BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Söz Torrent’in!..

Nihayet “bir gazeteci / yorumcu” çıktı; “Söz hakkı savunmanındır” dedi ve “geldiği günden beri yerden yere vurulan” Torrent’i karşısına aldı, ona “Konuş” dedi; helal olsun Osman Tanburacı’ya!...
Torrent’in söylediklerini okudukça, içim sızladı; “eleştiriyi çöpe atan ‘kin ve öfke dolu söz ve yazıları’ ile Galatasaray’ın hocasına ‘nefes alma imkânını’ bile çok görerek” onu TV ekranlarında ve spor sayfalarında “Vurun Abalıya Korosu” hâlinde insafsızca hırpalayanların bilmem ki “Onun savunmasını dinlerken, okurken” vicdanları biraz sızladı mı?..
İşte söyledikleri… “100’de 100” demeyeyim ama  “100’de 51’den çok ama çok daha fazla” haklı…
“… Daha ilk günden hedef olduk. Hakkımızda söylenenleri duyunca ‘Ben bu insanlara ne yaptım’ diye kendime sordum. Guardiola ile 11 yıl çalışmış, 23 kupa kazanmış bir teknik adama ‘acemi’ diyorlar. O gerçekten bir dâhi, dünyanın en iyi teknik direktörü. Tam 23 kupa kazandık. Benim de bu başarılarda katkım olduysa ne mutlu. Biz buraya kalmak için geldik, tatil için değil. Hayatımda bir kere yan yana gelmediğim, futbol üstüne tek kelime fikir paylaşmadığım insanlar hakkımda ileri geri konuşuyorlar. O insanlar, aslında beni değil G.Saray’ı linç ediyorlar.”
“… Başarı için sabır lazım. Ama burada kazanamıyorsanız dört ayda gönderilirsiniz. Vicente Del Bosque, Frank Rijkaard, Luis Aragones, Dirk Advocaat, Roberto Mancini… Ne var ki bu hocalar gönderilmiş. Gönderilirsem de gocunmam.”
“… UEFA ve Süper Kupa’nın üzerinden 22 yıl geçmiş. Sadece armamız, geçmişimiz veya ismimizle bir şeyler kazanamayız, her gün daha iyisi için çalışmalıyız. Nitekim geldiğimde G.Saray düşme hattındaydı, stabil hâle getirdik ama ne acılar ve ne zorluklar yaşadığımızı biz biliyoruz. Yönetimin ibrasızlıkla karşılaşması iyi olmadı. Çünkü dışarıda ne olursa olsun, onun içeriye de etkisi oldu.”
“… Seçim sürecinin hem takımın hem de kendimin motivasyonunu etkiledi. Başkan adaylarının bizimle çalışmak istemediklerini açıklamaları işimizi daha da zorlaştırdı. Biz adayların projelerine elbette saygı duyarız ancak o açıklamalardan sonra, 50 gün boyunca takımı motive etmeye çalıştık. Oyuncular haberleri takip ediyor ve sürekli teknik direktörleri için ‘Şöyle kötü, böyle kötü, gönderilecekler’ deniliyor. Böyle bir ortamda nasıl motive edeceksiniz oyuncuları?”
“… Geldiğimizde bir haftaya sıkışmış üç maç vardı önümüzde. Bilgisayar programları yoktu, temizlik elemanları ve hijyenik bir ortam yoktu. Yerlerde eşyalar, ortada çıkarılıp bırakılmış kablolar vardı. Sanki Florya terkedilmiş gibiydi… Analiz departmanını sordum birine, o da bilmediğini kendisinin de muhtemelen gönderileceğini söyledi. Öyle de oldu. Biz gönderilirsek kurduğumuz sistemi tertemiz ve yerlerinde bırakacağız…”
“… Galatasaray’a geldiğinizde Yunus Akgün ve Emre Akbaba elinizde olsaydı, çok iyi şeyler olurdu, ikisini de çok beğeniyorum. Benim oyun tarzıma mükemmel oturuyorlar. Yunus eminim çok başarılı olacak.”
“… Ben devam etmek istiyorum, sizi mahcup edeceğim diye meydan okuma bana kalmış bir durum değil. Yapacağım ilk şey seçilen başkanı tebrik etmek olacak. Sözleşmesi biten oyuncular var ne olacağını onlar da bilmiyor. Almak için konuştuklarımız vardı, ne olacak bilmiyoruz… Şu an belirsizlik var.”

Dursun Özbek’e mesaj!..

“Seçim yapılırsa ‘Galatasaray’ın yeni başkanı olacak’ Dursun Özbek’e bir mesajım” var…
Sayın “yeni” başkan… Göreve geldiğinde, “peşin ve sabit fikirli’ olma… Torrent ile konuş… Onu “yakından” dinle ve yakından tanı… “Şu an Galatasaray için adı geçen ‘yerli’ hocalardan daha tecrübeli, bilgili” bir hocadır!... Dünya futbolunu “onlardan çok daha iyi” tanır, “nereye ve nasıl gittiğini” onlardan daha iyi bilir… Galatasaray’ın ihtiyacı olan futbolcuları da “yabancılar için” söylüyorum, “çoktan gözüne kestirmiş ve “kulübe en ekonomik bedellerle gelebileceklerin listesini” de cebine koymuştur!..
Türkiye’yi tanıdı, kulübü tanıdı… “Ne yapacağını, nasıl yapacağını” biliyor… Ona “enkazdan çıkardığı takım ile beraber olma” şansını verir ve arkasında durursanız, bu hem Galatasaray’ın hem de “Başkan olarak” sizin şansınız olacaktır!..
Not: Ne var ki, “Ondan kaliteli yabancı bir hoca getirirseniz” kararınıza saygı duyarım…

Onlar ve Biz!...

Dünya zenginlerinin dergisi Forbes “futbolun en zengin kulüpleri listesini” açıkladı; “Bir numarada, Barcelona’yı geçen” Real Madrid yer aldı.
İşte “ilk” on (Sterlin olarak): 1. Real Madrid: 4,1 milyar / 2. Barcelona: 4 milyar / 3. Manchester United: 3,65 milyar / 4. Liverpool: 3,54 milyar / 5. Bayern Münih: 3,4 / 6. Manchester City: 3,3 milyar / 7. PSG: 3,3 milyar / 8. Chelsea: 2,4 milyar / 9. Juventus: 1,9 milyar / 10. Tottenham: 1,86 milyar.
Real Madrid böylece “dolar olarak”, “Dünyanın en değerli spor kulüpleri” listesinde “5,1 milyar dolar” ile Dallas Cowboys (6,5), New York Yankees (6), New York Knicks (5,8), Golden State Warriors (5,6) ve Los Angeles Lakers’tan (5,5) sonra “altıncı en pahalı spor kulübü” oldu.
Biz neredeyiz, “nerede” en büyüklerimiz?..

Şaka!..

Sevgili Ömer Faruk yazıyor; “Hafta sonu Hakem Derneği tarafından Yalova’da organize edilen hakemler arasında turnuva maçı yapılmış. Kütahya ve Bursalı hakemlerin maçında Kütahya Dernek Başkanı, Dernek Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesine sert girince, yumruklaşmaya varan kavga çıkmış. Kütahyalı ve Bursalı hakemler sahaya dalmış, Bursalı bir hakemin parmağı kırılmış. Olayın görüntüleri, çeken gazetecinin elinden alınmış ve silinmiş.”
Hakemler Derneği ve Federasyon Temsilciler Kurulu Başkanı Abdurrahman Arıcı’nın bu çirkin olay için “görmemek, işitmemek ve konuşmamak” ilkesine yapışması normal!.. Merak ediyorum; Futbol Federasyonu Hukuk Kurulu ne yapar, acaba?..

Arda; bırakma!..

Galatasaray’ın, elbette Türkiye’nin de yetiştirdiği “en büyük sporculardan biri” olan Arda, bu sezon Galatasaray’ın yaşadığı kaosun kurbanı” oldu. Üzüntü içinde “Futbolu bırakıp, bırakmama arasında” gidip geliyor. Ve Taylan mesaj atıyor; “Sanmasınlar seni yalnız, biz hep buralardayız.”
“Galatasaray’ı henüz tam tanımamışsın” Taylan; “milyonlar ve milyonlar” Arda’yı yalnız bırakmaz; sen de “onun gibi” olmaya bak, yoksa “yalnız” kalırsın!..
Ve sen Arda, “sakın ola” bırakma; “sahada olmasan” da “Galatasaray’da olacağın o kadar çok yer” var ki!..

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
627684 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ocal-uluc/627684.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT