda 'bu suçu işleyen' sporcuları (!) görmezden, duymazdan geleceksiniz"; öyle mi?
"Galatasaray Başkanı ve yönetiminin "böyle yapacağını" nereden biliyorsunuz ki; bir örnek var mı?..
Ama, bir söz vardır; "Kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi"; ne dersiniz Sayın Metin Öztürk, öyle mi?..

Bir G.Saraylı diyor ki…
Galatasaray Divan Kurulu Üyesi ve Disiplin Kurulu "eski" üyesi Ayhan Yeğinsu, Fatih Terim Hoca'mıza bir mesaj yolladı…
Galatasaraylıların "büyük bir bölümünün görüşlerine tercüman olduğu için" bu mesajı sütunuma alıyorum:
Diyor ki, Yeğinsu; "Bu sene çok eleştirdim, bence haklıyım da... Galatasaray'a bugüne kadar çok katkın oldu, bizlere kimselere nasip olmayan Başarıları yaşattın, eline, koluna, ayağına, emeğine, alın terine sağlık... Binlerce teşekkürler...
Ama dün gece yapmış olduğun basın toplantısında söylediklerine katılmadığım gibi, Galatasaray Teknik Direktörü koltuğunda oturduğun müddetçe Galatasaray'a profesyonelce hizmet etmekte olduğunu hatırlatmak isterim...
Galatasaray Üyesi olarak hakların "dondurulmuş" durumda, onun için söylediklerine dikkat edeceksin, hiç kimse Galatasaray'dan daha büyük değil, sen dâhil...
Hoca'm sen Denizli ve Malatya'dan yediğin goller (2) nedeniyle şampiyonluğu kaçırmadın... Sen kendi sahanda Trabzon, Karagümrük, Rize, Sivas maçlarında verdiğin puanlar ve küme düşen Ankaragücü'ne mağlup olduğun için şampiyonluğu kaçırdın... Hem de açık ara kazanabileceğin bir şampiyonluğu...
Onun için gönderme yapmak yerine şapkayı önüne koyar düşünürsen bence Galatasaray için daha hayırlı olur..."

Büyük turların ilki; Giro ve biz!..
Dünyada "yüzlerce milyon seyircisi ve izleyeni olan" ve de benim için de "futbolun bir sezon boyu süren çirkinliklerinden kurtuluş ekranım olan"  bir spor branşıdır, bisiklet ve bisikletin "üç büyük turu"; İtalya / Fransa / İspanya…
İtalya ile başlar, Fransa ile zirveye çıkar, İspanya ile sone erer; bu spor ziyafeti…
Giro ile başladı, 21 etaplık Giro… Yarısından fazlası geçildi. Eski Sky, yeni İneos kulübünün Kolombiyalı genç yarışmacısı Egan Bernal "genel klasmanın zirvesinde" ama "zor etaplar" art arda geliyor.
Saatlerce "İtalyan'ın doğal güzelliklerini ve tarihi yapılarını, yerleşimlerini bol bol seyrederek", bu "dopingden temizlenmiş" sporu keyifle izliyoruz; Eurosport kanallarında…
Neden?.. Türkiye Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu'nda, "ülkemizin doğal güzelliklerini ve binlerce yıllık Anadolu tarihini bütün dünyaya ekran görüntüleri ile taşıyacak" bir "etaplar rotası" tespit etmiyoruz?..
Böylece, Türk turizmi için "çok büyük" üstelik "tek kuruş harcamadan 'bütün dünyaya, milyonlarca turist adayına açık' bir reklam kampanyası" yapılmış olmayacak mı?..

Şaka!..
Ali Koç "Yeniden adayım" dedi…  Zaten gazeteci kardeşlerim haftalardır spor sayfalarında yazıyor, TV ekranlarında "Aday olacak" diyorlardı… Dahası… "Yönetim Kurulu sil baştan olacak" diyorlar, yazıyorlardı… Daha da dahası… "Futbol takımı sil baştan" diyorlar, yazıyorlardı…
Biz de, "kulübün her tarafı, her kurulu, her kişisi sil baştan" olur da, "Baş" genellikte koltuğunda kalır…
Bazen de "tersi olur"; Başkan "sil baştanı" kendisinden başlatır; Göztepe Başkanı Mehmet Sepil gibi "Ben yokum, bırakıyorum" der, gider…
Düşünüyorum; acaba "hangisinin yaptığı" doğru?..

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619038 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/619038.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT