BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

VAKTİNDE ÖNLEYİCİ TEDBİR!..

Buna olsa olsa ‘’kurgulanmış tesadüf’’ denebilir:

Mübarek muharrem ayında, Kerbela kederinin takvim günlerinde Irak’ta Şiiler arası politik kargaşa çıkarıldı. Ama o kargaşa, fitne orada kalmadı. Aynı günlerde Ankara’da da eş zamanlı olarak 3 ayrı cemevine saldırı yapıldı. Bu da yetmedi ardından İstanbul’da Balıklı Rum Hastanesi ateşe verildi. Can kaybı olmaması sevindirici. Lakin, hasar büyük. Şüphesiz ki en kısa zamanda eskisinden daha iyi şekilde inşa edilecektir…

Aleviler, İslâm dışı bir unsur değildir.

Alevilik, iki esasa dayanır:

Muhabbet ve keder.

Bunlar da aynı merkezde birleşir. Alevi kardeşlerimizdeki ehl-i beyt muhabbeti takdire şâyandır. Hazreti Hüseyn efendimizle diğer ehl-i beyt bazı sahabelerin Kerbela’da başına gelenler için elem ve keder duymalarıysa anlayışla karşılanır. Asırlardır bu hep böyle olmuştur. Sünni gönül mimarları, bu takdir ve anlayışı gösterdikten sonra sözlerine itibara edenlere “Allahü teâlâ, elinizi kana bulaştırmadı, siz de dilinizi bulaştırmayınız’’ demektedirler.

Bu iki tavır, Alevi ve Sünni iki üsluptur.

Hakîkat bu iken ya hain, ya ahmak veya ajan birileri Ankara üzerinden Türkiye’yi yangın yerine çevirmek istediler. Polisin ilk tespitleri beklenen gibi olmuş, örgüt ilişkisi ortaya çıkarılmıştır. İtikatta Aleviler, milliyette Kürtler, bu vatanın azınlığı değil asli unsurlarıdır.

Rum, Ermeni, Musevi aidiyetler, imparatorluk sonrası mevzuatta azınlık, ekalliyet diye geçse de esasında bu da fiilî durumun tezahürü değildir.

İnsanlık, İslâm’la şereflenince Müslümanlar, Türkler İslâm’la saadete kavuştuğundan bu yana da millet ve cemiyetimiz her dinden inanç, mezhep, tarikat gibi kendine mahsus varlıklarla çok kültürlü bir hayat süre gelmekteler. Oysa Batı dünyası, bu kavramı henüz keşfetmiştir. Buna rağmen böylesi fitneler, bozgunlar çıkarılmaktadır. Fitnenin adam öldürmekten beter olduğu Bekara Suresi 191. ayeti kerimesinde ilâhî bir buyruk olarak haber verilmektedir.

Seçimlerin son dönemecine girildiğinde fitne, kargaşa ve bozgunun olabileceğini 6 aydır yazıp konuşmaktayız. 2023 genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini engellemek, şaibe düşürmek, lekelemek ve mümkün olursa meşruiyetini tartışılır kılmak için dış merkezlerde kotarılan sinsi ve hain planlar, yurdumuzda uygulamaya konmak isteniyor.

Kirli fitne dalgaları durmuyor:

Son bozgunculuk KPSS’de yaşandı.

Bu vak’ada FETÖ şüphesi kuvvetlidir.

DDK-Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla ânında olaya vaziyet etti. En üst seviyede görevden almalar oldu, yapılmış imtihanın iptaliyle yeni imtihan tarihi ilân edildi.

Bu hainlikler, ilk olmadığı gibi korkulur ki son da olmayacaktır. Fitne, bozgun, bâzen mevzii olarak çıkarıldığı gibi bazen de devletleri kapıştırma şeklinde de cereyan edebilir. Yunanistan’la yükselen tansiyonu, tabii seyrine düşürerek haçlı oyununu bozmalıyız. Bu devletle kapışmaya zorlanıyoruz. Ermenistan’la kısmi düzelme başlayınca bu defa Atina sahaya sürüldü. Üçüncü devlet ajanları, Balıklı Rum Hastanesi yangını gibi Batı Trakya’da da Müslüman Türklerin mektep, medrese, camilerini kundaklayabilirler. Buna karşı Ankara’nın ve tabiî ki Atina’nın dikkatli olması gerekir. Hatta Batı Trakya’da hedef olabilecek yerleri koruma konusunda Yunanistan’a güvenlik tedbiri teklifi de yapabiliriz.

Tuzakların kurulabileceği, saldırıların olabileceği her nokta önceden belirlenerek buralarda önleyici tedbirler alınmalıdır. Düşman uyumuyorsa su da uyuyamaz…

2023 seçimleri salimen, huzurla yapıldığında Türkiye’nin önü daha bir açılacaktır.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
630636 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/630636.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT